"Dünya düzdür" diyenler kazandı!

Arslan BULUT
Seçimden önce, Trabzon-Maçka’nın bir köyünde ilkokul mezunu bile olmayan bir vatandaşın, AKP propagandası yaparken “ABD, Irak’ı işgal etti, Türkiye’ye da aynısını yapacak. ABD ile arası en iyi olan parti AKP’dir. Dolayısıyla bizi bu badireden ancak AKP kurtarabilir. Oyunuzu AKP’ye verin!” dediğini bildirmiştim. Meğer bu propaganda öyle bir Karadenizlinin ters mantığının ürünü değil, AKP’nin yurt çapında giriştiği sistemli, planlı bir stratejinin ürünü imiş. Bu vatandaş, söz konusu propaganda cümlesini kendisi üretmemiş, köy imamından almış. Bu propaganda, AKP’nin milli duyarlılığı yüksek olan bölgelerde, bir yıl öncesinden köy imamları ve köy öğretmenleri üzerinden giriştiği genel propagandanın bir ürünü imiş. Köylere uğrayan olmadığı için kimse durumun farkında değildi. AKP’nin elde ettiği birçok köy imamı ve köy öğretmeni, Karadeniz’de, Irak olayını ele alarak, “Irak’ta Saddam döneminde ahlaksızlık yayıldı, sonuçta başına bombalar yağdı, Türkiye de Cumhuriyetin ilk yıllarından beri tam bir ahlaksızlık batağına düştü. Eğer AKP’ye oy vermezseniz, başımıza tıpkı Irak’ta olduğu gibi Amerikan bombaları yağacak!” dedi! Demek ki Tayyip Erdoğan’ın durup dururken, babasının anlattığı ekmeğin karneye bağlandığı 2. Dünya Savaşı dönemini gündeme getirmesi ve CHP’yi suçlaması da aynı propagandanın içinde bir unsur imiş! * * * AKP, bu seçim döneminde camiyi ve okulu siyasi propagandanın merkez üsleri olarak kullanmıştır. Diğer siyasi partilerin aklına bile gelmeyecek olan bu yöntem, ne yazık ki seçimlerin belirleyici unsurlarından biri olmuştur. AKP’nin, hiçbir cemaate mensup olmayan, rant dağıtamadığı köylülerden yüksek oranda oy almasının sebebi budur. Gerçi büyük şehirlerde de cami ve okulların, özellikle AKP’li belediyeler üzerinden kullanıldığını bilmeyen yoktur. İcat ettikleri fason öğretmenlik sistemi ve değiştirdikleri 15 bin okul müdürü üzerinden, velilere yönelik öyle bir propagandaya giriştiler ki halkın bundan etkilenmemesi mümkün değildi. Okul müdürleri, veli toplantılarını, AKP toplantısına dönüştürüyor, belediye başkanlarını davet ederek propaganda zemini oluşturuyordu. Biz, büyük şehirlerdeki propagandayı, somut örnekleriyle 2007 Nisan ayında gündeme getirmiş ve savcıları göreve davet etmiştik. Çünkü okullara siyaset sokuluyordu. 5 Nisan tarihinde verdiğimiz örnek şöyleydi: “İstanbul’da bir lisenin okul aile birliği, her öğrenci velisinden beş lira toplayıp, velilerin ve öğretmenlerin tanışması amacıyla bir salon tuttu! Toplantı başladığında ilçe belediye başkanı geldi ve okul için yaptıklarını anlatmaya başladı. Okullara siyaset sokmak şık bir davranış mı?” Bu tür girişimler, İstanbul’daki bütün ilköğretim okullarında ve liselerde artık herkesin alıştığı bir durumdu! Kimse kılını bile kıpırdatmadı. Okullar ve camiler üzerinden propaganda yapan ve insanların bilinçaltına hitap eden yöntemler kullanan AKP, alenen suç işliyordu ama, halk sahipsizdi. Çünkü artık Cumhuriyetin savcıları arasında da benzer kadrolaşma vardı ve yargı bağımsızlığı olmadığı için herkes kendi bacağını kurtarma peşindeydi! * * * Diğer siyasi partiler, klasik propaganda yöntemleri ile meydanlarda halka hitap ederek sonuç alacaklarını zannettiler! Denizli’den Mehmet Eskicioğlu’nun hatırlattığı gibi herkesin “dünya düzdür” diye inandırıldığı yerde Galile’yi “dünya yuvarlaktır” dediği için idam etmeye kalkışan zihniyet hortlamıştır. Galile, 1616 yılında idama mahkum edilmiş, mahkemenin önerisi üzerine “dünya düzdür” diyerek canını kurtarmıştı. Vatikan tam 364 yıl sonra, 1992 yılında kilise meclisinin 12 yıllık toplantısından sonra Galile’yi beraat ettirdi! Türkiye’nin 364 yıl beklemeye tahammülü var mı?
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş