Dünya Kadınlar Günü

A+A-
Agah Oktay GÜNER

Bildiğiniz gibi “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”dür. Kapitalist sistem piyasayı büyütmek için günler icat etmektedir. Bu yolla ekonomi gelişirken neticede insani ilgi, hassasiyet güzellikler de hatırlanmaktadır. Anneler, babalar, sevgililer, engelliler günü gibi. İnsanların kendilerini kaybettikleri şehir ve iş hayatı içinde bu vesileler onlara insani ilişkilerini diriltecek fırsatlar veriyor.
Bizim devlet, millet, sülale, aile hayatımızda kadının büyük yeri vardır.Tarihimizin, muhteşem bir coğrafyada şekillendirildiği düşünülürse Moğolistan’dan Orta Asya’ya fizik mekanı bir baştan bir başa kat eden gayretlerin harcı, kuvvet kaynağı kadındır.
Devletimizin geçirdiği sıkıntılı dönemlerde kurtarıcı bir şimşek gibi karanlığı aydınlatan kadınlarımız var. Esir edilen Tuğrul Beyin ardından ordunun başına geçip kurtaran Altuncan Hatun unutulur mu? Sultan Ahmet Meydanı’ndan İzmir’în işgaline güçlü hayır! sesleri gönderen Halide Edip Hanımdır. Milli devletin temelinde de onun ışık dolu gayretleri vardır.
Cumhuriyetimizin de çok değerli kadın şahsiyetleri var; bazıları meslek sahibi, eser sahibi değerler. Bazıları ise imparatorluğun milli devlet çizgisine çekilmesini omuzlayan erkeklerine, “Ben yanındayım. Yorgunsan bana yaslan” diyen şefkatli, sıcak sesli kadınlar.
Cumhuriyetin aile hayatıyla örnek şahsiyeti İnönü’nün eşi Mevhibe Hanım. Sessiz, sakin, dirayetli bir hanımefendi. Yıllarca asker yolu gözleyen, ahlak sahibi çocuklar yetiştiren, kocası zirvedeyken görünmeyen, on iki yıl cumhurbaşkanlığından sonra iktidardan düştüğünde, eşinin uğradığı her ihanette, birbirine eklenen yalnızlıklarda “üzülme, düşünme ben yanındayım”
diyen bir eş ve anne kadındır Mevhibe
Hanım.
Bir başka dev kadın; âleme çile çekerek şükretmenin, unutulmaz acılara sabretmenin güzelliklerini sessizce sergileyen Berrin Menderes’tir. Yassıada felaketinin en ışıklı cümlelerini söyleyen ve namaz kılarken kendisini tekmeleyen üniformalıya, “Asıl bela belayı gönderenden gafil olmaktır” diyen iman kayası Tevfik İleri’nin bu sözü Berrin Hanım’a adeta düstur olmuştur. Aynı düsturla, Vasfiye İleri, Muhterem Benderlioğlu gibi demokrat eşi zarif muhteşem hanımlar, yaşananlara sessiz bir sabır kalesi içinde direnmiştir.
Direnç sahibi bütün insanların gönlünde tasavvuf ateşi uyanır. Cumhuriyet döneminde bu sabır şahsiyetlerinin önderi Samiha Ayverdi’dir. Kendisine duyulan sonsuz saygı ve sevgi soyadını bir tarafa bırakarak onu “Samiha Anne” yapmıştır. Bütün bir ömrü peygamber ahlakı ve düzeni içinde yaşayan Samiha Anne yazarak, konuşarak, her nefes yaşayarak “İslamın örnek insanı” olmuştur.
Onun serdengeçtisi, hakikat sevdalısı Aziz Hocam Nazik Erik’tir. Bir nefes insanlara hizmetten geri durmadan doksan yıllık ömrünü eserlerle taçlandırma gayretine, sadece hürmet duyulur.
Bu hürmetin, muhabbet, gözyaşı ve derin ahlakla yoğruluşunun ifadesi şehit analarıdır. Eline kına yakıp asker ocağına gönderdikleri koç gibi yiğitler, şehit olunca “vatan sağolsun” diyen analar... Oğlunun kabri üstündeki çiçekleri gözyaşlarıyla büyüten analar...
İşte bu analar, devletimizi Viyana’dan Yeşilköy’e taşıdıkları gibi Rumeli medeniyetinin enkazını da omuzladı. Balkan konaklarından İstanbul camilerinin avlularına sığınırken, yaralarını “Ya Rabbi senindir, sendendir.” diyerek sardılar. İstiklal Harbinin bacıları onlardı.
Bütün kadınlarımızın ellerini öpüyoruz. Kadına karşı saygısızlık, çirkinlik bütün insanlığa yapılmıştır. Devlet bu vahşetin kökünü kurutacak kanuni ve idari tedbirleri almalıdır. Kadına duyulan saygı ve sevgi, Yaradana sunulan şükranın, nihayetsiz minnetin ifadesidir...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları