Dünyada eşimiz yok

A+A-
Ergun KAFTANCI

    BAŞBAKAN Binali Yıldırım nüktedan bir siyasetçi... Konuşurken dinleyenleri rahatsız etmeyen ve tebessüm ettiren yumuşak sözcükler kullanmaya gayret gösterir...

    Huyu!

    O nedenle birçok siyasetçiden farklı bir üslûba sahip...

    Baltayı taşa da vursa eleştiremiyorsunuz, latife çerçevesinde kalan anlatımına alkış tutuyor, gülüp geçiyorsunuz...

    .........................

    Bu defa öyle olmadı, Meclis'te konuşurken hastanelerin âcil servislerine

ilişkin sözleri tepkilere neden oldu...

    Başbakana göre sağlık kurumlarında öyle büyük gelişmeler (!) olmuş ki âcil servisler tedavi alanları olduğu kadar kız bakma alanları haline de gelmiş...

    Oğlunu evlendirmek için kız arayan, konu komşuyu alıp âcil servislere gidiyor, sabahtan akşama kadar kız bakıyormuş...

    Acaba sofralar da kuruluyor mu, köfteler, dolmalar, börekler yeniyor mu...

    .........................

    Yıldırım bu konuşmasıyla, sağlık hizmetlerinde ve kurumlarında gelişme olduğunu anlatmak istemiş olmalı...

    Ama örnek yanlış!

    ..........................

    Muhalefet, Başbakan'a yüklenirken AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, taş gibi lâf etti, "Dervişin fikri neyse zikri de odur" sözünü tersine çevirip "Dervişin zikri neyse fikri de odur" deyiverdi.

    Ha Ali Veli, ha Veli Ali gibi...

    Başbakan'ı derviş yapmakla kalmadı, zikriyle fikrinde takdim tehir yaparak muhteremi aklamaya çalıştı...

    İşgüzarlık kötü, insanı çoğu zaman zor durumda bırakabiliyor!

    .........................

    Yarın medyada "Âcil servisler çöpçatanlık alanı oldu" ya da "Âcil servisler kız arayanlarla dolup taşıyor" şeklinde haberler çıkarsa hiç

yadırgamayın...

    Velhasılı kelâm, Başbakan'a göre sağlık hizmetlerindeki sorunlar bitti, hastanelerimiz hızlı bir gelişme ve yeni bir anlayışla "Görücülere" açıldı dostlar!

    .........................

    Noktayı koymadan sorayım, Sağlık Bakanı Recep Akdağ Başbakan'ın bu değerlendirmesine ne diyor acaba!?  

 

 Hangi yasayla yapılacak

-----------------------------------------

    5091 SAYILI yasaya göre bugüne kadar beş bin kişi Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığına alınmış...

     Suriyeli 300 bin sığınmacı da yurttaşlığa alınırsa nüfusumuz 80 milyonun kapısına dayanacak... AKP'liler uzmanca ifadelerle (!) 2023'te nüfusumuzun yüz milyona ulaşabileceğini söylüyorlar...

     "Bu topraklar 100 milyon insanı besler" diyorlar...

     Besler ama bugün izlenen tarım politikasıyla zor besler...

     AB'ye uyumlu bir tarım politikasını sürdürmeye devam edersek tarımsal  ürün ithalatını daha geniş boyutta yapmak zorunda kalırız...

     Mesela buğday; her yıl 20 milyon tona ihtiyacımız var, ürettiğimiz miktar ise 16 milyon ton, 4 milyon ton açığımızı el âlemden ithal edeceğimiz buğdayla kapatacağız...

     Buna neden olan, tarım politikamız...

     .........................

     Tahminlere göre 2023'te buğday ihtiyacımız 32 milyon tona çıkacak. İthalat da o oranda artacak ve 12 milyon tona ulaşacak; nüfusumuz yüz milyon olacak diye övünen ve şimdiden göbek atmaya başlayarak kalabalığı büyük devlet olma faktörü sayanlar bunları düşünüyor mu!

     ........................

     Geçiyorum...

     Sığınmacıları 5091 sayılı yasaya göre uyruğumuza alabilmemiz için başvuranların birçok koşula uygun durumda olması lâzım.

     Birincisi, yurttaşlığa alacağımız kişi beş yıl ve kesintisiz olarak Türkiye'de yaşamış olacak. Bu maddeye takılmayacak sığınmacı sanıyorum pek az...

     Dolayısıyla, planın uygulanması ve engelin aşılması için yasada bazı değişikliklerin yapılması şart...

     .........................

     Diğer koşullar da şöyle; başvuran kişi iyi Türkçe bilecek, iyi ahlâk sahibi olacak, sabıkası bulunmayacak, geliriyle bakmakla yükümlü olduğu insanları geçindirecek bir sektörde çalışacak...

     300 bin sığınmacıyı alacağız diyen bütün bu koşulları hazırlamak zorunda.  

     Yeni bir yasa çıkarırken tepkileri de mutlaka dikkate almak lâzım; bu konuda ne düşündüğünü anlamak için öncelikle millî iradeye başvurmak gerekecek...

     Bakalım akıllarına koyduklarını yapmak için nasıl bir prosedür izleyecekler göreceğiz....

 

ONDAN BUNDAN

--------------------------

    SAVUNMA Bakanı Yardımcısı kafiyeli bir isme sahip, Şuay Alpay, ay ay ayyy...

    Şu söylediğine bakın...

    "Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın sünnetine uymamız lâzım"

    Zavallı...

    Haddi olmadığı halde fetva vermeye kalkmış...

    Böylece Tayyip Bey'e peygamberlik yakıştırmaya yeltenmiş...

    Düşünmeden söylediği bu cümleyle İslam'ı ve Müslümanları zedelediğini göremeyen bakan yardımcısı Alpay inşallah, AKP için yok hükmündedir . 

    NE oldu biliyor musunuz?

    Rusya ve İsrail ile küslükler eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun sırtına yıkıldı, âlâ-ı valâ ile AKP'nin ve hükûmetin başına getirilen hocanın bu küslüklere neden olduğu iddia edilerek üstü kaşla göz arasında çizildi...

    Davutoğlu'na yeni anayasa hazırlığında ve başkanlık konusunun kamuya mal edilmesinde ağır hareket ettiği suçu da yüklendi ve yaratılan havaya bir de sığınmacıların yurttaş yapılmasına sıcak yaklaşmaması eklenince olanlar oldu...

     Muhterem yolcu edildi...

      ......................

    Siyaset, nankörlük dolu bir beşeri ilişki yumağıdır. Bu tanıma örnek arayanlara önerim, lütfen bkz AKP...

  

BİR SÖZ

--------------------

     HER kapı açılır, yeter ki açmasını bil...

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları