Dünyamız

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Dış basın, uzmanların dünyamız hakkında yaptıkları açıklamalarla dolu. Küresel ısınma ve bunun neden olduğu doğal felaketler zinciri insanoğlunun içinde yaşadığı ve nimetlerinden yararlandığı dünyamızı, bir mirasyedi hovardalığı ile harcamakta olduğuna işaret etmekte ve “bu sömürüye bu dünya çok daha fazla dayanamaz” mesajı verilmektedir. İçinde yaşadığımız 21. Yüzyıl, Kuzey ve Güney Kutuplarındaki buzların erimesinden kaynaklanan denizin yükselmesi ile meydana gelen su altında kalan sahil ülkelerinin, kuraklıktan göç eden insanların, depremlerle tayfunların yaratacağı felaketlerin ve bunlardan kaynaklanan hastalıkların hikayeleri ile tarihe geçeceğe benziyor. Uzmanlar “çareler”  öneriyor. Çevreciler bu yönde faaliyetlerini artırıyorlar. Ancak, dünyanın sonunu getirecek olan bu hovardalığa etkili bir çare var mı?

Uzmanlara göre su sarfiyatı, toprağı ve doğal kaynakları sömürme, orman yangınları ve doğal dengeyi koruyan yaratıkların yok edilmesi devam ederse, 2030 yılında ikinci bir dünyaya ihtiyacımız olacaktır. 29 Ekim tarihli Cyprus Mail’de, bu konuda kapsamlı bir yazı yayınlandı. Avrupa’da ve Amerika’da da bu konu son yılda enine boyuna incelenmiştir. Netice? İnsanoğlu, kendi yurdunu yok etme yarışındadır ve uzmanların ikazları şimdilik pek etkili olmamaktadır. Her ülkede gittikçe artmakta olan arabalardan çıkan karbon dumanları arzın tavanını delmiştir. Ozon tabakasının aldığı bu yaranın çeşitli etkileri ile dünyamızda var olan güzellikler yok edilmekte deri kanseri vakaları artmakta, iklim değişikliği ile tabiat sarsılmaktadır.

Uzmanlara göre 50 ülkede devamlı veya mevsimsel su kıtlığı başlamıştır. Kıbrıs muhakkak bunların arasındadır. Fakat “su tasarrufu nedir?” sorusunu ne soran vardır ne de çare arayan. Dünya nüfusunun dörtte üçünün milli yiyecek sarfiyatlarını yaşadıkları ülkeler karşılayamamaktadır. Toprak verimini kaybetmiştir. İnsanoğlu, dünyanın verebileceğinden %30 fazlasını sarf etmektedir. Bu konuda gelişmiş ülkeler ve özellikle Çin ile ABD başı çeken müsrifler arasındadır.
Ekonomik kriz de, insanoğlunun kazancından fazlasını harcama alışkanlığından kaynaklanmıştır. Şimdi hükümetler, telaş içinde baş başa vererek bu felaketi önlemek için çareler aramaktadırlar. Vakit geçmeden, dünyanın kaynaklarını da hiç bitmeyecekmiş gibi harcamaktan kaynaklanan çevresel krize, aynı hassasiyetle eğilmezlerse, 2030’dan sonra karşılaşılacak sorunlar aşılamayacak büyüklükte olacaktır diyor uzmanlar. Cyprus Mail’deki yazının Türkçe tercümesini dağıtmakta ve okullarda çocuklara  “tabiatı koruma” bilinci aşılamaya başlamakta yarar vardır.

Yazarın Diğer Yazıları