Dünyanın sekizinci ‘harikasına’ ders!

Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Sevgili okuyucularım; size, vatanımızın has evlatlarından Rafeal Sadi Beyefendi’nin bir ’feryadını’sunacağım. Bu metni Türk milliyetçiliğinin emektarlarından sevgili İbrahim Metin gönderdi. Rafeal Sadi vatandaşımızın sözleri gerçekten çok ilginç. Belli ki, olan-bitenler karşısında içi yanıyor. Ama gönderilen yazının başında bir başka ilginçlik daha var. O da Sayın Metin’e ait olan cümledir. O cümle şudur: “Kendisini, yönettiği milletten saymayan, dünyanın sekizinci ‘harikasına’ ders!” İşte bu cümleyi Sayın Metin’e sorduğumda “Sarkozy bir Macar Yahudisi. Ama kendisini hep bir Fransız olarak ifade etti. Ya bizimki?” dedi ve sustu. Sayın Metin haklıydı.  “Ya bizimki?” sorusunun cevabı hepimizi yaralıyor. İşte burada Rafeal Sadi Beyefendi’nin sözleri “Dünyanın sekizinci harikasına” gerçekten çok anlamlı bir ’ders’niteliğindedir... Buyurun efendim okuyalım: “Türk ve Türkiyeli kavramlarının ortalıkta dolaşması kesinlikle gizli bir bölücülük. İlginç ve güzel bir mozaik olan Türkiye’nin yapısını kökünden sarsmaya dengeleri alt üst etmeye sebebiyet verebilecek bir durumla karşı karşıyayız gibi geliyor bana.
Ben, ecdadı 1492 yılında İspanya’daki engizisyondan kaçıp Osmanlı Türkiyesince kucak açılmış ve kabul edilmiş, Yahudi dinine mensup bir Türk vatandaşıyım.
1955 yılında doğup 1961 yılında ilkokul 1. sınıfına girdiğim günden itibaren “Türküm doğruyum çalışkanım” tümceleri ile beynime benim Türk olduğum kazıldı. Bayrağım ve Millî Marşımın ne olduğu öğretildi ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kurucusu Atatürk’ün söylediği “Ne mutlu Türküm diyene“ sözünü okul duvarında, kitabında ve her türlü malzemenin üzerinde öğrenerek bilinçlendirilerek büyüdüm.
Şimdilerde birileri kalkacak ve bana “yok kardeşim sen Oğuz ve Kayı boylarından, Orta Asya’dan gelmediğin için Türk değil Türkiyelisin” diyecek ve ben de “ha peki haklısınız diyeceğim”.
Hadi canım sen de!
Ne olacak benim 50 yıllık eğitimim, öğrenimim. Ne olacak 32 yaşına gelmiş oğluma, 29 yaşına gelmiş kızıma verdiğim Türk eğitimi kimliği, şimdi kalkıp kendilerine “kusura bakmayın çocuklar, biz Türk değilmişiz, sadece Türkiye’liymişiz” mi diyeceğim? Bunun adına milleti bölmek, halkı parçalamak denmez mi? Kimse bana üst kimlik, alt kimlik hikâyeleri anlatmasın. Her birimiz bu ülkede ne olduğumuzu biliyoruz. Dinlerimiz, ırksal veya yöresel farklılıklarımız olabilir ve bu hiç bir zaman bizleri rahatsız etmedi. Şimdi ne oldu da birden bire azınlık sayılacakmışım? Benim atalarım kendilerine özel haklar verebilecek azınlık statüsünü Lozan Anlaşması’nda bile kabul etmemişler. “Biz Türk vatandaşıyız” deyip azınlık haklarını red etmişlerdir.
Lütfen dikkat edelim. Birileri Türkiye ile oynamak istiyor. Yarın e... öbür gün bakacaklar ve “eee bakın sizin tamamınız Türk değilmiş. 70 milyon Türk’ten şu kadarı Kürt, şu kadarı Alevi, şu kadarı Süryani, şu kadar Keldani, bu kadarı Laz, öbürleri Yahudi, bilmem ne kadar Ermeni, kala kala 1 milyon Türk kaldı. Bu kadar Türk için de bu kadar 777 bin kilometre kare arazi fazla. Gelin şunu efendi efendi paylaşın” diyecekler. Ne olacak o zaman?
Gözümüzü 4 değil 24 açsak yetmez, bu iş yanık kokuyor. Sizi bilmem, bana Türk değil de Türkiyeli denmesi beni rahatsız eder.
Rafael Sadi”
Değerli okuyucularım; gerçek şu ki; ‘Türkiyeli’ sözü, aklını kiralamamış herkesi rahatsız ediyor. Ama emperyalizmin uşaklarının -çürük iplerle hazırladıkları- bu Gordion Düğümü’nü de kesinlikle çözeceğiz!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş