Düşmanlıkla Trabzonluluk olmaz..

A+A-
Murat TAŞKIN

Trabzonspor’un kongresinde yaşananları hukuk adına yadırgasam da, garipsemiyorum. Çünkü, bu ülkede tepeden tırnağa kadar dolaylı veya dolaysız olarak hukuk yok, hükmetmek çok... Bakın, en tepelerde kimin, kimlerin yetkisini kullandığını.. Bakın, mahkeme salonlarında hüküm vermek için oturan hakimlerin bir gecede nasıl yer değiştirerek, farklı kararlar verdiklerini.. Bakın kesinleşen Yargıtay kararlarına rağmen, kimlerin sokaklarda cirit attığını.. Bakın, bakın, bakın! Velhasılı kelâm bakılan her yerde, hani deniyor ya; “Türkiye hukuk devleti, guguk devleti değil” denilenin gerçekte  tam tersi uygulama var. Hal böyle iken, siyasetinde, sosyal hayatında, ekonomisinde, kültüründe, asayişinde “birleşik kaplar misali” bir ülke olan Türkiye’de, durumun spora sirayet etmemesini beklemenin de hayalcilik olacağına göre, kongreye divan başkanı seçiminin tam bir haksızlık içinde yapılmasını da artık yadırgamamak lazım!.. Ama, Sabri Sadıklar gibi sporun içinden gelen ve de son genel seçimlerde MHP listesinden Trabzon’da milletvekili adayı olmuş bir ismin, bu haksızlığı görüp divan başkanlığını kabul etmemesi gerekirdi diye düşündüğümü de açık açık ifade etmeliyim. Sonrasında yaşananları yadırgamak, garipsemek mümkün değildir. Çünkü, “Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir.” Kavga, dövüş, haksızlık ve de her haliyle bir simge,bir abide olan Trabzon’a yakışmamazlık.
 

Özak’a haksızlık

İş bununla bitse idi keşke.. Ama, Başkan Hacıosmanoğlu’nun , öyle veya böyle Faruk Özak için “.. Özak benim azılı düşmanımdır” diye konuşması, işin kin ve nefret boyutuna kadar taşınması demektir. Kin ve nefret üzerine kurulu bırakın bir imparatorluk, bir ailenin bile yaşaması mümkün değildir. Zaten de öyle oluyor. Trabzonspor’un efsane isimleri, Ali Kemal, Hüseyin, Bekir, Serdar, İlyas gibi isimler, başkanın Faruk Özak ile ilgili söylemlerine büyük tepki gösterdiler. Söylediklerinden bazıları: “Özak’ı düşman gören zihniyete acırım.” Özak’a yapılanları bize yapılmış sayıyoruz. “ ” Bu zihniyet Trabzonspor’u yönetemez.
Görünen ve anlaşılan o ki, Trabzonspor maddi bir krizden çok manevi bir boşluk ve ayrışma içinde. Para bir şekilde bulunur. Ama, kin ve nefret tohumları ve ötekileştirme üzerine inşa edilmeye çalışılan bir yapının ayakta kalması çok ama çok zordur. Trabzonspor bugün, böyle bir tehlikeli yolda epeyce mesafe almıştır. Bu durumda söylenebilecek şey şudur: “Beyler lütfen, biraz frene basın, durun. Şapkanızı önünüze koyun ve insan olmanın tek özelliği ile düşünün. Tuttuğunuz tarz tarz değil, gittiğiniz yol yol değildir.”

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları