Duygular zehre dönüşürse

Duygular zehre dönüşürse

Bir dostum vardı 30 yıl önce... Sonra izini kaybettim. Birkaç kez düştüm peşine, ama bulamadım. Belki de derin bir kayboluşu seçmiştir dedim ve vazgeçtim sonra. Bir akşam vaktiydi. Evine davet etmişti. Sesi berbattı. Endişe içinde, tez zamanda vardım yanına. Gözbebeklerinde çok derin bir acının izlerini görüyordum, kaçamak bakışlarında. Bir masada oturmuş, ağlıyordu. "Gitti hocam, o gitti, tek bir cümleyle gitti" diyor da başka bir şey demiyordu.

Kimin, nereye gittiğini sordum. Aşık olduğu, evlenme hazırlıkları yaptığı kadının, "Artık ben ABD'de yaşayacağım, gidiyorum" diyerek kendisini terk ettiğini anlattı, ağlamaklı bir ses tonu ve bölük pörçük cümlelerle. Ve sonra başını iki elinin arasına aldı. Dirsekleri masada. Uzun bir süre hıçkırarak ağladı.

Ve sonra yaşlı, kızarmış gözlerle dönüp baktı bana. Ve şöyle dedi: "Ben de gidiyorum..."

Kararlıydı, nedenini sormadım, nereye gideceğini sordum sadece.

"Bilmiyorum, belki de her yere. Ya da onun olmayacağı bir yere" dedi.

Gitti İstanbul'dan. Tam 20 yıl boyunca Anadolu'yu dolaştı.

Ve 10 yıl önce bir büyük sürpriz! Erzurum'da buldum izini.

Hiç kimseyi sevmemiş o kız gittikten sonra. Ve sevmeyecek de. Kimselere açılmamış. Acıyı içine gömmüş. Yaşı elliye yakındı, ama çok yaşlı, yıpranmış görünüyordu yüz hatları.

İşte o sırada bir kez daha anladım ki, iç dünyadaki keskin ve taşkın duygular bir yolunu bularak yüzeye çıkıp yaşanmazsa şayet, amansız bir zehre dönüşerek tüm benliği ve bünyeyi esir alırmış...

***

BEYEFENDİ

Karını sevmediğini ispatlamak

Adam, "Artık karımı sevmiyorum" diyerek boşanma davası açmış. Karısı ise mahkemede kocasını sevdiğini söylemiş. Mahkeme adamdan karısını sevmediğini kanıtlamasını istemiş. Haberi okuyunca bıyık altından güldü. Üç beş saniye sonra ise gülüşü yüzünde dondu aniden. Konu ciddiydi çünkü... Kendisi için değil ama. Zira evlenip boşanmalar konusunda orta halli bir avukat kadar bilgi birikimine sahipti Beyefendi.

O hemcinsleri için endişe ediyordu.

Ve bir soru sordu kendine:

İnsan karısını sevmediğini nasıl kanıtlayabilir?

İlk elde akla gelenler... Karına kötü davranırsın, söz hakkı vermezsin, hırpalarsın. Kibar, haysiyetli bir adama asla yakışmaz.

Duygusal eziyet edersin. O da olmaz. Kocalık görevlerini yerine getirmezsin. Olmaz. Evli olduğun sürece koca gibi davranmak zorundasın. Karını durmadan aşağılar, insan yerine koymazsın. Bu da olmaz. Hem ayıp, hem de onu aşağılarken kendini de aşağılamış olursun. Dedikodusunu yaparsın karının. Yakışır mı usta sana böyle işler? Yakışmaz. Özgürlüğünü kısıtlarsın. Hödük bir kocaysan mümkün, ama biz duyarlı adamlardan söz ediyorduk! Olmaz, olabilemez. Karının kariyerini engellersin. Bu durumda da senden çok gerilerde kalacak bir kadınla evlilik yürütmenin zorluklarına katlanırsın. Yalancı şahit. Geçiniz...

Karını sevmediğini kanıtlamak çok zor diye mırıldandı Beyefendi. Karşında, duygularını anlamak için dinleyen birileri yoksa eğer...

***

İŞTE O KADAR

Hedefin ne kadar değerliyse, ona giden yoldaki engelleri o kadar kolay aşarsın.

***

OKUYUNUZ

Sarah Jio'dan "Mart Menekşeleri".

"Bir kadının yüreği sırlarla dolu bir denizdir..."

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş