Edebiyatımızda vatan ve Namık Kemâl'in vatan sevgisi

Ahmet SEVGİ

“Vatan tutmak, vatan hasreti, vatan sevgisi” gibi tabirlerle dile getirilen ve duyguların en yücelerinden birisi olarak bilinen vatanperverlik bizim edebiyatımızda eskiden beri var olagelmiştir. XI. asır sonlarından itibaren kitleler halinde Anadolu’ya gelerek buraları vatan tutan ecdadımız bu toprakları, uğrunda gözlerini kırpmadan canlarını feda edebilecekleri mukaddes bir vatan bilmişlerdir. Halkın sözcüsü durumundaki şairlerimiz de yazdıkları şiirlerde vatanı bazen  “sevgili” ye, bazen “cennet”e, bazen de “anne”ye benzeterek vatanperverliğin zihinlere iyice kazınmasını sağlamışlardır.
XIV. yüzyıl şairlerimizden Ahmedî: “Kaddün hayâli duttu gözümde vatan belî//Her kanda serv olsa yeri cûybâr olur.” beytiyle, hayalinden hiç gitmeyen sevgilisini “gözümde vatan tuttu” diyerek “vatan tutma” kavramının sosyal hayatta ulaştığı mevkii bize göstermiş olmaktadır.
XV. asırda, ağabeyi İkinci Beyazıt’la giriştiği saltanat mücadelesini kaybederek vatandan cüdâ kalma bahtsızlığına düşecek olan Cem Sultan’ın henüz 19 yaşında iken yazdığı aşağıdaki gazeli, XIX. yüzyılın ikinci yarısı ile XX. yüzyılın ilk çeyreği arasında edebiyatımızda görülen vatanperverlik akımının ilk müjdecisi değil midir?
“Cân dimağına ereli bûy-ı vatan//Dil diler kim görüne rûy-ı vatan//Çeşme-i hayvândan ey cân hoş durur//Ben garîb ütâdeye cûy-ı vatan//N’ola cândan istesem çün yig durur//Bâğ-ı cennetten bana kûy-ı vatan//Gönlüm eyler dâ’imâ anı taleb//Bend olaldan bana gîsû-yı vatan//Hurrem olup cân ile her dem safâ//Dil sabâdan alalı bûy-ı vatan//”
Hz. Peygamberimizin “vatan sevgisi imandandır”  sözünün de tesiriyle, bizim edebiyatımızda hemen her zaman vatan sevgisi işlenmiştir. Ancak, onu zirveye taşıyan şüphesiz ki Namık Kemâl olmuştur. Onun, Atatürk’ü de etkilediği bilinen: “Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini//Yok imiş kurtaracak bahtı kara mâderini”  beyti nasıl unutulabilir?...
Şairimizin “Vâveylâ” şiirinin üçüncü “nevha” sındaki: “Git vatan Kâbe’de siyâha bürün//Bir kolun Ravza-i Nebî’ye uzat//Birini Kerbelâ’da Meşhed’e at//Kâinâta o hey’etinle görün” mısraları ile tasvir edilen o günkü vatanımız Nihad Sami Banarlı’nın ifadesiyle  “Başı İstanbul’a yaslanmış, saçları Balkanlar’da dalgalanan, göğsü Anadolu’da ve kalbi yine orada çarpan; fakat bir kolu Hz. Muhammed’in yurduna uzanmış, öbür kolu Kerbelâ’ya el atmış”  muhteşem bir vatandı. Ama ne yazık ki zamanla o muhteşem vatanın gür saçları yolunarak kolu kanadı kırıldı. Ve nihayet iç ve dış düşmanların bağrına hançer saplamayı kolladıkları talihsiz bir “anne” hüviyetine büründü.
Namık Kemâl sadece şiirlerinde değil, nesirlerinde de vatan sevgisini çeşitli yönleriyle ele alıp işlemiştir. Onun “Vatan” ve “Hubbü’l-Vatan Mine’l-Îmân” adlı makalelerinde dikkate şayan tespitler vardır. İşte size “Vatan” makalesinden vecize niteliği taşıyan birkaç cümle:
 “Bebek beşiğini, çocuklar oyun alanını, evlat atasını hangi duyguyla severse, insan da vatanını aynı duyguyla sever.” “İnsan vatanını sever; çünkü Allah’ın en yüce lütfü olan hayat, vatanın havasını solumakla başlar.” “İnsan vatanını sever; çünkü onun maddî varlığı vatanın bir parçasıdır.” “Vatan fikri; millet, hürriyet, kardeşlik, ecdada hürmet, âileye sevgi gibi birçok yüce duygunun bir araya gelmesiyle vücut bulmuş mukaddes bir düşüncedir.”
Namık Kemâl “vatan” la ilgili bu güzel duyguları yaymaya çalışırken Tevfik Fikret’in: “Toprak vatanım, nev’i beşer milletim, insan//İnsan olur ancak bunu iz’ânla, inandım.” beytiyle vatan surunda açtığı gedik maalesef giderek genişledi. Böylece de vatansızlar ve milliyetsizler etrafı sardı. Gelinen nokta ortada... Ne diyelim, gün onların günü...
Ölümünün 120. yılında vatan şairi Namık Kemâl’i rahmetle anıyoruz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş