Eden bulur...

Ahmet SEVGİ

“Etme bulma dünyası... Eden bulur... Hak yerde kalmaz... Hak yerini bulur...” Hiç şüphe yok ki bunlar ayaküstü söylenmiş sözler değildir. Atalarımız tecrübe imbiğinden geçirdikten sonra söylemişlerdir bu sözleri... Dolayısıyla, bunlar tartışma götürmez hakikatlerdir.
Gerçekten de dünya bir etme bulma yeridir. Kimsenin ettiği yanına kâr kalmaz. İnsanlar yaptığı kötülüklerin cezasını muhakkak çekeceklerdir. Belki bu dünyada, belki öbür dünyada... Belki de bu cezalar çocuklarına miras kalacaktır.
Bana sorarsanız, kötü kişiler cezalarını öncelikle bu dünyada çekerler. Şöyle etrafınıza bir bakınız: Kimi bulamıyor, kimi buluyor yiyemiyor, kimi kazanıyor bereketi yok. Kimi de hem kazanıyor, hem yiyor ama ağzının tadı yok. Yazık ki kimse bu olumsuzlukların sebebini araştırmıyor.
Rahmetli annem “Ayağını taş kaksa Allah’ın bir ikazı bil” derdi. Yani bizim kültürümüzde bir felaketle karşılaşıldı mı önce kendimizi gözden geçirme esastır. Diğer bir ifade ile insanlar bir musibetle karşılaştıklarında “Kime haksızlık yaptım acaba?” diye kendi kendilerine sorarlardı. Bugün Anadolu’da bu güzel geleneğin hâlâ yaşamakta olduğuna şahsen ben çok şahit oldum.
Hoca, iyi hoş da “deveyi havutuyla yutanlar”  bir eli yağda bir eli balda dolaşıyorlar, diyeceksiniz. İlk bakışta haklı gibi görünseniz de unuttuğunuz bir şey var: “Allah imhâl (mühlet) eder, ihmâl etmez.” Yani Allah kötüleri cezalandırmakta acele etmez, zamana yayar. Ancak, bazıları bu mühleti yanlış yorumlayarak “Allah kötülüklerimize karşı bizi cezalandırmıyor” zehabına kapılıyor.
Bu mesele Mevlâna’nın Mesnevîsi’nde de söz konusu edilir. “Tanrı suçuma bakmıyor, günahıma karşılık bana bir şey yapmıyor, şayet yapıyorsa hani cezamın belirtisi?” diye soran birisinin bu sorusunu Şuayıp aleyhisselam C. Hakk’a iletir. Allah’ın cevabı şöyledir:
“Tanrı, suçları pek örterim ben dedi, sırlarını söylemem; belâlara uğradığına ancak bir belirtiyi söyleyeyim. Cezasını verdiğimin bir tek belirtisi şu: Kulluk ediyor, oruç tutuyor, duâ ediyor. Namaz kılıyor, zekât veriyor, daha da başka şeyler yapıyor hani... Fakat bir zerrecik bile can tadı bulamıyor. Kulluklar ediyor, yüce işler işliyor ama bir zerre bile tat alamıyor. Kulluğu güzel ama mânâsı güzel değil. Cevizler çok ama içleri yok. Tat gerek ki kulluklar meyve versin... İç gerek ki tohum ağaç olsun. İçi olmayan çekirdek hiç fidan olur mu?”
Mevzuumuzla alakalı şu atasözü de önemlidir: “Üveye etme özünde bulursun, geline etme kızında bulursun.” Ziya Paşa’nın da bu mealde bir beyti var:
“Halka gadr eyleyenin âkıbeti hayr olmaz./
Kendi bulmazsa da bir gün olur evlâdı bulur.”/
Yukarıda da işaret ettiğimiz üzere, bazen yapılan kötülüklerin cezası miras yoluyla evlada da intikal edebiliyor. Çocukların ne suçu var, denilebilir. Ama mademki evlat anne babanın malına mülküne varistir. Cezaya da varis olması pek de mantığa aykırı görünmüyor. Helâl süt emmiş olmaya özel bir önem atfedişimizin temelinde yatan gerçek de bu değil midir?
Kısacası; dünya etme bulma yeridir. Kötülük yapan cezasını muhakkak çeker... Keşke başımıza gelen felaketlerin bilerek veya bilmeyerek işlemiş olduğumuz hataların neticesi olabileceğini düşünebilsek... O zaman eminim cemiyet hayatı daha huzurlu olacaktır

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş