Egemen KKTC ve Kıbrıs Türkü'nün varoluş imtihanı...

A+A-

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum lider Hristo-fiyasko’nun 1 Temmuz görüşmelerinin ardından “tek egemenlik ve tek vatandaşlık” konularında prensipte anlaştıklarının açıklanması inanılır gibi değildir. Dahası Talat’ın Rum tarafında yayımlanan Alithia gazetesine verdiği mülakatta KKTC’nin olası bir çözümde “eyalet” olarak yer alacağını açıklaması, yani egemen KKTC’yi güçsüz-egemen olmayan bir konuma indirgemesi oturduğu makamı tartışmalı hale getirmiştir. Ettiği yeminini ve Kıbrıs konusunda alınmış tüm kararları çiğnediği inancıyla Talat’a tepkiler yağmaktadır.

KKTC Cumhurbaşkanı Talat artan ve yoğunlaşan bu tepkilere cevaben, katıldığı bir televizyon programında, “yeminine sadık olduğunu”, “KKTC’yi yüceltmeye çalıştığını” ve “KKTC’nin tasfiye edilemeyeceğini” vurgulamıştır. Bu açıklamaların pratikte nasıl gerçekleşeceğini göreceğiz. İnşallah Cumhurbaşkanı Talat dediğini yapar; o zaman bütün Türk Milleti arkasında olacaktır.
Cumhurbaşkanı Talat’ın, bir başka televizyon programında, büyük tepkilere neden olan “Tek egemenlik, tek yurttaşlık” sözcüklerinin ortak açıklama metnine dâhil edilmesine ise, “Fakat gördüm ki bunu eğer kabul etmezsem, o iş orada çökecek, bu ilan edilecek ve görüşmelere başlanamayacak.. Biz bir esneklik göstererek sürecin durmamasını sağladık” demesi hatalı bir yolda yürüdüğünü göstermektedir. Hristo-fiyasko’nun baskı ve tehditleri altında “evet” dediğini açıklaması kendisine ve makamına hiç yakışmamıştır. Hiçbir KKTC yetkilisi Rum’un tehdit ve şantajına boyun eğemez. Sırf müzakereler devam etsin diye Rum’a ödün veremez.Bizi yönetenler milli davamızda gereken cesaret ve kararlılığı göstermek zorundadırlar.
Egemen eşitliğimizin olmayacağı bir anlaşmayla Rum’a yamalanıp Girit’teki gibi yok olacağımız açıktır. Müzakere masasında, hiçbir şartta -taktiksel veya başka herhangi bir amaçla- eşit egemenliğimiz, Kıbrıs’ta iki halkın varlığı, Kıbrıs Türkü’nün self determinasyon hakkı-kendi geleceğini belirleme hakkı- ve Anavatan Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğü pazarlık konusu yapılamaz; yapılmamalıdır...

Rum tarafı Kıbrıs Türkü’nü esaret altına alamayacağı bir anlaşmaya taraftar değildir. 8 Temmuz tarihinde düzenlediği basın toplantısında Hristo-fiyasko esas hedeflerini yinelemiştir. Hristo-fiyasko’ya göre:
Kıbrıs Cumhuriyeti mevcuttur... Birleşik Devlet Federasyona dönüşecek ve Türkler buna katılacak... Kıbrıs Cumhuriyeti, BM üyesi bağımsız bir devlettir... Bir bölümü Türkiye’nin işgali altında olan bağımsız bir devlettir... Federasyon, BM kararlarının da öngördüğü şekilde, iki toplumlu, iki kesimli İiki eyalet’ten oluşacak... Eşit statüye ve eşit yetkilere sahip iki eyalet... Devlet Birleşik olacak... Ekonomi birleşik olacak... Bu da federal hükümet, merkezi hükümet ve merkezi federal anayasa tarafından sağlanacaktır... Kıbrıs’ta iki devlet yoktur, Kıbrıs Cumhuriyeti vardır... Bunu yenilemek, modernize etmek istiyoruz... Egemenlik ve vatandaşlık tek olacak, tek uluslararası temsiliyeti olan bir devlet olacak... Hiçbir Felsefe bunları yıkamaz, yıkılmasını kabül etmeyiz.. Talat, Annan Planı’nda da olan eyaletlerin yetkilerini Egemen şekilde kullanmalarını istedi, ben bunu kabul etmedim... İlkelerden ödün vererek Talat’ın işini kolaylaştırmayacağımı ona söyledim. her iki toplum bir devletçiği, isterseniz eyalet deyin, aynı sorumluluk ve yetkilerle yönetecek... Ancak şunu net bir şekilde söylemek gerekir ki, bu toplumların-eyaletlerin yetkileri ve nitelikleri aracılığıyla ifade edilen siyasi eşitlikleri, bölünme veya homojen etnik bir nüfusa dayanacağı anlamına gelmez... Yani sadece Kıbrıslı Türklerle ya da Türkçe konuşanlara ait ayrı ülke anlamına gelmez... Bu nedenle göçmenlerin geri dönüş ve mülkiyet haklarının sağlanmasını istiyoruz ve bu başarılmalıdır...Aksi halde kumun üzerine inşaat yaparız ve doğru koşullara sahip olmayız Başlayacak kapsamlı görüşmelerde müzakere zemini tek egemenliği, tek vatandaşlığı, tek uluslararası temsiliyeti olan BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarında ifade edildiği üzere siyasi eşitliğe sahip iki bölgeli-iki toplumlu federasyon olacağı üzerinde Talat’la anlaştım... Müzakere zemininin netleştirilmesi 8 Temmuz anlaşmasından ileri bir adımdır... İki liderin ilk kez tek egemenlik, tek vatandaşlık ve tek uluslararası temsiliyeti olacak bir federasyonda anlaşması önemlidir... Bu tek başına büyük öneme haizdir...
Hristo-fiyasko’nun bu açıklamaları yetmezmiş gibi, AKEL Politbüro üyesi Nikos Katsuridis de 7 Temmuz’da Rum basınında yayımlanan açıklamasında “Talat çift egemenliği hiçbir zaman gündeme getirmedi” demiştir...
Rum hükümet sözcüsü Stefanos Stefanu ise, aynı gün yayımlanan açıklamasında “Talat’ın daha önce tek egemenlik ve tek vatandaşlığı kabul etmezken, sonradan tavır değiştirerek bunları kabul ettiğini” söylemiştir... Bütün bunlara emperyalist ABD’nin Avrupa ve Asya’dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Fried’ın geçtiğimiz haftaki Kıbrıs ziyaretinde yaptığı “ABD olarak iki kesimli, iki toplumlu federasyon, tek millet, tek vatandaşlık ve bölünmemiş bir ülke görmek istiyoruz” diyerek adada iki ayrı halk bulunduğu gerçeğini inkâr etmesi hazırlanmakta olan tezgâhı, Amerikalının “pişkin’liğini” iyice su üstüne çıkarmıştır. Kıbrıs’ta KKTC’nin ve Kıbrıs Türkü’nün varlığı ve geleceğiyle ciddi şekilde oynanmaktadır.
Tehlike Annan Planı döneminden daha vahimdir. Ulusal güçlerin, KKTC’ye inanan Mukavemetçi halkımızın süratle toparlanarak herhangi bir oldubitti ile karşılaşmadan ve de çok geç olmadan, yasal zeminlerde devletimize sahip çıkacak adımları atmaları zaruridir. Kurtuluş savaşımız asıl şimdi başlıyor. İç ve dış mihraklara karşı Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Sakarya’da “Varoluş imtihanı’ndan” alınlarının akıyla çıkmış olan kahraman ecdadımıza layık olduğumuzu göstermenin zamanı gelmiştir...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları