Eğitimin sorunları...

A+A-
Ahmet SEVGİ

2012-2013 eğitim ve öğretim yılı başlıyor. Minikler eğitime başladılar bile. Üniversiteler peyderpey açılıyor. İlkokul, Ortaokul ve Liseler Pazartesi ders başı yapacaklar. Ama ne yazık ki her yıl olduğu gibi bu yıl da okullarımız birtakım sorunlarla açılıyor. Bu sene bildik sorunlara bir de 4+4+4 sistemi eklenince işler iyice Arap saçına döndü.
Televizyonlarda gösterilen vitrinlik üç-beş okula bakarak işlerin yolunda gittiğini söylemek kendi kendimizi aldatmaktan başka bir anlam ifade etmez. Taşraya çıkın, varoşlara gidin, kameralarınızı oradaki okullara çevirin, bakalım ne ibretlik manzaralar göreceksiniz... Vazgeçtik miniklere göre ayarlanan lavabo ve sıralardan. Doğru dürüst tuvaleti olmayan, suları akmayan okullar. Kışın ısınma problemini çocukların her sabah beraberlerinde getirdikleri tezekler ve odun parçaları ile gidermeye çalışan idareciler. Okulun kırık camlarını nasıl değiştireceğini düşünen, kapanmayan kapıları nasıl tamir edeceğine kafa yoran gencecik müdürler. Öğretmen açığı ve bir sırada üç-dört öğrencinin oturduğu 60-70 kişilik sınıflar... Maalesef bunlar Türkiye’nin gerçekleri... Kafamızı kuma gömmekle hiçbir şeyi halledemeyiz. Halka şirin görünmek adına kitapları bedava dağıtmakla bu nahoş manzaraların üstü örtülemez.
Öncelikle şunu belirtelim ki eğitimde imkânı olanlarla olmayanlar aynı kefeye konulmamalı. Devlet bütçesinin sınırlı olduğu bilindiğine göre kitaplar niye herkese bedava?.. Yaklaşık 16 milyon öğrenciye ücretsiz kitap dağıtılıyor. Bu öğrencilerden en az %60’ının böyle bir yardıma hiç de ihtiyaçları yok. Ücretsiz kitap sadece ihtiyaç sahiplerine verilse ve kalan para özellikle kırsal kesimlerdeki okulların âcil ihtiyaçlarına aktarılsa daha âdil olmaz mı?
Üniversitelerin gündüz (I. Öğretim) bölümlerinde harçlar kaldırıldı. Peki, gece (II. Öğretim) bölümlerinin günahı ne? II. Öğretim talebeleri haklı olarak eylem yapıyorlar. Zaten ağır aksak yürüyen eğitime yeni bir huzursuzluk kaynağı eklemenin ne âlemi var?
Okullardaki seçmeli ders furyasını anlamak hele hiç mümkün değil. Sanki mecbûrî derslerden başarı elde ettik de sıra haftada bir saat okutulacak seçmeli derslere geldi. Ortaokuldan (şimdilerde İlkokullarda da var) başlayarak Üniversite sonuna kadar mecbûrî olarak (haftada bazen 2 bazen 4 saat) okutulan İngilizce dersinde  “What do you do? Yattı uyudu” dan başka ne öğretebildik?.. Ayrıca Kürtçenin okullara seçmeli ders olarak konulmasının ileride başımızı çok ağrıtacağını da ifade etmek zorundayım. Çünkü Kürtçe herhangi bir ders olmaktan ziyade, mevzi kazanmak yahut surda açılan bir gedik olarak algılanmaktadır. Okullarda siyâsî anlam yüklenmeye müsait bir ders, eğitim sistemi için büyük bir risktir... Dudak büken, diş gıcırdatanlar lütfen acele etmeyin. Yaşayıp göreceğiz...
“Bir dokun bin âh işit kâse-i fağfûrdan” hesabı eğitimin sorunları saymakla bitmez. Lakin bunlar öyle çözülemeyecek problemler değildir. Siyasî ve popülist yaklaşımlardan uzak, hakkaniyete dayalı âdil yaklaşımlar sergilendiği takdirde halledilemeyecek mesele yoktur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları