Ekim rüzgârları, ekim füzeleri

A+A-
Altemur KILIÇ

NATO’nun füze erken uyarı sisteminin (kalkan/radar) Türkiye’ye yerleştirilmesi Hükümet tarafından resmen kabul edildi ve anlaşma imzalandı. Bu  sistemin Malatya’da yerleştirileceği de ilan edildi. Bu önemli ve Türkiye’nin güvenliğini ilgilendiren durumun güncel şartlarda analiz yapılması gerek...
Fakat bu olay bana 1962 yılında ve tesadüfen Ekim ayındaki bir olayı hatırlattı:  “Ekim Füzeleri”...Küba Füze Krizi  veya  “Jüpiter füzeler” diye adlandırılan bir olayı... Kıssadan belki hisse çıkarılır.

***

 
Küba Füze Krizi, ABD’nin Türkiye’ye, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin de Küba’ya nükleer başlıklı füze yerleştirmesi ile başlayan, Ekim 1962’de dönemin iki süper gücünü karşı karşıya getiren ve dünyayı nükleer savaş tehdidi altında bırakan bunalımdır.

*** 

Füzeler bunalımının en önemli özelliği, nükleer silahlara sahip iki süper gücün dünyada ilk kez doğrudan karşı karşıya gelmesidir. Bunalımın bir başka özelliği hem soğuk savaşın doruğunu hem de 1962 sonrasında yavaş yavaş ama kararlı bir tempoda yerleşmeye başlayan “yumuşama” (detente) olgusunun temelini oluşturmasıdır.

***

Füzeler bunalımının temelinde yatan asıl neden Amerikan Hükümetinin Fidel Castro rejimini devirmek istemesidir.
ABD’ye kaçan Kübalı mültecilerin Amerikan hükümetinin yardım ve desteği ile Küba’yı işgal etmesini içeren bir plan yürürlüğe konduysa da bu mültecilerin “Domuzlar Körfezi Çıkartması”nda fiyaskoyla sonuçlanmıştı. Bunalımın diğer nedeni ve ayağı ise, Sovyet Hükümetinin  Soğuk Savaş döneminde  Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin Küba’daki Castro rejimine destek olmaya başlamasıdır... Neticede 1962 sonbaharında Küba’ya Sovyet füzelerinin konuşlandırılmasına başlandı.
Ve bu  hatta füze taşıyan Rus gemileri, ABD’ye ait bir U-2 casus uçağı tarafından tespit edildi.
Füzelerin yerleştirilme amacı ne olursa olsun Küba ile SSCB arasında gelişen bu ilişkiler ABD’yi bir müdahaleye doğru itmeye başladı. ABD Başkanı Kennedy 1962 yılı Ekim ayının hemen başında verdiği bir demeçte şu olasılıkların gerçekleşmesi halinde Küba’ya müdahale edeceğini açıkladı:
Küba’daki ABD’li Guantanamo Üssü, Panama Kanalı, öteki Latin Amerika ülkeleri veya kıtadaki Amerikalıların hayatları tehlikeye girerse; Cape Canaveral İstasyonu’na müdahale edilirse; SSCB Küba’da saldırgan üsler kurarsa müdahale edilecekti.
ABD’de seçim mücadelesinin hızlandığı bir dönemde 16 Ekim 1962 günü dönemin ABD Savunma Bakanı Robert McNamara Küba’da füze üslerini belirleyen hava fotoğraflarını Başkan Kennedy’e gösterdi. Fotoğraflardan edinilen bilgiye göre, Sovyet füzeleri yerleştirilmeye başlanmıştı ama ateşlemeye hazır hale gelmeleri için bazı parçaların Küba’ya gelmesi gerekiyordu.
Kennedy teknik danışmanlarıyla uzun süren toplantılar yaptıktan sonra Küba’nın denizden abluka altına alınmasına karar verdi
Bunalımın öteki ve Türkiye’yi ilgilendiren ayağı şöyle:
ABD 1959 yılında Türkiye ile anlaşmış, 1961 yılında Türkiye’de zamanın hükümetinin onayı ile Jüpiter füzeler  konuşlanmıştı... Türk kamuoyunun da,  İzmir ve Çiğli halkının da bundan -aslında bir nükleer savaş vukuunda hedef olacaklarından- haberleri yoktu...Türk halkı gerçeği 40 yıl sonra öğrendi.
Bunalım esnasında ABD ve Sovyetler arasında ölümcül bir sinir harbi, Türk’ün üzerinden başladı... Sonuçta Sovyetlerin Küba’da füze yerleştirmemeleri karşılığında İzmir Çiğli’deki Jüpiterler de gene Türk kamuoyunun haberi olmadan söküldü. Bir ibret dersi!..
Bu olayda, kıssadan çıkarılacak çok “hisseler”, dersler var... Gerçi olaylar aynı değil. Artık soğuk harp ve Sovyet Rusya yok ama büyük devletlerin önde gelen amaçları var... Bunları zamanın şartları ve ülkenin çıkarları açısından dengelemek lâzım.


Küba kriziyle ilgili Kennedy ve Kruşçev’i bilek güreşi yaparken gösteren  bir karikatür.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları