Ekonomi yoruldu...

A+A-
Esfender KORKMAZ

Dünya ekonomisi 25 yıldır hızlı bir küreselleşme dönemi yaşadı. Son 22 yıldan beridir de geçici daralmalar hariç, uzun dönemli büyüme yaşadı. Ekonomi tarihinde her zaman uzun dönemli büyümenin ardından durgunluk ve depresyon gelmiştir. Büyüme ve depresyon dönemleri, farklı zaman dilimleri halinde olabilir. Ancak genellikle bu kural yaşanmıştır.  Bu dalgalanmalara konjonktürel dalgalanmalar (iktisadi döngü) denilmektedir. Bir benzetme ile ekonomi hızlı büyümekten yoruluyor... 

Ekonomilerde iç dinamikler zayıflıyor... Tüketici doyum noktasına geliyor... Sermaye daha fazla risk almaktan korkmaya başlıyor. Arkasından uzun süreli durgunluk (depresyon) geliyor. 2008 krizi geçici bir daralma idi. Likidite artışı ile geçiştirildi. 
Ne var ki likidite artışı, aspirin tedavisi gibi geldi. Söz gelimi dünyada, finans sektörü ile reel sektör arasında bozulan dengeleri daha da bozdu. Uluslararası sermaye hareketlerinde var olan spekülasyonu daha da artırdı. 
Mamafih, OECD’nin iki yıllık ekonomik performanslarını değerlendiren ve “Büyüme Yolunda 2014”  isimli raporunda da 2008’de patlak veren küresel krizden sonra dünya genelinde reformların ivme kaybettiği belirtildi. Dünyanın işsizlik çağına girme riski olduğu açıklandı. 
Raporda, son yıllarda kredi artışında bir kabarma deneyimi yaşayanlardan (Brezilya, Çin, Rusya ve Türkiye)’nin bankacılık sektörü   “potansiyel kırılganlık sinyali gösteriyor”  deniliyor.   
Ayrıca bu raporda, Türkiye’de altyapı yetersizlikleri, nitelikli eğitime erişim zorluğu ve kayıt dışı ekonominin yüksek olması gibi sorunların  politika oluşturmaya engel olduğu da vurgulanıyor. 
IMF Başkanı Christine Lagarde, IMF ve Dünya Bankası yıllık toplantılarında  “Dünya ekonomisindeki yavaş ve dengesiz büyümenin yeni vasat denilen bir sürece girmesine yol açabileceğini ” söylemiştir. Türkiye’nin diğer gelişmekte olan ülkelere göre daha önemli sorunu, 2001 krizinden bu yana yaşanan büyümenin dengesiz bir büyüme olması, ithalata, sıcak paraya ve dış borca dayanan bir büyüme yaşamış olmasıdır.Ayrıca Türkiye’nin son 12 yılda ortalama büyüme oranı ve 2014 yılı beklenen büyüme oranı Gelişmekte Olan Ülkeler ortalamasından daha düşüktür. 2003-2013 gelişmekte olan ülkeler büyüme ortalaması yüzde 6.4 olmuşken Türkiye’nin, 5 olmuştur. Türkiye’nin 2014 beklenen büyüme oranı da daha düşüktür. (Aşağıdaki tablo) 
ekkk.jpg

2008-2009 kriz yılları dünyada daralma yıllarıydı. 2003-2013 ortalama büyüme oranları içinde bu daralma yılları da yer alıyor. Buna rağmen Dünyanın son 11 yıllık ekonomik büyüme ortalaması, 2014 yılından daha yüksektir. Bu demektir ki dünya düşük ve istikrasız bir büyüme sürecine giriyor.

Dünyada ve Türkiye’de çözüm de, ekonomide reel sektörün ve üretimin yeniden ön plana çıkarılması, Finans sektöründeki aşırı spekülasyonun önlenmesi, sıcak paranın kontrolü, haksız rekabeti ortadan kaldıracak kur rejimi uygulaması ve ‘Dolar, Euro ve Yen’ sepetine bağlı bir dünya parasının yaratılması olarak özetlenebilir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları