Ekranlardan sayfalara zamanda bir yolculuk

Ekranlardan sayfalara zamanda bir yolculuk
Özlem Kumrular ve Mehmet Perinçek Ulusal Kanal’da büyük beğeni toplayan “Zaman Treni” programında önemli tarihçiler ve uzmanlarla gerçekleştirdikleri söyleşileri kitaplaştırdı.

Yaptıkları ciddi akademik çalışmalarla takdir toplayan Özlem Kumrular ve Mehmet Perinçek’in Ulusal Kanal’dan yola çıkardığı “Zaman Treni” seyahatine ekranlardan sonra kitap sayfalarında devam ediyor. Kumrular ve Perinçek bir kitaptan çok fazlası olan bu farklı çalışmaları hakkında şu değerlendirmeyi yapıyor: “Meraklı tarih izleyicisine programımızla birlikte ulaşan bu yeni araştırmaları eğlenceli, doyurucu, bilgilendirici ve çoğu zaman da şaşırtıcı bir kitap haline getirerek sizlere de sunmayı arzu ettik. Ve tabii programlarda yer almayan yeni söyleşileri de ekleyerek.Bu söyleşiler tarihin pek çok alanını kapsıyor. Elinizdeki kitap; sizi Hitit mutfağından yeni kurulan Cumhuriyet’e,
Japon tarihinin en renkli kahramanları olan samurayların döneminden Osmanlı’nın en az tartışılan noktalarına dek eğlenceli ama bir o kadar da bilgi dolu bir yolculuğa çıkaracak. Farklı coğrafyalarda, farklı zaman dilimlerinde yaşanan bir tarihin hiç bilinmeyen ya da az bilinen parçalarına değineceğiz. Zaman Treni, birbirinden çok uzak noktalarda duracak, sizi macera dolu istasyonlarda konaklatacak. Bu eserin ilk söyleşisini 2014 yılının Eylül ayında Halil İnalcık Hocamızın evinde yaptık. İki gün boyunca bize o her zamanki heyecanı ve yıllar içinde süzülüp gelen bilgeliğiyle Osmanlı’nın 17. yüzyılda kabuk değiştirişini anlattı. Osmanlı üzerine sonradan uydurulan efsanelere değindi, yanlış bilinen pek çok olayın içyüzünü anlattı. Hiç yorulmadan saatlerce bizi bilgilendirdi. Hocamızı bu vesileyle saygıyla anıyoruz. Bilgi ve birikimleriyle bu kitaba konuk olan bütün hocalarımıza ve dostlarımıza tek tek teşekkür etmeyi borç biliriz.” Kitapta cevabını bulan sorulardan bazıları şöyle:
* Anadolu’da 4000 yıl önce ocakta ne pişiyordu? n Halil İnalcık’a göre Osmanlı tarihinde efsane olarak gelişen ve yıllardır yanlış bilinen olaylar hangileri?
* Venedik arşivinden Osmanlı tarihini yeniden yazdıracak hangi belgeler çıktı? n Türklerinde ütopyaları var mı?
* Osmanlıcadiye bir dil var mı?
* Milli Mücadele’de gizli Türk-Japon temaslarının önemi neydi?
* Atatürk’e göre İslam öncesi Türkler neye tapardı? n Samurayların İkinci Dünya Savaşı’nda ne işi vardı?
* Canavarların da bir tarihi var mı?

Doğan Kitap Tel:(0212) 373 77 00

 

***

 

Parçalanmış yuvanın yavrusu
 

Erol Hızarcı’nın yeni kitabı “Benim Babam Bir Melek” elinizden bırakamayacağınız, gözyaşlarınızı tutamayacağınız, daima hatırda kalacak bir roman. Hızarcı bu kitabında da daha
öncekilerde olduğu gibi; yalın dili, usta kurgusu ve çarpıcı finaliyle okurlarının takdirini hakediyor. Romanın konusu kısaca şöyle: Küçücük bir çocukken annesi Sandra tarafından terk edilen Ömer, eşinin gidişinden sonra telden düşüp sakat kalmış bir cambaz olan babası Ümit ve babaannesi Rukiye’yle Tarlabaşı’nda yaşamaktadır. Babası her gece masal anlatarak uyuttuğu oğlu Ömer’i sevgi ve hayallerle büyütür. Ömer annesi gittiğinden beri Kız Kulesi’nde oturmayı hayal etmekte ve iki yıldır bunun için para biriktirmektedir. Ümit onun hazine sandığı biçimindeki kumbarasına her gece bir lira atar. Yıldızların altın gününde paralar altına dönüşecek ve Kız Kulesi’ni satın alacaklardır. Ömer o kulede deniz kızlarıyla uyuyacak ve belki
annesi de geri dönüp onlarla yaşayacaktır. İki yıl sonra Sandra çıkagelir. Ömer’in hayallerini yıkar ve onu babasından koparıp götürmek ister. Fakat Ömer babasını ve babaannesini bırakmak, hayallerinden vazgeçmek
istemez. Ümit de oğlunu göndermeyecektir. Hayallerin büyüleyiciliği ile gerçeklerin acımasızlığı çarpışmaya başlar ve anne, baba, oğul arasında yaşanan trajedi, imkânsızın mucizesiyle son bulur; Bir cambaz düştüğünde bir peri doğar / Dünyaya böyle gelir düşmüş melekler.

Destek Yayınları Tel:(0212) 252 22 42

 

***

 

Ayverdi’nin anısına...
 

Osmanlı mimarlık kültürünün yaşatılması ve korunması için restoratör, koleksiyoner ve mimarlık tarihçisi olarak kalıcı eserler bırakan Yüksek Mîmar Mühendis Ekrem Hakkı Ayverdi,
vefâtının 30. senesi olması münasebetiyle 2014 yılında bir dizi etkinlikle anıldı. Bu etkinlikler kapsamında, Ekrem Hakkı Bey’in 1920 senesinde mezun olduğu Mühendis Mektebi’nin
(bugün İTÜ) Taşkışla yerleşkesinde, 23-24 Ekim 2014 tarihlerinde Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı ile İstanbul Teknik Üniversitesi’nin destekleriyle Uluslararası Osmanlı Mîmarlık Kültürü sempozyumu düzenlendi. Bu sempozyumda Osmanlı mîmârîsinin çeşitli yönleri ve konularıyla birlikte Osmanlı mîmarlık târihi çalışmalarının dünü bugünü, sunulan 22 bildiri ile tartışıldı. Sempozyumda sunulan bildirilerden bir kısmı, yazarları tarafından makale haline getirilip kitaplaştırıldı. Hatice Aynur ve Hilâl A. Uğurlu tarafından hazırlanan “Osmanlı Mimarlık Kültürü” adlı kitapta yer alan yazarlar ve yazıları şöyle: n Gülru Necipoğlu / Sinan çağında mimarlık kültürü ve âdâb: Günümüze yönelik yorumlar n Ezgi Dikici / Âdâb ve bağlam: Erken modern dönem İstanbul’unda Osmanlı saray hadımlarının mimarî hâmilikleri n Hakkı Önkaf / Osmanlı türbe mimarlığı telakkisi üzerine düşünceler n Tülay Artan / Ayverdi’nin “19. Asırda İstanbul Haritası” : Ağa Kapusu ve civarı, 1650-1750 n Selen Morkoç / 17. yüzyıl Osmanlı dünyasında sosyal mekân çerçeveli bir yorum denemesi
* Hatice Aynur / İstanbul çeşmelerine kaynak olarak Evliya Çelebi Seyahatname’si
* Baha Tanmart / Ekrem Hakkı Ayverdi’nin erken devir Osmanlı mimarisine dair tespitleri n A. Hilâl Uğurlu / İstanbul halkının günlük hayatında selâtin camilerinin yeri: Avlular üzerinden bir okuma
* Nina Ergin / Kudsiyetin kokusu: Tarihsel bağlamları içinde Osmanlı buhurdanları n Suna Çağaptay /Balkanlarda Sokoloviç, İstanbul’da Sokollu: Karadağ’daki Piva Manastır Kilisesi’nin düşündürdükleri.

Kubbealtı Neşriyat Tel:(0212) 516 23 56

 

***

 

Aşktan söz edeceksek
 

Denemelerindeki başarıyı romanlarında da tekrarlayan usta kalem Murat Başaran’ın “Kış Bebeği”
3. baskısını Mihrabad Yayınlarından yaptı. Kış Bebeği, akıcı üslubuyla bir solukta okunacak
bir roman: “Yaşadığıma, daha doğrusu hissettiğime ilk anda ben de isim koyamadım. Ama olsa
olsa aşk olurdu bunun adı. Çünkü iptal oldum bir anda. Bir anda bir duygunun potasında eridim âdeta. Eridim ve bittim” dedi Yavuz. Kadın dikkat kesildi. Dinlediğini açıkça belli etti ve sanki her hâliyle “Anlat, eğer aşkı anlatacaksan acele et.” der gibiydi.

Mihrabad Yayınları Tel:(0212) 514 28 28

 

***

 

Karanlıktan kurtuluş...
 

Araştırmacı yazar Süleyman Türkoğlu, “Karanlıktan Önce Son Çıkış” adlı kitabıyla ülke gerçeklerine ışık tutuyor. Türkoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinin en karanlık ve sıkıntılı
günlerini yaşamakta olduğuna dikkat çekiyor: Toplumun bilinçlenmesi ve aydınlaması için
yazdığım bu eser, insanlarımıza aydınlık yarınlar sunuyor. insanlarımızın birilerinin güdümünde
hareket etmemesi ve aklını kullanarak Atatürk’ün gösterdiği aydınlık dünyayı görebilmelerini
istiyorum. Bu işe bundan dolayı girdim ve bu eser çıktı.

Uğur Tuna Yayınları Tel:(0532) 263 94 02

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş