Eksik mi kalalım yani; Listeleri tanıyalım -1-

Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Ufak ufak başlayalım biz de seçim havasını soluyup-solutmaya değil mi!..

Erkan Haberal: 7 Haziran'da MHP'nin Ankara 1. Bölge 4. Sıra adayıydı. Aynı bölgeden ama bu defa Genel Başkan Yardımcısı Zühal Topçu'nun arkasında 2. Sıradan aday gösterildi. Ankara'dan, çoğunun seçilemez dediği sıradan yaptığı inançlı çıkışla bütün Türkiye'ye öyle bir enerji yaymış ve büyük oranda kapattığı oy farkıyla seçmen öyle net ifade etmişti ki onu TBMM'de görmek istediğini; "Türkeş gitti diye sıra atladı..." demek azmine hakaret olur. Ben bu defa bir nevi "önseçimle gelmiş" sayıyorum kendisini...

Ali Özgündüz: CHP'nin en "net" milletvekillerinden biriydi. Seçmenleri, 7 Haziran'daki liste dışı bırakma hatasının1 Kasım'da telafi edilmesini beklerken, 3. Bölge 13. Sıraya yazılması, "sehven" açıklaması ve YSK'ya aday olmadığının bildirilmesi talebinden anlaşılan -dilerim olmaz ama-, bu dönemde de "Ah şimdi Ali Özgündüz olacaktı ki" diye gözlerimiz bolca arayacak TBMM'de kendisini...

Mehmet Kılıç: Sevindim. Tamam itiraf ediyorum çok sevindim! Ama vallahi arkadaşım diye değil çok yakışacağına inandığım için "yüksek siyaset"e...

 7 Haziran'da aday gösterdiği 1. Bölge 6. Sıradan, 2. Bölge 3. Sıraya kaydırmış MHP Kılıç'ı. Mevzubahis İstanbul olunca, Ekmeleddin İhsanoğlu ve Celal Adan gibi "ağır toplar(!)"ın hemen arkasında, partinin "transfer olmayan, alt yapıdan yetişme genç değerlerinden", öz-hakiki evlatlarından birinin olması ne yalan söyleyeyim devrim gibi bir şey; emsallerine hem cesaret, hem heyecan, hem de ümit verdi... "Evin danası" kontenjanından olanlar çok bilinmez diye azıcık bahsetmek gerekirse; bir kere anladığınız üzere "ülkücü" Kılıç. Hem aile terbiyesi, görgü, hem eğitim hayatı itibarıyla iyi yetişmiş; üslup, duruş sahibi biri. Ülkü Ocaklı. Teşkilatçı. İş dünyasında başarılı. Sosyal. Sivil toplumda faal. Hem kavga, hem salon adamı... Maazallah kem gözlere, nazara gelmesin; ben bu kadarını söylemekle yetineyim, gerisini seçmen keşfetsin...

Ali Uzunırmak: Can ciğer kuzu sarması bir samimiyetimiz olmadığı halde, kâh bir hastane odasında, kâh gündemin yüksek gerilim hattına kapılmış geri dönüşü olmayan cümleler kurmanın eşiğindeyken, en yakınlarımdan gelmesi gereken "tedavi" telefonlarının önce ondan gelmesi her seferinde şaşırtmıştır beni...

Uzunırmak, tecrübeli, ülke genelinde hatırı sayılır bir siyasetçi olmasına rağmen bunun kendi ilinde, sandıkta sayısal karşılığa dönüşememesinden kaynaklanan "sıkıntı" sır değildi. "Aydın teşkilatı böyle istedi" deniyor; eyvallah! Nedeni ne olursa olsun, çok insan bu "mola"ya, benzer vefa duygularıyla uğurluyor MHP'li Uzunırmak'ı.

Beşir Atalay: Erdoğan vurdu ve gol oldu... Es kaza "Kırıkkale nireeeee, Van nire" diyecek olsa cevap hazır: Al sana "Ben değil biz" olma fırsatı!

Alper Çağrı Yılmaz: O bir Ülkü Ocaklı... O bir Gazili... O bir Oxfordlu... O bir uluslararası tahkim denetçisi... O bir akademisyen... O tam bir "genç aile babası"... O bir sempati muskası takmışgillerden... Hepsi bir arada olunca sihirli iksiri bulmuş gibi bir durum söz konusu MHP için (ki yavaş yavaş vitrine çıkarmaya başlasa da bu modellerden çok var aslında arka bahçesinde). 

7 Haziran'da İstanbul'da -ona sorsanız evimde gibiydim der muhtemelen ama- bir nevi "deplasmanda" mücadele etmişti; bu seçimde gerçekten evinde, Ankara 1. Bölge 4. Sırada çıkıyor seçmenin karşısına. Evet evet geçen seçimde sadece MHP'lilerin değil her kesimden özellikle genç seçmenin içinde ukde kalan dedirten sıra...  Yılmaz belli ki "tamamına erdirmek" üzere orada...

Tuğrul Türkeş: Bir şarkı artık dudaklarda; değer mi hiç!

Turgut Dibek: Hem 7 Haziran'da, hem 1 Kasım'da listede niye yok olduğunu anlayamadıklarımdan... CHP'nin onun kadar çalışan ve de "halkın içinde" kaç milletvekili oldu ki bugüne kadar Trakya'da?

Cahit Öztok: Türkiye'nin tartışmasız en kıdemli aday adayı ve adaylarından olduğu için not düşme ihtiyacı hissettim. Böyle bir azim ve uzuuuuun bir hasretin sonunda TBMM'ye bu kadar yaklaşmışken canını dişine takıp Adana'da MHP'ye +1 yaptırabilir diye düşünüyorum.

Derya Bulut: Genç, gelecek vadeden, sokakla elektriği tutan bir isim olarak parlamıştı ama hem Kırklareli Belediye Başkanlığı seçiminde hem de 7 Haziran'da 1. Sırada olduğu halde sonuç getirmedi MHP'ye... Bu somut veriler olmasa "niye yok" diye itiraza değer isimlerden ama diyorlar ya "nasip işi" demek ki...  Bilmem başka nasıl izah edilir Bulut'un talihsizliği...

Ali Babacan: Son dönemdeki çıkışları, itirazları, -görece- şahsiyetli duruşuyla siyasette bir hoş seda bırakmaya bu kadar yaklaşmışken kağıttan kule gibi yerle bir oldu ya... Yazık...

Şaban Dişli: Efsane geri döndü! Kapınıza gelip de Egemen Bağış'ı, Muammer Güler'i, Zafer Çağlayan'ı filan aday yapmayarak arındıklarını savunan bir AKP'li olursa bu adı çarpın yüzüne yeter! Malum Kılıçdaroğlu'nun rüşvet ve yolsuzluk iddiaları yüzünden AKP'deki bütün görevlerinden istifa etmek durumunda kalmıştı bir dönem...

Not: Tabii ki bu kadar değil... Devam edecek...

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş