Elazığ’dan geriye doğru!..

A+A-
Murat TAŞKIN

İSTERSENİZ son Elazığ maçından başlayalım. Buna da saha içinden girişip, sonra kenar, daha sonrada kulüp yönetimiyle geriye doğru gidelim.
Saha içinde oyunun hakimi bir Trabzonspor vardı. Ama “Biz” yerine “Ben” demeyi tercih eden futbolcular çözülmenin çorap söküğü gibi gelmesine neden oldular.
Golle burun buruna gelenler, bir kaleyi gördüler, bir de kendilerini.. Ne kaledeki kaleciyi hatırladılar, ne de daha net pozisyonda yüzde 90 oranında gol yapabilecek arkadaşlarını.
VittekAdrian’ı, Alanziho Olcan’ı, Adrian Halil’i “önemli olan golü atmak, benim atmam değil” diyerek görebilseydiler, maç maçın sonucu tam tersi olacaktı. Saha içindekiler beceremediler, kenar yönetimi bunun üzerine tuz biber ekti. Elustka dökülürken Abdullah Karmil kenarda durdu. Sonra teknik adamların yapmadığını kırmızı kart ile yerine getirdi. Celustka’yı tribüne yolladı. Emerson çıkarıldı Alanziho solbek yapıldı. Vittek çıkarıldı, yedekte santrofor bulunamadı. Emre Elazığ’a dahi götürülmemişti.
Güneş, Karaman ikilisi “Nasıl olsa bu maçı alırız” hesabını yapmışlardı besbesli. Ama oynamadan yapılmış bir hesaptı. Yanlış hesapta Harput kalesinden geri döndü.
Elazığ, son şanstı. Ama bu işin öyle şansla falan ilgisi yoktu. Çünkü, hiçbir futbolcuda güven bırakılmamıştı. Düşünün son haftaların en iyilerinden Adrian 10 maç tribünde, Vittek ise “kendine kulüp talimatı” doğrultusunda arayışta idi. Emerson, Serkan ile Şenol Güneş’in torpillisi, Alanziho ise “lazım olursun” denilerek kurtarıcısı idi!..
Aslında “görünen köy kılavuz istemez” idi. Ama Türk toplumundaki sürekli, hayalciliğe bağlı öteleme ve erteleme hastalığı Şenol Güneş’e de bulaştığı, belki de bulaştırıldığı için iş Elazığ’a kadar getirildi.
Oysa, tek suçlu Güneş değildir. Hatta ilk suçlu hiç o değildir. Sadri Şener ve yönetimidir ki, yönetim demeye bin şahit ister. Aslında bu gidişin topyekün olması bekleniyordu. Neden yönetim ayağı eksik bırakıldı. Anlamak zor..
Şimdi Tolunay Kafkas geldi, getirildi. Bu noktada herkes ve herkesim için bir temenni de bulunmak istiyorum. Trabzon’daki bu sürekli eleştirme, hep kötülükleri didikleme ve ortaya serme hastalığını bu noktada bir kenara koymaktan başka çare kalmadı. Bu olağanüstü hal değil, sıkıyönetim gereken bir süreçtir Trabzonspor için.. O nedenle diyorum ki, “herkes aklını başına toplasın.” Yoksa, yolun sonunu bilmem, ama ligin dibi gözüküyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları