Elen ruhlu gençler

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Rum lideri Hristofyas’ın  “Cumhurbaşkanlığını”  Güneyde hazmetmeyen kuruluşlardan biri de  “Elen Ruhlu Gençler” birliğidir. Hristofyas, EOKA tetikçisi Afksentiyu’nun mezarını ziyarete gittiğinde bu Elen ruhlu gençler kendisini yuhalamışlar ve Hristofyas önlerinden geçerken arkalarını dönmüşler. Seçimlerden hemen sonra da EOKA adına duvarlara komünizmi lanetleyen, Hristofyas’a saldıran yazılar yazılmış, gençler sokaklarda protesto babında taşkınlıklar yapmışlardı. Yapılan ciddi kamu yoklamalarında Rum gençlerden yüzde 65’inin  “Türklerle bir arada yaşamak istemedikleri”  belirlenmiş olmasa  “Federasyona hayır; Kıbrıs Elendir”  diye yollara düşmüş olan bu gençleri önemsememek mümkündür. Ancak EOKA’nın doğuşunu ve yayılışını yaşamış olan bizler için, bu tür olaylar, önemsenmeli ve üzerinde durulmalıdır. Bunların arkasında Kilisenin manevi desteği ve parası vardır yargısı da güçlü nedenlere dayanmaktadır.
Rum tarafı EOKA B adı altında kendi içinde tedhiş olayları ile çalkalanırken, bu çalkantıların Kıbrıs’ın (ve dolaylı şekilde bizlerin) kaderini de etkileyebildiğini gördük ve yaşadık.
Şimdi,  “AB normları”  altında  “serbest dolaşım ve serbest yerleşim” öngören, Rum göçmenlerin eski yerlerine dönüşünü  “insan haklarına”  bağlayan bir ortamda, Rum tarafındaki gelişmeleri yakından izlemek zorundayız. Türk askeri çıktıktan, Garanti Antlaşması sıfırlandıktan sonra  “Elen Ruhlu Gençler”  bir yanda,  “EOKA  A-B-C” diğer yanda kendi aralarında hesaplaşırlarken, Türklere neler yapabileceklerini geçmişe bakarak hesaplamak mümkündür. İç içe yaşamanın tehlikelerini önleyecek tek formül Çek-Slovak formülüdür- iki devletin işbirliğine dayanan, Garantilerin devam ettiği bir ortaklık.

Kıbrıs’ı Türk’ten tasfiyedir.
Korku tellâllığı yaparak kimseyi etkilemeğe çalışmıyorum. Rum liderliğinin ve Yunanistan’ın siyasetlerini 50 yıldır takip eden bir kişiyim. EOKA yıllarını yaşadık.  “Girit dosyasını”  çok iyi inceledim. Burada yapmaya çalıştıkları Girit’te Enosis ilânından birkaç yıl önce yapılanlardır. Gerisi kısa zaman içinde Kıbrıs’ı Türk’ten tasfiyedir. 1959’da Türkiye’nin Garantisini Türk Alayı ile perçinletmemiş olsaydık şimdiye kaderimizin toplu mezarlar ve göç olacağını biliyorum. Nüfus mübadelesi bunu önlemek için yapıldı. İki toplumlu ve iki bölgeli Federasyon formülü, Devlet kurulmadan önce, Garantilerin de devamına dayalı olarak en akla yakın formüldü. Bize kendilerini  “Kıbrıslılar”  olarak satıp  “Türkiye’den ayrılmamızı”  salık veren Elenler Federasyonu reddettiler. Şimdi Federasyon adı altında bizi, Garantilerden de yoksun bir ortamda, üniter bir devlete sürüklemek istiyorlar. Geçmişten ders almamız gerekmektedir. İstediklerimiz, 1960 Antlaşmalarının  “çok sağlam”  zannettiğimiz garantilerine rağmen yapılanları tekrarlatmayacak sağlam bir zemindir ve bu zemin yaratılmıştır ve yaşamaktadır. Bunun adı KKTC’dir - Türkiye’nin Garantörlüğüne bağlı yeni, iki devlet arasında bir ortaklıktır. Müşterek binada bizi yaşatmamış olan Kıbrıs Elenlerinin biz kendi binamızı inşa ettik diye yakınmaları,  “bu da bizimdir”  diye hak talepleri karşısında tek sesle konuşmak ve devletimize sahip çıkmak zorundayız. Unutmayınız, size  “Kıbrıslılık” telkin ederek yıllarca beyin yıkamış olan Hristofyas’ın da beyanatı  “Elen olmaktan gurur duyduğudur. Eğitimin kuşkusuz Elenleştirileceğidir” . Başka türlü Papadopullos’tan ve EDEK partisinden oy alabilir miydi? Hayal aleminde yaşayanlar gerçek dünyaya gelsinler. Megali İdea’dan bu yana yüz yılı geçmiştir ama Elenlerin Kıbrıs’ı Yunan yapmak siyasetleri değişmemiştir; çünkü kilise ve eğitim değişmemiştir, Yunanistan değişmemiştir. 

Yazarın Diğer Yazıları