Elin gavuru kayarken, Dadaş ne kazanacak?

İsrafil K.KUMBASAR

Babıali’nin kendine has tabuları vardı.
İstanbul’a ‘iki santim kar yağar’ haber olabilirdi de, Erzurum’da ‘yollar kapanır’ sayfalarda yer bulamazdı.
İlk doğan bebekler ya Zeynep Kamil’deydi ya da Süleymaniye Doğumevi’nde. Bayram, coşku, hüzün, matem gelir gelir, ‘büyük şehirlerin’ böğrüne kurulurdu. Günün ilk ışıkları Taksim’e değilse eğer, mutlaka Kızılay Meydanı’na yansırdı.
Durum, yakın zamana kadar “Rotatife yakın olan haberdir” şeklinde izah bulurdu.
İletişim teknolojilerindeki hızlı gelişme, ‘Babıali’ tabularını da yerle yeksan eyledi.
Artık memleketin her köşesinden haberler en kısa sürede tüm ülkeye yayılıyor.
Biri ‘heykele’mi tükürdü? Anında ekranlarda.
İmralı canisine ‘plazma televizyon’ mu bahşedildi? Ertesi gün gazete sayfalarında.
“Aç, aç” furyası mecra mı değiştirdi? ‘Şok’, ‘flaş’, ‘sıcak haber’ anonslarıyla saniyesinde haber sitelerinde. Ama gelin görün ki, bir kısım ‘tabular’ yıkılırken yerlerine ‘yenileri’ konuluyor.
Haberler üzerinde öylesine ‘operasyonlar’ yapılıyor, vatandaşa öylesine ‘yüzeysel’ bilgiler veriliyor ki; ister istemez ‘çobanın’ yerini ‘sahip’ alıyor.

***

Yıllar yılı “Damda kar kürümekten anamız ağlıyor” diye şikayet edenler, artık farklı bir şekilde medyada arz-ı endam etmeye başladılar.
Sanki “Yol kapandı”, “Yakacak yok”, “Hastam mahsur kaldı” serzenişleri bir anda unutuldu, yerini yeni dertler aldı:
- “Kar yağmıyor, nasıl kayacağız? Dünyanın dört bir yanından gelen konuklara rezil olacağız?”
Haydi, buyurun ‘kar’ duasına.
Zavallı yurdum insanı!
Sanki ömründe bir kez Palandöken’e çıkmış. Sanki bir gece ‘100 dolarlık’ otelde konaklamış. Sanki ‘buzda dans etme’ sevdasına gem vurulmuş. Bilmez ki kendisine ‘hizmetçi’ rolü biçilmiş, bilmez ki duaları birilerinin ‘hoby’sine kurban ediliyor.
Açıp ellerini Allah’a yalvarıyor.
- “Kar ver Yaaarabbi!”
Yatırım, ‘uluslararası’ şirketler ve onların ‘yerli’ acenteleri tarafından yapılıyor.
‘Aşk yuvalarına’ dönüşen lüks otellerin kasasında biriken paralar, Erzurum’un kıyısına köşesine dahi uğramadan, ‘geldiği yere’ geri dönüyor.
Peki gariban Dadaş ne kazanıyor?

***

Elinden ‘çifti çubuğu’alınmış, ‘tarlaları’ çorak; ‘umutları’ un-ufak olmuş Dadaş’ın.
Düne kadar ‘tarım’ ve ‘hayvancılık’ yaparak, en azından ‘kimseye muhtaç olmadan’ evinin iaşesini sağlardı.
Bugün ‘etin’ ne olduğunu torununa anlatmak için ‘ansiklopedi’ karıştırıyor. Kendisi de unutmuş ‘yüzde yüz organik’ yiyeceklerin tadını, kokusunu.
‘Loru’, ‘çökeleği’, ‘civil peyniri’ belki de bir düş gibi hatırlıyor birçoğu. Bir sahana iki kaşık tereyağı koyup, ‘çift sarılı’ beş yumurta kırmayalı ne kadar olmuştur kim bilir?
Ve kim bilir ‘kayganayı’, ‘hasutayı’, ‘kuymağı’ defterden sileli kaç zaman geçmiştir.
- “Kar ver Yaaarabbi!..”
Birileri gelip kayacak, dağdan paralar yağacak.
Hadi diyelim yağdı. Değil mi ki o kafa götürüp o paralarla güzelim Çifte Minareler’in yanına ‘dubleks kenef’ konduracak.
Ah be güzel yurdumun insanı.
‘Çiftin’, ‘ocağın’, ‘sofran’ günbegün tadını tuzunu kaybediyor, farkında mısın?

***

Tabular yıkılıyor, dünya kabuk değiştiriyor.
Oysa dönüp baktığımızda ‘yüzyılların yazgısı’ bir türlü yakamızı bırakmıyor.
Yine birilerinin abuk-sabuk rüyalarının peşine takılıp, ‘umut kırıntıları’ devşiriyoruz.
‘Kar’ yağacak, dağdan ‘paralar’ yuvarlanacak, ‘karnımız’ doyacak.
Ne diyordu rahmetli aşık Yaşar Reyhani:
“Aşık Reyhani’nin ağzı çok gevşek,
Altına sermişler sabırdan döşek,
Siz kurnaz süvari, biz yorgun eşek,
Çöö babam çö, bizde aya yaklaştık.”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş