Elin oğlunun farklılığı

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Seçim kampanyası sırasında kesin inançlı, ön yargılı, asabi ve narsist bir kişilik sergiledi.

Son söyleyeceğini ilk söz olarak söyledi.

Başkan olduktan sonra el sıkmayarak sigortası atmış bir adam görüntüsü verdi.

Kadınlara ve Müslümanlara söylenmedik söz bırakmadı.

Nev-i şahsına münhasır bir görüntü sergiledi.

Şimdi dünyanın en güçlü ülkesinin tepesinde oturuyor.

Bağırmadı, efelenmedi ve işine baktı!

Adam akıllıymış.

Erdoğan daha görüşmek için ABD'ye gitmeden "nokta koyarız" dedi.

O da Erdoğan daha ABD'ye varmadan ateşe benzin döker gibi "YPG'ye silah veren kararnameyi imzaladı".

Yani en netameli konuda noktayı koymuş oldu.

Ondan sonra diplomasi başladı.

Büyük bir zarafet ve incelikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı karşıladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "terör örgütü YPG ile birlikte hareket etmeniz mutabakatımıza uygun değil" dedi.

Duymadı.

Ne diyor diye anlamazlıktan geldi.

Erdoğan'ın, "Bırakın terör örgütlerini, gelin terörle mücadeleyi beraber yapalım" önerisini kös dinledi.

Rakka konusunda Erdoğan, "kesinlikle sizlerle beraber olamayız" dedi.

Trump, adeta 'biz de bu konuda sizinle aynı görüşteyiz. Zaten biz YPG ile Rakka işini birlikte yapıyoruz' tavrını vücut diliyle ortaya koydu.

Buna karşın Türk tarafının ağzına bir parmak bal sürmeyi de ihmal etmedi. 'YPG hariç IŞİD ve PKK terörüyle birlikte mücadele edeceğiz' deyiverdi.

Erdoğan "terör örgütü YPG ile iş birliğinizi sağlıklı bulmuyoruz" dedi.

'Olabilir o sizin görüşünüz' anlamına gelen bir tavır sergiledi.

Bağırmadı, efelenmedi, işine baktı!

FETÖ'ye gelince!

Erdoğan, 15 Temmuz darbesinin başını ABD'den istedi.

'Belge, bilgi, kanıt ne varsa verdik daha ne duruyorsunuz' anlamına gelen bir tavır sergiledi.

Trump, 'kuvvetlerin ayrılığı, yargı, süreç ve inceleme sürüyor' türünden sözler etti.

Ardından Trump, dalga geçer gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan'la yaptığı görüşmede tam 3 kez Papaz Brunson konusunu gündeme getirdi.

Trump, Erdoğan'dan "Papaz Brunson'un süratle ABD'ye gönderilmesini istedi."

'Bizdeki imamı boş verin siz bizim Papazı bize gönderin' deyiverdi.

Bunun anlamı şu; alacaklıydık, borçlu çıktık.

Trump'ın niye bu kadar zengin olduğu böylece anlaşılmış oldu.

Doğrusu hiç de Trump klasik görüntüsü içinde değildi.

Elin adamı birinci sınıf rasyonel, akılcı ve diplomatik bir tavır sergiledi.

Adamların asabileri bile mantıklı olabiliyor!

En hassas taraftan yakaladı!

Erdoğan'a "Geleceğe yönelik sizlerle iyi işler yapacağız. Bu konuda kararlılığımız var" deyiverdi.

Dahası Başkan Trump, 'TSK dünyanın en cesur ve en gururlu askerleridir. Kore'de yaptıklarını hiçbir zaman unutmadık. Gösterdikleri cesaret hâlâ hafızalarımızda' deyiverdi.

Bu kadarı yetti bile.

Nokta unutuldu. YPG'ye ağır silahlar görmezlikten gelindi.

Derin bir nefes aldık.

Adam en hassas yerden vurmuştu.

Bitmedi bu defa twitter üzerinden "Recep Tayyip Erdoğan'ı Beyaz Saray'da ağırlamak büyük bir şerefti" diye yazdı.

Gönül almayı da ihmal etmedi!

Brett McGurk olayı!

PYD'nin yanı başında Brett McGurk adlı ABD'li bir yetkili var.

Adam terör örgütü PYD/PKK'nın en üst düzey elemanlarıyla birlikte görüntü veriyor.

PYD'nin kurmaylarıyla toplantı yapıyor.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu bunun üzerine Brett McGurk "teröre destek veriyor, kesinlikle değiştirilmesinde fayda var" diyor.

Brett McGurk ise Çavuşoğlu için, "Taktiksel farklılıklarımız olabilir, Çavuşoğlu'na büyük saygım var" diyor.

McGurke denilen adam dalga geçer gibi "Rakka operasyonundan sonra istikrarı sağlama sürecinde Türkiye ile yakın iş birliği içinde olacaklarını" da söylüyor.

"Çok yakın müttefikiz ve sorunları her zaman çözebiliriz" diye de ilave ediyor.

Diplomasi böyle bir şeydir.

Afra, tafra, efelenme, nokta yok.

İş var.

Doğrusu işlerini de iyi yapıyorlar!

  • Yorumlar 6
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları