Elinde daha ne dosyalar var!

A+A-
Afet ILGAZ

Başbakan:
“Elimde sizinle ilgili daha ne dosyalar var” demişti. Baykal’ın istifa konuşmasında şüphelerini, hatta teşhisini, doğrudan doğruya iktidara yöneltmesi, Başbakanın bu itirafını hatırlatıyor.
Önce iyi adamlar oldular. Hatta mahkeme yoluyla durdurulan iftira yayınını kendilerinin durdurduğunu öne sürdüler. Bülent Arınç Baykal’ı korumaya, sahiplenmeye kalktı. Bülent Arınç’ın sahiplenmesine konu olmaktansa Deniz Baykal gidip evinde oturur.
Deniz Baykal’ın  “iki haftada düzenlenen bir komplodan” bahsedişi nedense pek konuşulmuyor. Varsa yoksa, neden itiraf etmedi veya reddetmedi! Biraz inandırıcılıktan uzak görünecek ama, hadisenin başından beri bu kadar becerikli ve gözü kara adamların kaset midir, nedir, onda dublör kullandıklarını bile düşünmüştüm. Filmlerdeki yüz değiştiren maskeleri... Mesela Atatürk filmlerindeki makyaj, maskeler, teknolojiyi çok iyi kullanan, belki de kullandıklarını sanan bu odakların başvuramayacakları imkanlar olabilir mi?
Askeri, medyayı, susturdular önce. Milli yayın yapan kanalları, Ulusal Kanal, ART, Kanal B... Susturmasalar da yaraladılar. Sorumlularını, sahiplerini içeri aldılar. Sivil toplum örgütlerini ürküttüler veya öyle sandılar. Yargıyı elden  geldiğince böldüler. Kalanını halletmek için Anayasayı değiştirdiler, değiştirdiklerini sandılar. Niye böyle ikircikli konuştuğumu sorarsanız, ben onların kesin, kati bir sonuç alacaklarına hala inanmıyorum. Sanki son dakikada bir el, Kıbrıs işinde olduğu gibi, 1Mart tezkeresinde olduğu gibi, oyunu bozacak!
Aslında Deniz Baykal da oyunu bozmuş oldu. Ben böyle kıyamet kopacağını tahmin etmemiştim. En son şekillendirmeye kalktıkları bu oldu; siyaset. En önce de, son yıllarda milli tavrını iyice belli eden veya gelişen şartlara karşı iyice millileşen Baykal’ı ve CHP’yi hedef tahtasına oturttular.
Amerikan gazetesinin yazdığı gibi Türkiye’de kansız bir iç savaş vardı.
Baykal’ın tesbitlerinden biri ve en doğrusu iktidar tarafına yönelttiği “kaba”, “ahlaklarına uygun” bir siyaset nitelemesi idi. Oysa Baykal, konuşmasında öyle ince vurgular yaptı ki, kimse bunlara dikkat etmiyor. Mesela Hz. Peygamber’den bahsettiği yerde söylemek istediği, Hz. Ayşe’ye atılan o menhus iftira idi. Baykal, Atatürk gibi, İslam tarihini iyi biliyor. İslam ilmihalini de iyi biliyor. İktidarın eylemini  “hileye ve şerre dayalı”  olarak vasıflandırdıktan sonra “şerden hayrın doğabileceğini” söyledi ve Türkiye’nin yeniden doğacağına benzer bir mecaz yaptı ki bu, şimdi bizim “bumerang” dediğimiz mekanizmaya benzer bir şey olacak. Onların kurdukları kumpas, CHP’nin büyümesine ve Baykal’ın değerinin daha iyi anlaşılmasına sebep olacak.
Devletin en hassas dairelerine giriyorsunuz, askerin en gizli sırları ortada dolaşıyor, PKK ile savaşan orgenerali, görevini bırakıp duruşmaya çağırıyorsunuz, polisin elinden uçanla kaçan kurtuluyor. Sadece PKK istihbaratını izlemiyor, bir de Baykal’a yapılan şantajı bulamıyorsunuz. Sonra da Cemil Çiçek kalkıp  “Siyaset nezakettir”  diyor.
Küçük bir bencillik yapayım şimdi. Ben de salı günleri bir hitabet şaheseri gibi dinlediğim Baykal’ın grup konuşmalarını özleyeceğim.

Yazarın Diğer Yazıları