Eline sahip olamayan belden bahsedemez!

İsrafil K.KUMBASAR

Siyaset hesap kitap işidir.
O yüzden olmalı, politikacılar kelimeleri yeri geldiğinde yutkunarak, yeri geldiğinde hançereleri yırtılırcasına sarf ediyor.
Misal ‘Ana...’ deyip duruyor biri. Öbürü belinden girip, dilinden çıkıyor. Yeri rahat, hazır koz da bulmuş esip gürlüyor. Oysa millet ondan da ‘Ana’ ile başlayan ve ‘yasa’ ile devam eden bir takım tumturaklı laflar bekliyor. Hani diyordu ya:
- “Milli iradeye dayalı bir anayasa şart.”
Ağzına bile alamıyor artık o sözleri. Neresini, ne şekilde ve ne zaman değiştirecek, kimsenin bir bilgisi yok.
Aslında milletin anayasa ile herhangi bir derdinin olmadığını o da çok iyi biliyor.
Derdi olanlar sözüm ona ‘başkanlık’ tahtına çıkmak isteyenler ile ‘özerklik’ herzesi savuranlar. Bir de tekmili birden ‘Türk’ düşmanları.
Hesabını CHP’yi ‘Alevilik’, MHP’yi ‘kasetler’ üzerinden vurmaya oturtmuş.
Hatırlayınız aynı şahıs daha birkaç ay önce ‘Alevi açılımına’ soyunmuştu. Dedelerin önünde temenna ile eğilip bükülüyor, dil döküyordu.
Şimdi yatıp kalkıp, “Bu adam Alevi ona oy vermeyin” demeye getiriyor.

***

Tabii berikilerin hitabet, vaaz-u nasihat ve fışfışlama konusunda yetenekleri sınırlı.
 “Hadi bizi belden, dilden hırpalayıp duruyorsun da, iş ele gelince niye sesin kısılıyor?” diye soramıyorlar.
Şu memleket tarihinde, millet akçeli konularda böylesine ‘eli uzun’ bir iktidar görmüş müdür acaba?
Deniz Fenerleri, gemicikler, ihaleler, kamu kredileriyle palazlanan yandaşlar, bülten, dergi, broşür, kültür-sanat etkinliği adı altında aktarılan paralar.
Bir deyiver ‘civanım’, o meydan meydan haykırıp durduğun o cümle “Eline, beline, diline sahip ol” diye başlamıyor mu?
 “El...” diye cümleye girecek olsa bile, belli ki sonunu “Ellemeyin onlar bizden, bizim çocuklarımız” diye getirecek.
Her iddia karşısında efelenip, “Bunu ortaya atan şerefsizdir” demeyi biliyor. Ama ‘el’ maharetleri konusunda 9 yıldır edilmiş tek lafına rastlayamıyoruz.
Keza kendisine omuz veren ‘çok dini bütün’ yandaşlarının da.
İşin o bölümü ‘kitaba’ uydurulmuş. Banka ile aynı faize verip, adına ‘kâr payı’ diyorsun, mesele kapanıyor.

***

Aslında ‘diline’ de sahip olduğu söylenemez.
Hatırlayınız, ilk ‘ana’lı ifade kendilerine aittir. “Ananı da al git” vecizesi milletin hafızasına kazınmıştır.
Biri çıkıp, “Senin oğlun ana kuzusu da, milletin garip evlatları ne?” diye sorunca, anında ‘yasadan doğan hak’ ipine sarılıveriyor.
Kürsüye çıkınca ‘eline, beline, diline’, inince el ele ‘hokus-pokus’ marifetlerine.
İşi yine dönüp dolaşıp ‘zaaftan’ arta kalanı ahlak diye, edep diye yutturmaya kalıyor.
1970’li yıllarda eteğine sığındıkları ‘baba’ ihracat kredisi verirdi bunların fikir babalarına. O paralar Cağaloğlu’nda han-hamama dönüşürdü.
En aklı başında ‘fikir’ işçilerinin bile örtülü ödenekten semirdikleri, Menderes’in verdiği paralarla kalem oynattıkları artık herkesin bildiği bir olay.
1980’li yıllarda. Özal’ın etrafından pervane olan ve bir şekilde ‘parayı’ koparan sınıf atladı.
O kafa 50 yıldır hiç ama hiç değişmedi.
Milleti ‘sağmal inek’, devleti ise ‘kılından bile kâr elde edilecek aygıt’ olarak görenler, nihayet ipi tam anlamıyla göğüslediler.

***


‘El’, ‘bel’, ‘dil’...
‘Sistemi değiştirmek’ yerine, ‘sistem içinde oyuncu değiştirmeye’ soyunan taşeronların, bu kelimeleri ağızlarına almaya hakları var mı?
Bir parça samimiyet taşıyorsanız eğer çıktığınız, o kürsülerden deyin ki:
- “Bir zeytin tanesi kadar yetim hakkına tevessül ettiğimizi söyleyen şerefsizdir!”
Buyurun, yüreğiniz el veriyorsa söyleyin.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş