Emekçi kadınlara saygı

A+A-
Agah Oktay GÜNER

                8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü iki gün önce kutladık. Vaktiyle Romen Ticaret Bakanı'nın anlattığı bir fıkrayı hatırladım: "Komünist rejim geldikten sonra kasabalılar kiliseye gidiyor. Duvarın dibine oturmuş güneşlenen ihtiyar köylü, kadınların önde, erkeklerin arkada yürüdüğünü görünce ne oldu da karılar öne geçti? Osmanlının gününde herifler önde kadınlar arkada yürürdü. Komünist Partisi yürüyüşü değiştirin diye emir mi verdi? diye sorunca Romen erkek cevap verir. "Hayır amca her yer mayın dolu. Kadınları önden yürütüyoruz ki kendi canımızı kurtaralım."

                İster kara ister acı mizah deyin bu söz kadın haklarıyla ilgili insanlığın çilesini çok güzel aksettiriyor. Bir bakıma gerekli kurumları tesis etmeden sosyal güvenlik tedbirlerini almadan kadını evinden iş hayatına çekmek O'nu mayınların üstünde yürütmek olmuştur.

Türkiye'de kadın hakları konusunda Atatürk'ün fevkalade cesur ve yürekli kararları bizim kadınımızı dünya kadınlarının önüne çıkarmıştır. Ancak, üzülerek ifade edeyim kadınlarımızın ihmal edilmeyecek bir bölümü bu muhteşem duruma minnettar olacak, teşekkür edecek yerde adeta koşarak eski esaret şartlarına talip olmaktadır.

Herşey bir grevle başladı

                8 Mart Dünya Kadınlar Günü nereden geliyor? 8 Mart 1957'de ABD New York ta 40 bin dokuma işçisi daha iyi çalışma şartları için bir tekstil fabrikasında greve başladı. Polis işçilere saldırdı, onları fabrikaya kilitledi. Bu sırada yangın çıktı. İşçiler fabrika önüne kurulan barikatlar sebebiyle kaçamadı. Çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.

                26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'da toplanan II. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Alman Clara Zetkin yangında ölen kadın işçilerin hatırasına 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını teklif etti ve önerisi oy birliğiyle kabul edildi. 

                Kapitalist sistem ve onun ekonomi anlayışı analardan başlayarak çeşitli günlerle piyasaya canlılık kazandırmak, tüketimi hızlandırmak amacını güder. Hiç şüphesiz bu kuralı aşan evrensel insani değerleri geliştirmeyi amaç edinen kutlamalar da vardır. Bunların başında Dünya Kadınlar Günü gelir. Kadına bakış bir toplumun medeni seviyesiyle ilgilidir.  

                Cumhuriyetin büyük hamlesi kadını çağdaş uygarlık yörüngesine oturtmak olmuştur. 1923 yılında Atatürk: "Şuna inanmak lazımdır ki dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir. Ve toplumun başarısızlığının asıl sebebi kadınlara karşı olan bilgisizlikten ileri gelir. Bir toplumun bir organı faaliyetteyken diğer bir organı işlemez ise O toplum felç olur" demiştir. Kadını layık olduğu yere yüceltme amacıyla seçilen hedefe doğru ilk adım, 1924 yılında yürürlüğe giren Tevhid-i Tedrisat  (Eğitimin Birleştirilmesi) Kanunu ile atılmıştır. Böylece eğitim merkezileştirilerek düzenlenmiş ve kadına ilkokul, ortaokul ve yüksekokul öğreniminin kapıları açılmıştır. Bu uygulamanın manası cinsiyet ayırımı gözetilmeden eğitimde eşitlik imkânının sağlanmasıdır. Dün kadınların ekonomik ve siyasal alanlarda katılımları ilerde olan Türkiye bugün, demokratik toplumların hayli gerisinde kalmaya neden ve niçin mahkûm olsun? Türkiye'de kadının iş gücüne katılım oranının %30 düzeyinde bulunduğunu göz önüne alırsak kadın-erkek eşitliğinin sağlanabilmesi için kadınlarımıza hakları olan eşit fırsatlar verilmeli ve desteklenmelidir. Bunun başında eğitim hakkı gelmektedir. Kadınları dahil etmeden ekonomik gelişmeden bahsetmek mümkün değildir. Bilhassa tarım sektöründe çalışan 2,4 milyona yakın kadının hem evin bütün işini yüklendiğini hem de tarım üretimine katıldığını değerlendirmeli, gerekli tedbirleri almalıyız

Zihniyet değişimi şart

                Dünya Ekonomik Forumu'nun 2015 Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi'nde Türkiye 145 dünya ülkesi içinde 130. sıradadır. Bu durum, ülkemizin iktisadi gelişmişlik seviyesi ile uyumsuzdur. Bu dengesiz durumu, her gün basına yansıyan bir kadının cinayete kurban gitmesini ancak kamu, üniversite ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte omuzlayacağı bir zihniyet değişimiyle bitirebiliriz. Aksi halde bu zulümler toplumumuzu yıkıma götürebilir. Ancak böyle bir zihniyet değişimiyle kadınlarla ilgili bütün dengesiz ve adaletsiz uygulamalar ve ücret eşitsizlikleri sona erebilir.

Yaradanın yaratma kudretini sadece kadınlara verdiğini görerek onların önünde hürmetle eğilelim, şükran ve saygılarımızı sunalım.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları