Emretme komutanım!

A+A-
Altemur KILIÇ

Tüm yanaşmalar, yalakalar, beslemeler AKP İktidarının, “YAŞ Zaferini” kutluyorlar. Türk Ordusu’nun “Zafer Bayramında”! “Türk Ordusu hizaya getirildi, artık hiçbir zaman aynı olmayacak” diye seviniyorlar.
Türk ordusunun sicilli karşıtlarından Mehmet Ali Birand, şimdi Posta gazetesinde bu “zaferin” ayrıntılarını “İktidar-Ordu çekişmesinin iç yüzünü” anlatacak...  “Asker nerede, ne zaman hata yaptı? diye soruyor, sonra dizinin ilk yazısındaki manşet; “Asker, Gül ve Erdoğan’ı iyi okuyamayınca kaybetti...”
Fakat aslında, Türk Ordusu bu kişileri başından beri çok iyi tanımıştı. Arada derin bir kan uyuşmazlığı, amaç farkı var!
Mehmet Ali’nin ihanetin odağından anlattıklarını, açıkladıklarını merakla okuyacağız; yazı dizisi konusundaki analiz ve yorumlarımız mahfuz kalmak şartıyla. Birand ve şürekâsı, herhalde orduyu, iktidarla el ele, nasıl hizaya getirdiklerini açıklayacaklar! Doğrusu başardılar, Türk Ordusu’nu bertaraf ettiler. Şimdilik!

Birand’ın sicili
Önce, Birand’ı tanıtmak lazım... Mehmet Ali, özründen ötürü askerlik yapamamanın ezikliği ve kompleksi içindedir... Belki de, asker ocağında yaşamamanın, asker aşı yememiş olmanın eksikliği içindedir...
1986’da yayınlanan, “Emret Komutanım” kitabını yazmak için Genelkurmay’ın izin ve yardımıyla, Doğan Aktulga Paşa’nın, Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun Genelkurmay Başkanlığı döneminde askeri okullarda büyük reformlar yapmasından sonra, askeri okulları, askeri birlikleri gezdi. Öğrenciler ve subaylarla konuştu...
Bu okullardaki eğitim seviyesinin yüksekliğini takdir ediyor ama buna rağmen orduya gene olumsuz yönünden bakıyor... Sonuçta kitabın mesajı, subayların toplumdan kopuk bir kast oluşturduklarını ve ordumuzun asıl ruhu olan “Emret Komutanım”ı eleştiriyor! Anlayamamış ki, bu anlayış, bu söz, Türk Ordusu’nun temelidir. “Türk askeri” bir emir ve görev verilince, “Emret Komutanım” der ve görevi her ne pahasına olursa olsun, yapar! Kısacası kitabın teması, mesajı “Emretme Komutanım”ı TSK’nın geleneksel ruhunu ve gücünü yok etmek!
“Atatürk’ün Ordusu” İç Hizmet Kanunu değişmedikçe, tabii ki, Atatürk Cumhuriyetinin devrim düşmanları tarafından yıkılmasına karşı direnecekti, bu asli görevlerindendir... Semantik ayrıntılar üzerinde durmaya gerek yok; “Darbe” safsatası yapılmasın! Şimdi onların sevinci, bizim sorunumuz ve endişemiz, Türk Ordusu’nun bu gücünü kaybetmesi!

Görevleri uyarmak
“Atatürkçülüğü” ilke olarak özümsemiş olan muhalefet partileri, sol veya sağda olsunlar, muhakkak görevlerini yapacaklardır! Ama ordu olmazsa, daha doğrusu güçlü olmazsa, sonunda kim koruyacak bu Cumhuriyeti?
Gene Birand: “Asker, Erdoğan’ı çok iyi okudu, teşhisini yaptı, başına gelecekleri anladı ve durdurabilmek için savaş açtı” diyor. Bu da doğru... Askerler Gül’ü ve Erdoğan’ı çok iyi tanıdıkları, daha iktidara gelmeden önce söylediklerini bildikleri için, önlemek istemişlerdir...Kişisel olarak başlarına gelecekleri bildikleri için değil, iktidarı ele geçirmek için değil! Komutanlar, darbelerin çıkar yol olmadığını çoktan anlamışlardır, ama görevleri uyarmak ve sonunda direnmektir!.. Asker veya sivil, hiç bir Atatürkçü, bu zihniyetteki insanların iktidara “tramvay dolusu demokrasiyle” gelmelerine, Çankaya’ya çıkmalarına “makûs talihe” içtenlikle razı olamaz. Bu Cumhuriyet demokrasiyle kurulmadı ki böylesi bir demokrasi ile yıkılsın!

Ve Bayramoğlu
Malumlardan Ali Bayramoğlu, orduya karşı “zaferin” miladını tespit ediyor: Milattan önce TSK’nın vesayeti vardı... “Milattan sonra”, yani 2002 seçimlerinden AKP’nin, mutlak iktidara gelmesinden sonra “Türkiye’de ucu bugüne uzanan köklü reform süreci... Sivilleşme girişimleri, sistemi haki renkten arındırma çabaları” ve AKP’nin, kaleleri ele geçirmesi... Açıkça diyor ki: “Şimdi örselenen ve çöken (çökertilen) bir askeri düzen var ortada”. Ama “milattan” sonra, yeni Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in, nasıl bir karargâh politikası izleyeceğinden kuşkulu! Boşuna sevinmesin; Koşaner, komutayı devralırken yaptığı konuşmada, Bayramoğlu ve şürekasının idolü bir Hilmi Özkök olmadığını gösterdi.
Ve Erdoğan bugün Diyarbakır’da. Bakalım, “Türkiye Türklerindir demek yanlıştır” demiş olan Erdoğan, orada, “Bize Türk dedirtemezsiniz” diyenlerin yüzlerine karşı, “Ne mutlu Türküm diyene” diye, bağıracak mı? 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları