'En ucuz şey vatan'

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Sıradan bilgisayar kullanıcısı tarafından hazırlanan world dosyası ile hayatımızın kararıp hapislerde yatabileceğimiz Yargıtay’ın Balyoz kararı ile neredeyse içtihad haline geldi. Bu sütunlardan defalarca yazdım. Türkiye’nin yıllar önce imzaladığı “siber suçlarla mücadele sözleşmesi” uygulamaya konmadığı sürece “dijital terör” ün sahte belgeleri her an herkesin kapısını çalabilir. Dava bir de “özel yetkili mahkemeye” havale edilmişse yandı gülüm keten helva...
Gencecik bir teğmenin başına gelenleri tüm dünya izledi. Emniyette cep telefonuna bir dakikada 139 numara yüklenme işini sağır sultan duydu. Yıllar sonra yüklemeyi yapan polisler tespit edildi. Soruşturma tam iki yıl sürdü. İki celseden sonra çıkan karara garabet bile demek mümkün değil. Görevi kötüye kullanmaktan yargılanan polis memuru Hanifi Öpaydın beraat etti. Karara imza atan heyet  “sanığın üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçundan, suçun unsurları oluşmadığından beraatine” diyor. Bir nevi niyet okuma.  “Sehven” dediyse  “sehven olmuştur”. Koskoca devletin polis memuru bu sehveni kötü niyetle yapacak değil ya.. Teğmen Mehmet Ali Çelebi’yi bir kaç suç kesmez.. Teğmen rütbesinde generallere emir veren örgüt yöneticisi.. Hükümeti yıkmaya teşebbüs ediyor.. Terör örgütleriyle irtibat halinde.. O da yetmiyor. Hizbul-Tahrir adlı dinci örgütün üyesi. İlk tutuklandığında 33 ay yatıyor. Telefonuna emniyetten yükleme yapıldığı, yani örgüt bağlantısı kurulabilmek için sahte delil üretildiği anlaşılıyor. Tahliye ediliyor. Helikopteriyle terörle mücadele için görevine dönüyor. Bu sırada devam eden duruşmalarda olağanüstü savunmalar yapıyor. Susmuyor yani.. Susmayınca, yılmayınca, boyun eğip, biat etmeyince “potansiyel suçlu” gözüyle bakılıp 16,5 yıl hapis ile ödüllendirilip yeniden içeri alınıyor. Çelebi, neredeyse vatan haini ilan edilirken, onun telefonuna yükleme yapanlar vatan kahramanı gibi beraat ediyor. Ucuz mu? Pahalı mı?
İstanbul’da bunlar gerçekleşirken Ankara geri durmaz elbet. YAŞ kararı ile ordudan atılmış, ne herzeler yediği dosyasında sabit olan biri ihbar mektubu yazıp intikam almaya karar veriyor. Kargo ile geldiğini beyan ettiği belgeleri, Çorlu’dan alıp İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına getiriyor. Savcılığın maşallahı var. Yıldırım hızıyla altı bin sayfalık belgeleri titizce inceliyor. Aynı hızla Ergenekon ve Balyoz davalarının dosyalarını ekleyip Ankara’ya gönderiyor. Ama önce çıktıları alınıyor. Yani CD’lerin delil olma özelliği ortadan kalkmış oluyor. İmajları alınmadan inceleniyor. Mahkemelerin daha önceden belirleyip ilan ettiği, güvendiği, daha önce benzeri davalarda görevlendirdiği bilirkişi listesinde adı olanlar baypas edilip dışarıdan bilirkişi atanıyor. 9 Şubat 2012’de teslim edilen binlerce sayfalık belgenin bilimsel incelemesini yapan ultrajet bilirkişi, dört gün sonra 13 Şubat’ta 40 sayfalık rapor hazırlıyor. Ekleriyle beraber 215 bin sayfalık iddianamede de yer alan iki kelime yüzünden o dönem binbaşı rütbesinde olan İsrafil Aydın tutuklanıp 14 ay hapis yatıyor ve davası halen devam ediyor. İsrafil, Kuleli’den sınıf arkadaşım. Binbaşıyken 28 Şubat sürecinde generallere emir verdiğine inanmam. Yargıtay hakimlerinin ünlü deyimi ile “hayatın olağan akışına aykırı.” Ama İsrafil’in hayatı kararıyor. Aile düzeni yıkılıyor. Hukuksuzluğu ortada olan bu sahte belgeler için isyan ediyor. “Bu CD’ler nasıl, nerede, kimler tarafından oluşturulmuş ve  Genelkurmay Karargahından çıkarılmış?” sorusunu yöneltiyor. Çıt yok.. Sadece bilirkişi ve savcıdan değil Genelkurmay’dan da ses yok..
Gözümüzün önünde cereyan eden bu olaylara tanık olunca hukuka, yargıya güven kalır mı? Vuruyorum kendimi sokaklara.. Başkentte ahmak ıslatan yağmurun altındayken koluma güzel bir dost giriyor. “Merak etme.. Enflasyon eksi rakamlara düştü. Alım satım arttı. Külliyen refaha kavuşuyoruz” deyince irkiliyorum. “Ne yani inanmıyor musun? En ucuz şey vatan..” diyor Renan Yalı.. Boğazıma bir şeyler düğümleniyor. Haksız sayılmaz ki dost..
Elektronik postama hükümet kanadından Mehtap Yılmaz’ın “Gülenizm” başlıklı yazısı düşüyor. Ucuz mu pahalı mı karar veremiyorum.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş