Enflasyon kader mi?

Esfender KORKMAZ

On yıl önce, Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE )’nin, 2004 yıllık enflasyon oranı yüzde 9.35 oldu. 10 yıl boyunca yüzde 10’un altında ve üstünde seyretti. Şimdi Mayıs 2014’te ise yıllık enflasyon oranı yüzde 9.66 oldu. Yani on yıldır enflasyon yüzde 10 düzeyinde devam ediyor.  
Biber enflasyonu düşürdü... Kaysı enflasyonu artırdı, şeklinde yorumlar aslı astarı olmayan ve teknik olarak ortaya konulan korkunç yanlışlardır. Zira bunların enflasyon sepeti içinde bunların etkisi yok denecek kadar düşüktür. Eğer enflasyonu yalnızca bunlara ve Başbakan’ın dediği gibi yalnızca faize bağlarsak zaten çözüm bulma şansımız da olmaz. 

esfender-036.jpg

Yukarıdaki tabloya bakarsak, 2014 yılı için bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde ortalama enflasyon beklentisi yüzde 3.4’tür. Bizde 9.66 oranı elbette çok yüksektir. Latin Amerika ortalaması da yüksektir. Ancak orada da bizim gibi G-20 içine giren Brezilya’da bizden daha düşüktür. 
Enflasyonla mücadele konusunda, Hükümetin bir kararlılığı ve bir projesi yoktur. İşi tamamıyla MB’ye havale etmişler ve fakat MB de para ve faiz politikası ile on senedir koyduğu hedefi tutturamıyor.  
Demek ki enflasyonu çözmek için önce bu illete doğru bir teşhis koymak gerekiyor. 
Enflasyonla mücadele para, kur ve mali politikalarla sınırlı olursa, enflasyonun köpüğü gidiyor. Ancak enflasyon kronik bir yapı kazanıyor. Bu nedenle enflasyonla mücadele için her şeyden önce  yapısal sorunları da çözecek genel bir istikrar programı yapılmalıdır.
Bu istikrar programı;
1) Piyasada oligopol yapıların kırılması, arz-talep dengesinin kurulması açısından önemlidir. Türkiye’de birçok sektörde piyasanın yüzde doksanı birkaç büyük firma tarafından kontrol ediliyor. Tüketiciler rekabetin getireceği avantajlardan yararlanamıyor. Bu şartlar altında çalışan firmalar maliyetleri olduğu gibi fiyatlarına yansıtabiliyorlar. Verimlilik artışına, Ar-Ge’ye, maliyet minimizasyonuna ihtiyaç duymuyorlar. 
Oligopol piyasaların kırılması için, başta KOBİ’lere ciddi destekler vermek gerekir. Oligopol piyasaların olduğu sektörlerin halka açılmasını teşvik etmek gerekir. Yine bu sektörlerdeki yeni şirketlere ve yeni yatırımlara destek vermek gerekir.
Bankacılık sektöründe monopolleşme var. Bankalar  en fazla yüzde 10’maliyetle kullandıkları kaynakları, işletmelere yüzde 20  faizle satıyor. Hepsi de aynı faizi alıyor. Bu da üretim maliyetlerini artırıyor. Maliyet enflasyonu yaratıyor. Bankaların kredi faizlerine bir sınır ve bir düzen getirmek gerekiyor.  
2) Devlet pahalı hizmet üretiyor. Kaynakları doğru kullanmıyor. Bürokrasi yatırımların maliyetini artırıyor. Devleti yeniden yapılandırmak gerekir. Kamu harcamalarında verimliliği artırmak gerekir. Bu nedenle ihale yasasındaki istisnaları kaldırmak gerekir. Devlet doğal tekeller ve alt yapı hizmetlerinden doğan fiyat stratejisine yeniden sahip olmalıdır. Bu yolla devletin kısmen fiyatları kontrol etmesi sağlanmalı ve yine devlet sosyal faydası olan mal ve hizmetleri maliyet altı fiyatla satılabilmelidir. 
3) Kurlar enflasyonla mücadelenin tek aracı olmadan çıkarılmalıdır. Bu da ancak  “kontrollü kur rejimi”  ile mümkün olur. Bu rejimde  faiz tartışması da ortadan kalkar. Çünkü bugün enflasyon artmasın diye denge kur engelleniyor. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş