Engin Ardıç meğer “Turancıymış”

Kürşad ZORLU

İnanın bundan haberimiz yoktu. Aslında kendisinin de yok. Zaten birazdan ifade edeceğimiz şeyler metafor ile ironi arasında duran bilinçaltı yansımalarının bir ürünü. Engin Ardıç’ı pek çoğunuz tanıyorsunuz. Sert ve keskin yazılarıyla sözünü esirgemeyen bir gazeteci. Gelin görün ki dünya değişiyor, şartlar farklılaşıyor, insanlar geleceğe bakıyor; Türkiye’de ise bazı kesimlerin bazı konularda görüş ve yaklaşımı değişmiyor. Sanırım geçmişin, bilinçaltında bıraktığı izler ve dayattığı eskimiş fikirler gerçekleri gizlemeye devam ediyor. 

Geçmişe bugünden bakmak
Engin Ardıç, başka bir köşe yazarına göndermeler için  “olacak iş değildi” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazı böyle başlıyor ama sonra konu Sultan Galiyev’e, Türk Birliğine ve Ülkücü Harekete geliyor. Ardıç öyle güzel yazmış ki üçünü de aynı kazanda kaynatmış. İyi de yapmış. Zaten başkası şaşırtıcı olurdu. Sayın Ardıç Sultan Galiyev’i  “komünist Turancı”  olarak değerlendirmiş ve Rasim Ozan Kütahyalı’ya benzetmiş. Doğrusu arşivimi karıştırdığımda ne fikir ne de surat olarak benzerlik göremedim. Ardıç’ın bu benzetmesiyle kimi yüceltmek istediği meçhul. Ayrıca Galiyev’i ve fikirlerini kendi döneminin koşullarında irdelemek gerekir. Bu yönüyle farklı ve çok boyutlu bir tartışma konusudur. Ancak yazar kavramları birbirine karıştırırken kendisi açısından çok önemli bulduğum bir paragraf oluşturmuş. Bakın ne demiş:  “Yahu siz, komünizmden ve imparatorluk sömürgesi olmaktan daha yeni kurtulmuş adamlara şimdi sıcağı sıcağına yeni bir bağımlılık öneriyorsunuz. Bunun için de önce Türkiye’yi komünist yapmanız gerekecek. Diyelim ki olanaksızı başardınız. Bununla kalmayacak, sonra komünizmi diğer Türk devletlerine de -yeniden- ihraç edeceksiniz... Şu farkla ki, merkez bu sefer Moskova değil Ankara olacak, onlar gene periferide kalacaklar. Nasıl olacak bu iş be cancağızım?”

Turancılık ve Ülkücüler
Gerçekten bizim duygularımıza tercüman olmuş ve Türk cumhuriyetleri içinde de yer yer sorgulanan esaslı bir tartışma alanının altını çizmiş. Öyle ki çağdaş Turancılığın meseleye bakışı da böyledir. Çünkü Ardıç’ın  “klasik ülkücüler” şeklinde değerlendirdiği insanlar, emperyalizmin her türlüsüne karşı mücadele vermiş ve ağır bedeller ödemiştir. Yeni paradigmadan bakınca Türk Birliği projesi ülkücüler için ne bir sömürge aracı ne de ütopyadır. Öncelikle Türk Birliği ekonomik ve kültürel bir entegrasyon arayışıdır. Türklerin birlikteliği her ülkenin öz kaynaklarını en etkin şekilde kullanmasına ve benzeşen kültürlerin karşılıklı olarak birbirini doğru tanımasına yönelik bir süreçler bütünüdür. Örneğin zengin yer altı kaynaklarını ve farklı imkanları geniş ve yetişmiş insan gücü ile birleştirerek karşılıklı fayda ve kazanım esaslıdır. Bugün pek çok Türk girişimcisi bu coğrafyada elde ettiği birikimi ülkesinde kullanmaktadır. Meseleye bir başka yönüyle baktığımızda acaba Türk Birliği projesinin amacı, içeriği, sunduğu imkanlar ve gerçekleşme süreci hangi ölçüde güncellenerek toplumun ve kamuoyunun beğenisine sunulabiliyor... Zira derinleşen algı farklılıklarının buradan beslendiğini de görmemiz lazım. Bu gerekçelerle sayın Engin Ardıç’ı 2-5 Aralık tarihlerinde Lefkoşa’da düzenleyeceğimiz  “21.Yüzyılda Türk Dünyası” sempozyumuna davet ediyorum. Eğer konuğumuz olursa bazı önyargılarının yersiz ve Türklerin birlikteliğinin neden gerekli olduğunu anlayacağını düşünüyorum.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş