Engizisyon mahkemeleri

A+A-
Altemur KILIÇ

Nedense, bu günlerde aklıma Ortaçağlarda Avrupa’da kurulan ve Katolik Kilisesi dogmalarını inkar edenleri inanılmaz işkencelerle yargılayan “Engizisyon Mahkemeleri” geliyor! Bu mahkemeler insanlık tarihinin en kara sayfalarıdır! Mahkemelerde münkirleri itiraf ve tövbe ettirmek ise; kızgın kerpetenler, çivili sandalyeler, büyük huniler, parmakları sıkıştıran mengeneler, ölüm askıları vb.. kullanılırdı.
Bu yüzyılda da bazıları kullanılıyor ya, manevi işkenceler yanında!
Üç büyük engizisyon mahkemesi...
Gerek kararları, gerek siyasi ve dini erki nedeniyle üç büyük engizisyon adından çok söz ettirdi. Ortaçağ Engizisyonu, Valdensesler ile Katharlar’ın kurulu düzeni sarsan öğretiler yaymaya başlamaları üzerine, 1231’de Papa IX. Gregorius tarafından kuruldu.
İspanyol Engizisyonu ise, Castilla Kraliçesi I. İsabella’nın ısrarı üzerine, Papa IV. Sixtus tarafından 1483 yılında onaylandı. Müslümanlar’la Yahudiler’in kendi inançlarına bağlanmalarını sağlamak hedeflenmişti. Bu nedenle, 200.000’e yakın Yahudi, 1492 yılında İspanya’yı terk etti.
Roma Engizisyonu, Roma Katolik Kilisesi’nin savunduğu öğretiyi korumak için III. Paulus tarafından 1542’de kuruldu. Genel olarak Calvin ve Lutherciler’e savaş açtı. Roma Engizisyonu, cadılık ve büyücülükle de uzun yıllar mücadele etti.
Bir manastıra ya da piskoposun sarayına yerleşen engizisyon sorgucusu, daha sonra halkı kilisede toplayıp uzun bir vaaz veriyordu. Amaç, yerel halkla ilişkileri sıcaklaştırmak ve onların güvenini kazanmaktı.
Engizisyon mahkemeleri, çoğunlukla “ihbar” müessesesi üzerine kurulmuştu. Eğer bir kişi kendi günahlarını gelip bir ay içinde itiraf ederse ve “özür dilerse” affedilirdi. Ancak bu süre içinde böyle bir davranışta bulunmazsa, ona karşı dava açılırdı. Davalı, mahkemede kendisini kimin ihbar ettiğini asla öğrenemezdi.
Sorgucunun katedralde verdiği vaaz, daha sonra yazılı olarak kiliselerin kapılarına asılırdı. Böylece hiç kimse “benim, mahkemenin geldiğinden haberim olmadı” diyemezdi. Bu ilandan sonra, sorguculara ihbarlar yağmaya başlardı. Mahkeme bir ay boyunca bu ihbarları okur, değerlendirir ve ihbar edilenlerin kendilerini göstermelerini beklerdi. İhbarların tümü noter tarafından kayda geçirilir ve bir temele dayanıp dayanmadıkları ya da sadece çamur atma olup olmadıkları araştırılırdı.
Bunlar bir çağrışım yapıyor mu?
2000 yılında Papa, Engizisyon Mahkemelerini takbih ve telin etti! 7 yüzyıl sonra ama neye yarar! Ölenler öldü, kalanlar kaldı! 

***

FIKRA
Muhtar bir grup köylü tarafından ‘rüşvet alıyor’ diye şikayet edilir. Dava açılır ve muhtara celp gelir. Duruşma günü bütün şikayetçiler ve muhtar kasabaya gider. Duruşma başlar ve hakim iddianameyi okuduktan sonra şikayetçileri eliyle göstererek; “Bak, ’Muhtar rüşvet aldı’diyorlar ne diyeceksin” diye sorar. Söz alan muhtar da; “Hakim bey bana da hep zaman zaman ’Hakimler rüşvet alıyor’derler ama ben inanmam” diye konuşur. Bunu duyan hakim, öfkeyle davacılara dönüp kararı açıklar: Çıkın dışarı, beraat.

***

KARAGÖZ KOLEKSİYONUMDAN
Kapakta o yıla ait bütçe konusu işleniyor. Başlık: Yeni bütçe 186 milyon lira.
Hacivat -Aman Karagöz’üm, yorganın kısa, ayağın dışarıda kalıyor ne yapacaksın?
Karagöz - Ayağımı yorganıma göre uzatıveririm. Yine namerde el uzatmam, sen merak etme Hacivat!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları