Enosis gölgesinde müzakerelere devam kepazeliktir

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

Rum Meclisi geçtiğimiz Cuma günü, 7 Nisan 2017 oturumunda, 10 Şubat 2017 tarihinde 1950 Enosis Plebisiti'nin okullarda anılması ve kutlanmasıyla alakalı aldığı kararı görüştü. Oldukça tartışmalı geçen oturumda 30'a karşın 20 oyla kararın kaldırılmasını ve bu konudaki yetkinin Millî Eğitim Bakanlığı'na verilmesini onayladı. Hatırlanacağı üzere söz konusu karar Türk tarafınca tepkiyle karşılanmıştı. Kararın ardından 16 Şubat'ta bir araya gelen liderler konuyu görüşmüş, faşist Eokacı/Enosisçi Rum lider Anastasiadis hiçbir etiğe sığmayan şekilde terbiyesizlik yaparak, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile toplantı yaptığı odanın kapısını vurarak terk etmişti. Bu davranışı sonrasında müzakereler durdurulmuş ve bizzat Cumhurbaşkanı Akıncı ve sözcüsü Barış Burcu tarafından yapılan resmi açıklamalarda kararın bertaraf edilmemesi halinde masaya kesinlikle dönülmeyeceği açıklanmıştı.

***

Türk Dil Kurumu sözlüğüne bakıldığında "bertaraf" etmenin "ortadan kaldırmak" anlamına geldiğini göreceksiniz. Rum Meclisi söz konusu kararı ortadan kaldırmamış, kararı iptal etmemiş, sadece yetki devri yapmakla yetinmiştir. Bu konudaki yetki, her şartta ve her zaman kilise kontrolünde bir bakanlık olan Millî Eğitim Bakanlığı'na verilmiştir. Güya Rum bakan bu yetkisini kullanmayacağını söylemiş! Bana göre olay daha da vahim bir hal almıştır. Rum Yönetiminin bu Bizans oyununu kabullenmek, bu kandırmacayı hazmetmek mümkün değildir.

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı seçildiğinden beri müzakereler konusunda Rum'a karşı, kendisine ve ekibine her zaman destek oldum. Öneri ve yapıcı eleştirilerde bulundum. Yıllarca ebedi liderimiz rahmetli Rauf Denktaş'ın yanında verdiğimiz mücadelede öğrendiklerimi paylaşmaya çalıştım. Ne var ki, KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı ve ekibi, anlaşılması mümkün olmayan(!) ve tarihimize kara leke olarak geçecek bir kararla Rum Meclisi'nin aldığı uyduruk kararı olumlu bulmuş, Rum entrikalarına boyun eğmiş, maalesef tükürdüğünü yalayarak, hiçbir şart koşmadan, en azından bir takvim, yol haritası ve doğal gaz ihalelerinin durdurulmasını bile talep etmeden dün 11 Nisan tarihinde müzakere masasına oturmayı kabul etmiştir. Enosis kararı gölgesinde yeniden başlayan müzakerelerden ne sonuç alınacaktır? Yakın zamanda  Mont Pelerin'de iki kez, Cenevre'de ve Lefkoşa'da sonuç alınamayan süreçlerden sonra şimdi ne gibi bir sonuç alınabilecektir? Türk tarafı olarak, Rum'a mecbur olmadığımızı, Rum tarafının malum amaç ve hedeflerinden vazgeçmedikçe müzakerelerin olumlu sonuçlanmasının mümkün olmadığını anlamak bu kadar zor mudur? 50 yıldır çözülemeyen sorunun, Enosis zihniyetindeki ve Kıbrıs Türkü ile eşit ortaklığı kesinlikle kabul etmeyen kafalarla çözülemeyeceği hâlâ daha neden anlaşılmak istenmemektedir? Kıbrıs Türkünün aklıyla alay etmeye ve uçuruma sürüklemeye kimin hakkı vardır?

Rum Meclisi'nin aldığı kararı içine sindiren, masaya dönmek için söz konusu kararın tamamen ortadan kaldırılmasının şart olduğunu söyleyen, ne var ki bu sözünü tutamayarak masaya dönen KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı geçtiğimiz hafta sonu bir etkinlikte yaptığı konuşmada dün başlayan müzakere sürecine atıfta bulunarak yeni dönemde, kimsenin müzakere masasında tek taraflı adımlar atmalarını beklememesi gerektiğini vurguladı. Akıncı, konuşmasında Nisan ve Mayıs aylarında bir çerçeveyi ortaya çıkarabilmenin mümkün olduğunu da söyledi. Akıncı, "Çerçeve ortaya çıkarsa içini doldurmak daha kolay hale gelebilecektir" diye konuştu.

Hayretler içerisinde kalmamak mümkün değildir. Mont Pelerin I-II ve sonrasında Cenevre'de toplanan 5'li Konferans'ta çözüme ramak kalındığını bildiren, hatta güya iş bitti diye harita teatisinde bulunan Akıncı hâlâ daha hangi tek taraflı adımdan ve hangi çerçeveden bahsetmektedir? Türkiye'nin garantörlüğünü, dönüşümlü başkanlığı, eşit ortaklığımızı, dört özgürlüğü, derogasyonları kabul etmeyen Rum'la hangi çerçevede anlaşabileceğini hayal etmektedir? Rum'un mevcut yaklaşımları, iğrenç hedefleri, Kıbrıs'ın tamamını Yunan yapma hayali ile bir yere varılamayacağı ne zaman görülecektir?

***

Cumhurbaşkanı Akıncı'nın 9 Şubat tarihinde müzakere dönüşünde basına yaptığı talihsiz açıklamada belirttiği "Müzakere yapma, çekil, defteri kapat, demek kolay ama ondan sonrasını getirmek zor. Ondan sonrasıyla ilgili hangi proje var, hangi fikir var?.. Toplumumuza hangi aydınlık gelecek vaadi var?" açıklaması oldukça üzücü ve düşündürücüdür. Devletimiz KKTC ile aydınlık geleceğe ulaşılmasında ne tür bir engel vardır? KKTC'nin tanınması ile dünyadan izole edilmeye çalışılan, ambargolar altında ezilen Kıbrıs Türkü aydınlığa çıkmayacak mıdır? Kıbrıs Türkünün en büyük projesi devletimiz KKTC'nin kalkınması, çağdaş düzeye çıkarılması ve uluslararası platformlarda hakkettiği yeri alması değil midir? Geçmişte oturdukları makamlarda kendi insanına ve binbir meşakkatle kurduğumuz devletimiz KKTC'ye inanmayan, aydınlık yolunda yürümeyenlerin o makamlarda tutunamadıkları görülmüştür.

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları