Er meydanında

Altemur KILIÇ

Türkiye’miz “er meydanıdır” ; savaşlar dövüşler sonunda, kimlerin “er” -yiğit- kimlerin alçak ve kahpe oldukları belli olur... Şimdi de bu “meydanda” , yiğit ve kahramanlarla alçaklar arasında kıyasıya bir ölüm-kalım mücadelesi var.
İşe, en kolayından başlayalım. Gerçekten Atatürkçü iş adamlarının kurdukları bu “İş adamları derneğinin” (TÜSİAD) bugünkü başkanı, birkaç gün önce topladığı “Yuvarlak Masa” toplantısında kotarılan  “Yeni Anayasa” raporunu iftiharla benimseyerek açıklamıştı. Bu raporda, bugünkü Anayasa’nın “Türkiye Devleti Cumhuriyettir” maddesi dışında başta “Atatürkçülük-milliyetçilik ve üniter ulus devlet” ilkelerinin değiştirilmesi, hatta İstiklâl Marşının, Türk Bayrağının da kaldırılması öneriliyordu. TÜSİAD başkanı, açıklamasında “Apo ile doğrudan görüşmeli” buyurmuş ve İspanya’daki ETA örneğini göstermişti.
Yanaşmalar, yalakalar bunu “cesur bir çıkış” olarak yorumladılar. Öylesine ki, Başkan’ın eşi Cem Boyner, karısına şöyle demişti: “Bu kadar özgürlük bizi böler. Türkiye’nin gerçeklerine uydurmak için biraz tıraşlayalım. Uyarı sesleri yükseliyor. Bunlara rağmen yine bu ilkelerle devam edebilecek, sıkı duracak mısınız?”
Başkan da gülerek “Sıkı duracağız tabii” demişti. Başkan, tepkiler üzerine Öcalan’la aynı hizada görünmek, iş çıkarlarına ters düşmüş olacak ki, şimdi kıvırıyor. Gözlerimizin içine bakarak “cesur çıkışını” tevile çalışıyor. Diyor ki: “Cumhuriyetin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olması niteliklerini ve devletin dili, başkenti ve bayrağı konularını içeren anayasanın değiştirilemez maddelerinin değiştirilmesi yönünde ne geçmişte ne bugün bir görüş ve önerimiz olmamıştır. Bu çalışma TÜSİAD’ın ev sahipliği yaptığı ve Türkiye’nin alanlarında tanınmış 22 akademisyen ve kanaat önderinin bir araya geldiği toplantılar dizisinin sonucunda, 5 başlıkta farklı fikirleri derleyen bir metindir. Anılan belge bir TÜSİAD görüş raporu değildir.” Bunlar âlemi kör, Türk halkını sersem mi sanıyorlar?!!
Haydi, dedikleri gibi olsun; ama Cem Boyner’in, şu sözlerini nereye koyacaklar? “İnsanların hakları (iş çıkarları diye okuyun) ve özgürlüğünün ülkenin bölünmesinden ve devletin kendisinden daha önemlidir.”
Zırva tevil götürmüyor, mızrak çuvala sığmıyor, kullananların bir yerlerine batıyor!


Sen de mi Alaton?..
Benim kişisel bir üzüntüm, yıllar yılı dost bildiğim, Atatürkçü bildiğim ve içtenlikle “Ne mutlu ki Türk’üm” dediğine inandığım iş adamı İshak Alaton’un da son modaya uyarak “yuvarlak masa” ya, TÜSİAD raporuna hemen katılması... İshak Bey der ki: “Ümit Hanım zor bir durumda, hem geçmişin insanlarını idare etmeye çalışıyor, hem de ilerici insanları dengelemeye çalışıyor. Çok zor görev yüklendiğinin idrakindeyim. TÜSİAD Başkanı olmak, hele hele ağır topların ağırlıkları altında bu görevi üstlenmek kolay değil, ateşten gömlek içinde... Zamanla, bugüne kadar dünde yaşayan, değişmeyen bu insanlar mecburen bugünü yarını yaşayacaklar. Dünde yaşamanın hiçbir manasının yaşanamayacağını anlayacaklar. Değişecekler, ama zaman alacak. Seçimlerin kırılma noktası olacağına dair ümit taşıyorum. İktidara gelecek olan her kim olursa olsun bizi hüsrana uğratmaz ve Kopenhag Kriterleri’ne uygun çağdaş anayasa yazmayı becerir.”
Yanılıyorsun, bey kardeşim İshak: “Türk milletinin, devletinin değişemeyecek değiştirilmeyecek” ilkeleri vardır. Dokunanları yakar... Haklısın; seçimler “kırılma” noktası ve kıvırma zamanı; zinhar ve maazallah AKP gene iktidar olursa, bu “fay hattı” kırılırsa, hepimiz, hepiniz, Türkiye Cumhuriyetinin yıkıntısı altında kalırız. Kurulması tasarlanan, 2. Cumhuriyet Padişahlığında, yerinizin ne olacağı da belli... O zaman, sizi Atatürk bile kurtaramaz!


Şark cephesinde
Ve “Er Meydanının” Şark-Kürt Cephesinde hem “yeni bir şey” yok; hem de “çok şey var” ! Erdoğan’ın, TC Başbakanı olarak, adıyla, sanıyla ve bayrağıyla “Kürdistan” olan Kuzey Irak’ı ziyaret etmesi anlamlı ve önemli... MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli özetlemiş: “Başbakan olarak kendisine Irak hükümetini muhatap almışsa ve Irak’ın kuzey bölgesinde de Irak Hükümetinin bilgisi dâhilinde teması sürdürecekse mahzurlu bir taraf yoktur ama Kuzey Irak’taki sanal yapı muhatap kabul edilemez. Barzani muhatap kabul edilemez...”
Gazetemizin, ziyaret haberi manşetinde ifade edildiği gibi, Erdoğan bu ziyaretinde, hem ABD’nin gönlünü hoş ediyor, BOP oyununa yardımcı oluyor, hem de bölücülerin oyunu devşiriyor. En vahimi “Kürdistan’ı” zımnen de olsa tanıyor.
Keşke ziyaretinden önce Yeniçağ’da tefrika edilen “Büyük Oyun Büyük Kürdistan” dizisini okusaydı, bu “oyunun” tarihi boyutlarını bilerek ve Kürt sorununu çözmek ve PKK ile mücadele etmek için medet umduğu Cemil Çiçek’in “postal yalayıcıları” dediği Barzanilerle, ne mal olduklarını bilerek konuşsaydı.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş