Er veya geç, Ergenekon

Altemur KILIÇ

Çeşitli hükümetlerde, başarıyla Adalet Bakanlığı yapmış, Seyfi Oktay da gene sabahın erken saatlerinde, polisin baskınına uğradı, evi didik didik arandıktan sonra, “Ergenekon kapsamında” gözaltına alındı. 76 yaşında ve bir süre önce, baypas ameliyatı geçiren Oktay, şimdi yüksek tansiyonla, yoğun bakımda. Daha doğrusu Türkiye, bir süredir, “Ergenekon kapsamında”, yoğun bakımda.
Neredeyse, Oktay’ın Başbakanı, T.C.’nin Cumhurbaşkanı Demirel’i de içeri alacaklar! Sırada hangi başka Cumhurbaşkanları bakanlar ve komutanlar var? Milletçe çektiğimiz bu çile artık yetmedi mi? T.C. “Bitkisel hayata” mı girecek? 
Oktay’ın tutuklanması, Kamer Genç’i çileden çıkarmış toplumun duygularını ifade ediyor: “Haksız yere insanları içeri alıyor, korku âlemi yaratmaya çalışıyorlar. Artık çizmeyi aştılar. Derhal defolup gitmeliler”.

Canlarımız 
Her asker tutuklanınca canımdan can kopuyor demiştim. Aslında, bütün insanlarımız bu  “kapsamda”  tutuklandıkça, canımdan canlar kopuyor. Milletimiz, ülkemiz, bu Çin işkencesinden, post modern “engizisyondan” ne zaman, nasıl kurtulacak? Bu lanetli “kapsamın”, kamu vicdanında açtığı derin yaranın farkındalar mı? Bu yaradan akan cerahatin Türkiye’yi yıllar boyu, zehirleyeceğinin farkındalar mı? Ve kim bu “Korku Devletinin başı”, “Korku İmparatorluğunun İmparatoru”? Ajanları, organları kimler?

Saat kaç?  
Başbakan Erdoğan, İsrail’in ahlâksız, kahpe saldırısı karşısında haklı olarak ve bir Türk Başbakanına yakışacak şekil ve üslupta kükredi. Neredeyse, İsrail’e savaş ilan etti!  
 Ancak, şu bağlamda, İsrail komandolarının yaptıklarından daha da fazla, Türkiye’nin içinde yaşananlara, insanlarımızın maruz kaldıkları hoyratlıklar ve pervasızlıklar karşısında, Başbakan acaba neden suskun? İsrail’e söylediklerinin bazılarını “Ergenekon kapsamı” konusunda da söylemek mümkün! Olay “one minüt”ü fersah fersah geçti! Erdoğan bu durumda,, hâlâ gönül rahatlığıyla “Ben, bu davaların gönüllü savcısıyım” diyebiliyor mu? Bu hoyratça tutuklamalar, masum insanların çektikleri, en mahrem, özel ve resmi ortamların gözetlenmesi, dinlenmesi ve aksi ispat edilene kadar, “masum” olan insanların, “gizli” tanıkların ve jurnalcilerin ihbarlarıyla, yakıştırma iddialarla, aylarca hapishanelerde çürütülmeleri, İsrail komandolarının yaptıklarından daha mı az hoyratlık, pervasızlık? İç hukukumuzun açıkça ihlali, uluslararası hukukun ihlalinden daha mı az suç?
Anladık; “yargıya” müdahale edilemez. Yargı sürecinde, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanlar da müdahale edemezler! Adaletin seyrini beklemek gerek! Ama bu “teoride-kitaplarda”! Ya fiiliyatta?! Sorarım; “Adaletin seyri”, daha ne kadar sürecek.

Müslümanlık nerede
Ya insani açıdan ve Müslümanlık açısından Başbakanın, dini bütün bir Müslüman olarak, bu acılara, haksızlıklara, bigâne kalması, hatta zımnen tasvip etmesi, en azından düşündürücü değil mi? Bir insan ve Müslüman olarak Erdoğan’ın vicdanı hiç mi muazzep olmuyor, geceleri, rahat uyuyabiliyor mu?
Bu insanların hayatlarından koparılanları, onlara kim geri verecek? 
Milletin sabrı artık tükeniyor! Bu haksızlıkların hesabı, ahirette, sırat köprüsünde, muhakkak sorulur, ama ya bu dünyada? Muhtemelen oy sandıklarında ama o masum ve mağdur insanlar için çok geç olacak!
Ben de “Yetti gayri” diyorum. Milletimizin tarihinde “Ergenekon” efsanesi vardır. Ama bu aslında bir efsane değil, simgedir. Bir milletin en sıkıştığı “Ergenekon vadisinden”, dağları yararak çıkışının, çıkabileceğinin sembolüdür! İnanıyorum ki, milletimiz bu Ergenekon “kapsamından” da er veya geç, çıkacaktır. Ama ne kadar geç ve neler, kaç can pahasına.
Şimdi, genç olsaydım, hatta bu yaşımda bile, geçen gün, Anıtkabir’e şikâyet için Atatürk’ün huzuruna giden Ergenekon mağdurlarının, eş ve yakınlarının arasında bulunmayı çok isterdim. Silivri ve Hasdal’da, dostlarımın arasında bulunmayı da, isterdim. Ve Güneydoğu’da, PKK eşkıyasıyla, dövüşen kahraman askerlerimizle omuz omuza olmayı da isterdim. Ne demişler;  “gençler bilseler, biz yaşlılar da, yapabilseydik” ! İnsan hayal ettiği müddetçe yaşıyor!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş