Erbakan’ın gözyaşları, marka değeri taşır mı?

İsrafil K.KUMBASAR

Her gözyaşı, mutlaka içinde bir takım sırları da saklar.
Dökülen damlalar bir ‘pişmanlığın’, yahut ‘hak edilmiş övüncün’ sonucu olabilir.
Kimi zaman ‘sevinci’, kimi zaman ‘hüznü’ anlatır gözpınarlarından süzülen yaşlar.
Ender anlarda çözebiliriz niye ağlandığını.
Bizim ‘mutluluk’ için döküldüğünü sandığımız birkaç damla, bazen ‘gizli bir pişmanlığın’ işareti de olabilir. Doğrusunu ancak ve ancak o yaşların sahibi bilir.
Sözgelimi, 84 yaşında bile ‘Saadet’e kavuşan Necmettin Erbakan’ın gözyaşları.
Hani şu meşhur ‘milli görüş gömleğinin’ asıl ve esaslı sahibi.
Nam-ı diğer ‘Hoca’.
‘Numan’ kendince ‘Kurtulmuş’, veda etmişti.
Beri yanda Erbakan, “Biz atmadık, kendi çekip gitti”  diyerek partililere yürek soğukluğu vermişti. Gidilen olağanüstü kurultayda ‘Mücahid Erbakan’ yeniden genel başkanlık koltuğuna oturunca nedendir bilinmez, ağladı.
‘Nedendir’ diyoruz çünkü bu ağlayış bir sevincin mi, hüznün mü neticesiydi, tam anlaşılabilmiş değil.

* * *

Malum, milli görüş ‘manevi değerleri’ referans alan bir siyasi hareketin adı.
Hareket, ilk partisi Milli Nizam’dan, şu andaki partisi Saadet’e kadar bir çok varta atlattı. Kimi gün ‘iktidar’ oldu, kimi gün kapısına ‘kilit’ vuruldu.
Ve gün geldi doğurdu...
AKP adında nur topu gibi bir yavrusu oldu.
‘Dış destek’ mi dersiniz, ‘hormon’ mu bilinmez, o yavru tez zamanda irileşti, serpildi. Daha emekleme safhasını bile atlamadan iktidar oldu. Öyle bir hal aldı ki, Hoca’nın diktiği ‘gömlek’ dar geldi, kaldırılıp bir kenara atıldı.
‘Sakallar’, ‘bıyıklar’ kazındı. ‘Diksiyon’ dersleri alındı. ‘İmaj’ çağında, ‘racona’ uygun görüntü verildi.
Sadece ‘gömlek’ değil, ‘milli görüşe’ ait birçok şey doğru ‘halının’ altına.
Süpürülenler arasında neler yok ki. Bugün ram olunan AB’yi ‘Hıristiyan Kulübü’ olarak yaftalamaktan tutun, ‘ümmetlikten’ 36 etnik gruba bölünmeye kadar.
Devir imaj devriydi, gereken neyse o yapılıyordu. Onlar ‘eskiye’ ait ne varsa süpürüyor, okyanus ötesindeki destekçilere ise  “Bunları süpürmeyin, kullanın” öğütleri veriliyordu.

* * *


On binlerin toplandığı kurultay salonunda aslında bir tür ‘muhasebe’ yapılıyordu.
Anadolu’nun dört bir yanından Ankara’ya akın eden SP’liler belki de şunu soruyordu:
- “Yol aynı kaldığına göre, bizimle yola çıkan bazı yolculara ne oldu?”
Öyle ya, bütün ömrünü ‘davasına’ adamış olan lider orada. Liderin dillendirdiği bir takım ‘dünya gerçekleri’ ortada.
Değişen ne?
Elbette tarihi yarım asra dayanan ‘milli görüş’ mensupları cevabı herkesten daha iyi biliyordur. Zaten o bilgi nedeniyledir ki, kimilerinin ‘bıyık altından’ güldüğü liderlerine bir kez daha sahip çıkıyorlar.
Bu vefaya ağlanır.
Yadırgayanlar olacaktır belki, Erbakan’ı liderlik için ‘çok yaşlı’ bulanlar da.
Fakat beri yandaki duruma bakınca, Saadet’lilerin ince mesajı ‘cuk’ diye yerine oturacaktır. ‘Aynı yolun’ yolcularından bir bölümü halen ‘ahde vefa’, bir bölümü ise ‘nakte vefa’ peşinde.
‘Hoca’, o yaşına rağmen ‘bir dava sahibi’ olmanın savaşını verirken, gömleği sırtından sıyıranlar kendilerini ‘tescil’ ettirme, ‘patent’ alma peşinde.

* * *


Erbakan ağlıyor. Haklıdır.
Onun gözyaşlarında kanımızca ‘iki duygu’ aynı anda filizleniyor.
Biri, vaktinde gömleği ‘paye’ bilen ve ‘etrafından’ ayrılmayanların bugünkü durumu.
Diğeri de hâlâ ‘tereddütsüz sırtını dönebileceği’ insanların var olduğunu bilmek.
Kuşkusuz ‘marka’ değerine meftun olanlar ile ‘davasına’ bağlı kalanlar hakkında hükmü tarih verecektir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş