Erbil toplantısı ve ABD

Özcan YENİÇERİ

Geçtiğimiz günlerde ABD’de Leigh Üniversitesi Öğretim Üyesi Henry Barkey’in “Kürdistan’da çatışmayı önlemek” başlıklı bir raporu yayımlandı. Bu raporda Barkey, Irak’tan çekilmeye hazırlanan ABD yönetimine Kuzey Irak’la ilgili olarak şu uyarılarda bulundu.
-Kürt Bölgesel Yönetimi’nin etki alanı ve Kerkük,
-Türkiye’deki Kürt nüfus ve PKK,
-İran ve Suriye’nin Kürt bölgesine etkisi.
Barkey, Obama yönetiminin Kuzey Irak Yönetimi ile Türkiye arasındaki ilişkilerin iyileşmesini teşvik etmesi gerektiğini belirtirken, PKK için de af dahil olmak üzeri pek çok seçenek önerdi.
Hatırlanacağı gibi Bush döneminin Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Türkiye’ye ziyaretini Erbil üzerinden yapmıştı. Cheney’nin o zaman verdiği mesaj şuydu: “Kuzey Irak yönetimiyle ilişki kurun ve kurulmuş olan fiili yapıyı tanıyın!”. Nitekim Dick Cheney’nin ziyaretinden sonra Irak Cumhurbaşkanı sıfatıyla Celal Talabani Türkiye’yi ziyaret etti. Ardından da Türkiye’den giden heyetlerle bölgesel Kürt yönetimi arasında yoğun görüşmeler yapıldı ve halen de yapılmaya devam ediyor.
Diğer yandan Irak’ta yapılan yerel yönetim seçimlerinin ardından Şii ağırlıklı hükümet 12. Tümen’ini Kerkük yakınlarındaki kasabalara kaydırdı. Bu durum Kuzey Irak Kürt yönetimini telaşlandırdı. Neçirvan Barzani, bu hareketi “kışkırtıcı” bulduğunu, bunun “bölgenin güvenliğini” değil, kentte kontrolu sağlamaya yönelik olduğu iddiasını ileri sürdü. Kürtlerin rahatsızlığı üzerine Irak ordu birlikleri hareketlerini durdurdu. Bu gelişmeler üzerine ABD de Kerkük’teki kuvvetlerini takviye etti.
Çok açıktır ki, ABD çekilirken, bölgede kurduğu Kürt yönetiminin hem merkezi Irak hükümetine, hem İran’a, hem de Suriye’ye karşı muhafazasını Türkiye’ye bırakmak istemektedir. Abant Platformu’nun Erbil’de yapılmasının bu gelişmelerden ilgisiz olduğunu düşünmek doğru değildir. “Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak” adlı toplantıyı The Economist “Sıra dışı yeni dostluk” olarak değerlendirdi. Toplantıda yapılan konuşmalar ve yayımlanan sonuç bildirilerinden anlaşıldığı kadarıyla birileri, başka birileri için bölgede altyapı hazırlamak gibi bir görev üstlenmişler. Erbil’deki toplantıda sunulan bildirilerin satır araları iyi okunduğunda toplantıyı düzenleyenlerin gerçek amaçları anlaşılır.
Bu bağlamda Altan Tan’ın sunduğu bildiri ve yaptığı tekliften amacı okumak mümkündür. Tan, sunduğu bildiride “Kerkük, Kürdistan’a bağlanmalı. Bunun tersi politikalar, Türkmenlere hiçbir yarar sağlamıyor. Vize ve gümrük kaldırılmalı. Daha sonra da Türkiye, Irak, Suriye ve Ermenistan arasında Benelüx benzeri bir yapıya dönüştürülmeli” diyor.
Toplantıda 1925-26 yılında yapılan Türk-Irak sınırının fiilen bittiğini iddia eden Cengiz Çandar da benzer bir görüş ortaya atmıştır: Çandar, “Birinci Dünya Savaşı öncesine dönmenin zamanı geldi. Türkiye ile Irak arasında simbiotik ilişkilerin kurulmasının zamanı geldi” demiştir.
Kimse yanlış anlamasın, elbette iyi ilişkiler, dostluk ve kardeşlik temelinde barışa katkı sağlamak doğru bir iştir. Ancak bu Kerkük’ü “Kürdistan’a” bağlayarak ya da bir yerel iktidara bağımsız devlet muamelesi yaparak olmaz!
Böyle bir yaklaşım, ancak Türkiye’nin kendi eliyle Pankürdist bir oluşuma katkı sağlaması anlamına gelir. Bu tür gelişmeler Türkiye’yi sanıldığı gibi Osmanlı yapmaz, ancak Küçük Kürdistan’ı Büyük Kürdistan yapar!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş