Erdoğan Aslıyüce ve Kırşehir...

Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Size yeni yayımlanan “Türk Dilinin Başşehri Kırşehir” adlı ilginç bir kitabı anlatacağım. Ama önce, bu görkemli eseri bize sunan; sevgili Erdoğan Aslıyüce’den söz etmek istiyorum.
Yanılmıyorsam 1972 yılıydı. Kırıkkale’ye uğramıştım. Tam hatırlamıyorum ama; Dilaver Cebeci veya bir başka arkadaşım; beni Kırıkkale Makine Kimya Enstitüsü fabrikalarında işçi olarak çalışan Erdoğan Aslıyüce ile tanıştırdı. Erdoğan, bizi evine davet etti. Şimdi aradan 40 yıl geçti. Fakat değerli okuyucularım, Erdoğan Aslıyüce’nin evinde konuk olduğum odanın neresinde oturduğumu hâlâ hatırlıyorum. Çünkü, oda kapısı açıldığında kapının yaslandığı uzun duvarın yüzü tavana kadar kitap ile doluydu. O kitapları hiç unutmadım. Ve şunca yıllık yaşamımda genç bir işçinin yüzlerce kitaba sahip olduğuna hâlâ tanık olamadım.
Bilgelik teknesinde yoğrulmuş kişiliğiyle Erdoğan Aslıyüce, gerçekten bir farklılıktır. O, yaratıcılığını atılganlığın kanatlarına bindiren ender insanlardan birisidir. Bir fabrika işçisi olarak yaşama adım atan birinin elde ettiği böylesi üstün başarılar, üniversitelerimizde tez olacak değerdedir. Başarılı bir sendikacı, üretken bir yazar, tarihî kültürle günümüz kültürünü beslemeye çalışan bir bilge -1972 yılından beri- değerli bir yayıncı ve araştırmacı gazeteci... Erdoğan Aslıyüce’nin yaşam ’kavgası’, yurdumuzun esenliği ve Türk milletinin ’başı dik, karnı tok’olması amacına yöneliktir. Hoca Ahmet Yesevî Kültür Vakfı’nı 1993’de bu amaçla kurdu. Yesevî Yayıncılık ve ‘sevgi dergisi’ Yesevî’yi 18 yıldır her ay bu amaçla yayımlıyor... O, kendisini ’donatmada’örnek alınacak birisidir. Afrika ve Antartika kıtası dışındaki kıtalarda 38 ülkeyi dolaşıp; yayımladığı kitaplarla izlenimlerini milletiyle paylaştı. Ve bugüne kadar değişik konularda 27 eser sunmasıyla Erdoğan Aslıyüce, bir kültür pınarıdır.
Şimdi gelelim son eseri “Türk Dilinin Başşehri Kırşehir” e... 
Anadolu’da 13. yüzyıl büyük acılar yanında yoğun bir kültür birikimini de bağrında taşır. Moğol saldırıları örselerken zamanı, erdem anıtı nice bilge ufuk aydınlığı olur 13. yüzyıla... Ve 13. yüzyıl Anadolu’sunda kentler bir başka güzeldir. Konya, Kırşehir, Sivas, Erzurum, Tokat, Amasya ve diğerleri, alımlı birer çiçektir Anadolu yaylasında... İşte bu eser, o çiçeklerden birisi olan Kırşehir’i tüm güzelliğiyle sunuyor bizlere. Eserde Kırşehir’in tarihi en doğru biçimde veriliyor. Ama en ilginci; tarihte ve günümüzde kültürümüze hizmet veren Kırşehirliler, abartısız biçimde tanıtılıyor. İşte o kültür kahramanlarının adları:  “Türk diline kimesne bakmaz idi” diyen ’adamım’Âşık Paşa, Gülşehri; Yunus Emre, Ahi Evren, Caca Bey, Hacı Bektaş-ı Velî, Şeyh Edebâlî, Süleyman-ı Türkmânî, Kaya Şeyhi, Âşık Sülük Hüseyin, Şemsi Yastıman, Muharrem Ertaş, Hacı Taşan, Neşet Ertaş, Osman Bölükbaşı, Erol Güngör... Hepsi yoğunlaşmış cümlelerle anlatılıyor. Kitapta o kadar çok konu var ki... Söz gelimi, Mustafa Kemal Paşa 1919’da Sivas’tan Ankara’ya gelirken Mucur’a da uğrar. Osman Bölükbaşı’nın halası olan Âşık Gülizâr nine Kemal Paşa’ya şöyle seslenir: “Kadem bastın, safa geldin Mucur’a/Doğan aylar gibi doğ Kemal Paşa/Canım kurban olsun senin yoluna/Düşmanı yurdumdan kov Kemal Paşa” . Dört yüz sayfalık bu kitap için; Kırşehir’in en değerli Kültür Ansiklopedisi diyebilirim. Böyle bir eseri kültürümüze armağan ettiği için can dostum Erdoğan Aslıyüce’yi gönülden kutluyorum. Bu güzel esere Yesevî Yayıncılık’ın 212.638 50 12 numaralı telefonundan ulaşabilirsiniz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş