Erdoğan, Doğan'ın 'ipini' çekebilir mi?

İsrafil K.KUMBASAR

Bir zamanlar ‘Rodos-Frankfurt’ hattında hükümet kurup, hükümet yıkmakla ün yapan medya patronu Aydın Doğan, devletten ‘vergi’ kaçırdığı gerekçesiyle, bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş bir ‘ceza’ yaptırımı ile karşı karşıya kaldı.
Maliye Bakanlığı, Doğan Holding’e tam 3 milyar 755 milyon TL ceza kesti.
Bu ceza, holdingin ‘piyasa değerinin’ neredeyse ‘dörtte üçüne’ tekabül ediyor
Bu ceza tanımadığımız birisine kesilmiş olsa idi eğer, herkes gibi isyan eder, “Neler oluyor beyler?” babında bir yazı kaleme alırdık hemen.
Ama topun ucunda Aydın Doğan olunca asla.

* * *

Bazı dostlarımız, sırf ‘yem boruları’ tıkandığı için iktidardan desteğini çeken Aydın Doğan’ın ‘kim olduğunu’ bilmiyorlarmış gibi, ona ‘arka’ çıkıp ‘büyük haksızlık’ yapıldığını savunuyorlar.
Bazıları ise ‘direnme’ çağrıları yapıyorlar.
Direnmek için insanda biraz direnebilecek ‘yüz’ olmalı değil mi?
Peki Aydın Doğan, ‘hangi kuvvetlerle’, ‘kimin için’, ‘ne adına’ direnecek?
Bugün ‘direnirmiş’ gibi görünüp, hak etmediği ‘kahramanlık’ koltuğuna oturacak olan Aydın Doğan, yarın hizmet ettiği ‘mahfillerin’ planları doğrultusunda, bir başka ihanet iktidarına ‘koltuk değneği’ olmaya devam etmeyecek mi?

* * *


Dinç Bilgin’e yol verilirken...
Cem Uzan’ın ipi çekilirken...
Turgay Ciner’in kiraladığı medya kuruluşları elinden alınırken...
Mehmet Emin Karamehmet, her fırsatta, ‘iflas’ sopası ile sıkıştırılırken...
Aydın Doğan ne yapıyordu?
Bir rakibinin daha ‘ekarte’ edilmesinin dayanılmaz mutluluğu içerisinde, ‘tespihini’ çekip, ‘göbeğini’ kaşıyordu, değil mi?
Peki Aydın Doğan, dün rakiplerini dize getiren elin, bir gün gelip ‘kendi yakasına’ da yapışacağını bilmiyor muydu?

* * *


Aydın Doğan’a sahip çıkanlar, neden onun o kadar serveti nasıl edindiğini sorgulamıyorlar?
Aydın Doğan’ın bir zamanlar ‘iktidar alternatifi’ olarak Almanya’da ağırladığı siyasetçiler arasında Tayyip Erdoğan da vardı.
Erdoğan’ın iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimlerinden bugüne kadar geçen 6 yıllık süre zarfında Aydın Doğan, altı kat daha zenginleşti.
‘Özelleştirme’ ihalelerinde rakiplerini ekarte edip, ganimetten ‘aslan payını’ kapmayı başardı.
Yeni televizyonlar, gazeteler satın aldı.
Finans piyasasında gücüne güç kattı.
Petrol dağıtım işinde söz sahibi oldu.

* * *


‘Tekel’ oluşturduğu medya aracılığı ile iktidarları sıkıştırıp, ‘krediler’, ‘teşvikler’, ‘primler’, ‘hibeler’ ile kasasını şişiren Aydın Doğan, ‘milletin sırtından’ kazandığı paralar ile, ‘ateistini’, ‘komünistini’, ‘bölücüsünü’, ‘liboşunu’, ‘eşcinselini’,  entel barlarından devşirip ‘gazeteci’ kimliği altında sahibi olduğu medya kuruluşlarında istihdam ederek, ‘milletin değerlerine’ küfrettirdi.
Gazete ve televizyonları ile Avrupa’da yaşayan Türklerin ‘asimile’ edilmesi sürecinde bir ‘araç’ vazifesi gördüğü için, Alman hükümetlerinden habire ‘devlet nişanları’ aldı.
Türk basınında ‘yanaşma’ medya kavramının yerleşmesine önayak oldu.

* * *


Tayyip Erdoğan ile Aydın Doğan arasında ‘sen benim sırtımı kaşı, ben de seninkini” babında devam eden ilişkiler, eğer araya ‘Hilton arazisi’ girmese idi belki de hiç bozulmayacaktı.
Aydın Doğan’a çok ceza kesildi.
Ama Doğan, girdiği her ‘kavgadan’, her defasında ‘daha da güçlenerek’ çıktı.
Aydın Doğan’ın, bir geceyarısı tasını tarağını toplayıp ‘Babıali’yi terkettiği gün, Tayyip Erdoğan’a “Helal olsun” demezsem namussuzum.
Aydın Doğan, onca ‘vergi cezasına’ rağmen, o medya kuruluşlarının başında kalırsa eğer, son perdenin de ‘malum tiyatronun’ bir parçası olmadığına kimse beni inandıramaz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş