Erdoğan, IMF ile anlaşma masasından neden kalktı?

İsrafil K.KUMBASAR
Oh ne ala, mualla.
IMF ile ‘nişan’ bozuldu, iki yıldır devam eden stand-by pazarlıkları askıya alındı.
“Ha imzalıyoruz, ha imzaladık”  diye uzun süre kamuoyunu oyalayıp, piyasalardaki malum ‘ayak oyunlarına’ çanak tutan “Padişahı” 1’inci Recep Tayyip Erdoğan hazretleri, sonunda kararını verdi:
- “IMF ile şimdilik anlaşma falan yok.”
İşareti alan ‘yandaş’ ve ‘yanaşma’ medyanın kapıkulları, dört bir koldan harekete geçip, kafası karışık olanları hemen ‘aydınlatmaya’ başladılar:
- “IMF ile onurlu ayrılık.”
- “Tarihi dönüm noktası.”
- “Ekonomiyi sağlam temeller üzerine oturtan hükümet, IMF ile anlaşma yapmaktan vazgeçti. IMF’siz ilk tahvile talep patlaması geldi.”
Tayyip Erdoğan’ı memleketi kurtarmak için gönderilen bir ‘godo’ gibi algılayıp, ‘gözü kapalı’ olarak ona biat eden debilite mahkumları ise, artık ‘ekonomik sıkıntılardan’ kurtulacakları ümidi ile derin bir nefes alıp, başladılar tespih çekmeye:
-  “Şükür yarabbi, şükür.”
Allah versin akıl ve fikir.
***
“Padişah” Hazretleri, buyurdular ki:
- “IMF ile her türlü şartı kabul ederek anlaşma günleri artık geride kaldı. İşimize gelirse imzalarız, gelmezse yolumuza devam ederiz.”
Peki ‘işine gelmeyen’ ne oldu da Ekselansları, bir anda pazarlık masasını terk etti?
Ülke ekonomisini, gerçekten ‘IMF’nin boyunduruğu’ altından kurtarmak için mi?
IMF’nin sıkı kemer sıkma politikaları yüzünden her geçen gün biraz daha fakirleşen ‘işçiyi’, ‘memuru’, ‘esnafı’, ‘çiftçiyi’ ve de ‘emekliyi’ çok düşündüğü için mi?
Ekselansları’nı küplere bindiren IMF yetkililerinin, ‘olmazsa olmaz’ şart olarak masaya koydukları şu teklifler oldu:
1-) “Gelir idaresini siyasetten bağımsız kılın, ‘bütçe dışı harcama’ yapan kuruluşlara çekidüzen verin.”
2-) “Belediyelere genel bütçeden kaynak artırılmasını durdurun, ‘yurtdışı borçlanmalarına’kısıtlama getirin.”
3-) “Kayıtdışı ekonomiyi kontrol altına alın, vergi mükelleflerine “Nereden buldun?” diye sormaya başlayın.”
IMF’nin diğer bütün dayatmalarını gözü kapalı bir şekilde kabul eden Erdoğan, bu üç teklifi ‘kabul edilemez’ bularak, müzakere masasından ayrıldı.
Sevinelim mi, yoksa üzülelim mi?
***
Her ne şart altında olursa olsun Çankaya’ya çıkmayı kafasına koyan ve önümüzdeki seçimleri kendisi için ‘son şans’ olarak gören Tayyip Erdoğan, öyle görülüyor ki seçim öncesinde ‘hazinenin kapılarını’ sonuna kadar açacak.
İktidara mensup belediyeler, ‘altyapı’ ve ‘dönüşüm’ projelerini gerçekleştirme adı altında ‘devletten bağımsız’ olarak yurtdışından aldıkları ‘25 milyar dolara’ dayanan yüksek faizli borçlarına yenilerini ekleyecekler.
Devlete ait ‘elde avuçta kalan’ ne var ise, son kuruşuna kadar ‘seçimi kazanmak’ için seferber edilecek.
Peki ya sonra?
Sonrasının şifreleri, aslında Hürmetli “Padişah”ın şu sözlerinde gizli:
- “Bizden önceki iktidarı da gördük. Gitti IMF’nin kapısına, el pençe divan durdu, 30 milyar dolar borç aldı.”
Daha önce, içeriye karşı “Bakın IMF ile anlaşma yapmıyoruz” diye caka satıp, seçim kazanmak için aynı politikaları izleyen iktidarların, 2000’li yıllara doğru ülkeyi ‘hangi noktaya’ sürüklediklerini hepimiz biliyoruz.
Dileriz, seçimin hemen akabinde ülkenin kapısına yeni bir Kemal Derviş daha dayanmaz.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş