Erdoğan, Obama'ya nasıl haddini bildirdi?

İsrafil K.KUMBASAR

BOP Eş Başkanı Tayyip Erdoğan, önce ‘Kürt açılımı’, sonra ‘Demokratik açılım’, ardından ‘Milli Birlik Projesi’ olarak adlandırdığı malum ‘yıkım projesi’ ile ilgili ‘son rötuşları’ yaptırıp, uygulamaya geçirmek için gerekli ‘taktikleri’ aldıktan sonra, nihayet Türkiye’ye döndü.
Washington’a iner inmez, daha önce kendisini ‘cesaret’ ve ‘liyakat’ madalyaları ile onurlandıran Yahudi lobilerinin kapısına yüzen Erdoğan, Pittsburg kentindeki G-20 zirvesi sırasında, ayak üzeri ABD Başkanı Barack Obama ile de yaklaşık ‘15 dakika’ süren bir görüşme yapma fırsatı buldu.
Erdoğan, görüşmede Mister Obama ile neler konuştuklarını şöyle açıkladı:
- “Bölgesel sorunları ele alma fırsatı bulduk. Nükleer silahların yayılmasını engellemeyi konuştuk. Dünya bunlardan kurtulsun istedik.”
Oysa ABD semalarını mekan tutan
‘minik kuşun’ bize ulaştırdığı bilgiler, hiç de öyle demiyor.
İddialara göre, Erdoğan ile Obama arasındaki görüşme şu biçimde gelişti:

* * *

- “Hi Mister Tayyip, My dear friend. Ben var sizi gördüğüme çok sevinmek.”
- “Sağolasınız Sir. How are you, ne var you? New York’taki bazı üsul hataları dışında, ben var ziyaretimden çok memnun kalmak.”
- “İyi, iyi. Kusura bakmayın, vaktimiz çok az. O yüzden bir an önce asıl mevzuya girmek isterim. Geçen yıl Ankara’yı ziyaretim esnasında, hükümetinizin dört önemli konuda açılım yapmasını istemiştim. O konularda hangi adımları attınız?”
- “Kürt açılımını uzun bir süre önce tartışmaya açtık. Kamuoyunun yapacaklarımıza hazır olmasını sağladık. Üzerinde uzmanlarınız ile son rötuşları yaptıktan sonra icraata geçeceğiz. Irak’ın kuzeyi ile başlatmış olduğumuz diyalog, diplomatik ilişki düzeyine ulaşmış bulunuyor. İsviçre’nin önderliğinde parafe ettiğimiz Ermeni protokolü ile ilgili Ekim ayı içerisinde ilk imzayı atıp, hemen ardından TBMM’ye sevketmeyi planlıyoruz. Ruhban Okulu’nun açılışı ile ilgili hazırlıklar son aşamaya gelmiş bulunuyor. Merak etmeyin, her üç konuda da gerekeni yapıyoruz Sir. Ama ol deyince hemen olmuyor. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki hazmetmek, hazmettirmek gerekiyor.”
- “Ama siz var çok yavaş olmak Mister Erdoğan. Önümüzde bir İran problemi var. Ama siz hâlâ basit bir iki sorunun üstesinden bile gelemiyorsunuz. Yılbaşına kadar size süre. Bu meseleleri hallettiniz hallettiniz, yoksa siz var deliğe süpürülmek.”
- “Sağlık reformu ile başınızın büyük bir belada olduğunu biliyoruz Sir. Biz bu meseleyi çözdük. Eğer isterseniz size de....”
- “One minute! Siz var fasülyenin kurusunu sevmek? Gelelim şimdi şu İran meselesine...”
- “?..”

* * *


Sonra mı?
Araya giren ‘CIA’ elemanlarının yaptığı parazitler yüzünden görüşmenin ne şekilde sonuçlandığını bilmiyoruz.
Ama Obama’nın önce ‘korumaları’ aracılığıyla burnunu sürtüp, daha sonra ‘masonların’ kullandığı malum tokalaşma biçimi ile karşıladığı Tayyip Erdoğan’ın eline yeni bir ‘talepler’ dosyası tutuşturduğundan adımız kadar eminiz.
Amerika’da ‘tam yedi gün’ boyunca önüne konulan talimatları ‘hazmetmeye’ çalışan Tayyip Erdoğan, Ankara’ya döner dönmez yine o bildik taktikle bombayı patlattı:
- “Bakıyorum da uluslararası medya sürekli İran’ı konuşuyor. Ortadoğu’da nükleer silahı olan ülke var, örneğin İsrail. Kaldı ki Gazze’de fosfor bombaları kullanıldı. Bu ne? Kitle imha silahı. Bunlar niye hiç masaya gelmiyor? Yatıyor kalkıyoruz İran.”
Bomba, olup bitenler karşısında hâlâ başlarını kuma gömmüş olan çirkin suratlarda “Davos Fatihi yine bildiğini okuyor” şeklinde yankılandı.
Obama ise sadece gülümsemekle yetindi.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş