Erdoğan ve idam cezası

A+A-
Savaş SÜZAL

Sevgili okurlarım, ben de idam cezasını destekliyorum ama Başbakan Erdoğan usulü değil. Başbakanın konuşmalarını tekrar tekrar izlerseniz kendisinin idamı adalet için değil, başka bir amaca, şeriat söylemine yakın olduğu için ortaya attığını göreceksiniz. Hem de tam anlamıyla Suudi Arabistan’ın göze göz ve dişe diş prensiplerini önerdiğini göreceksiniz.
Nasıl mı? Şöyle: Ne diyor Tayyip Erdoğan? Bu katillerin cezasını şehit ailelerinin vermesi lazım demedi mi? Dedi, yani evlatlarının kardeşlerinin canına, kanına karşı katillerin canı. Yani mahkemeler değil hınç ve şeriat yasaları. Hukuk, şeriat hukuku. O zaman şehit ailelerine karşı, çocuklarını ölüme gönderen kişinin de göze göz, dişe diş cezalandırılması gerekmez mi? Başbakan’ın bu açıklamalarının artistlik olduğu gayet açık. Bu nedenle işin ciddiyetle ilgisi yok.
Gelelim Suriye işine. Görüldüğü gibi Erdoğan’ın çapulcuları şimdilerde bizim sınırımıza doğru sıkıştırılmış durumda. Ne hikmetse bir türlü ileri gidip Esad’ı yıkamadılar. Tersine Türk sınırına sıkışıp kaldılar ve Türklerin parası ve canı pahasına yapılmak istenen ABD’nin Arap Baharı’nı ise Tayyip Erdoğan’ın çapulcularının da başaramadığı görülüyor. Ama bu iş için sınır kasaba ve köylerimizdeki insanlarımız bedel ödüyor.
Sevgili okurum; dış politikada Türkiye’nin kat ettiği yol ile vardığı nokta ortada. Türkiye her geçen gün Batı ile uygarlıklarından, Doğu ile cehalete doğru seyrini sürdürüyor. Aslında buna şaşmamak lazım. Zira halkın cehaletini önemseten kültürsüzlüğü zirveye taşıyan bir iktidar kendi çıkarları için bu eğilimi destekliyor.
Peki, bu işin patronları ne diyor? Tayyip’in çapulcuları ile bu işin olamayacağını görerek muhalefet denen gruba yeniden organize olmalarını öneriyorlar. Bu grup içinde özellikle Kürtlerin yer almasını istemek de çok ilginç bence. Ancak birçok yabancı ajans ve haber kanalı Türkiye’nin Kürtlerle ilgili yeni bir boru hattı inşasına ne cevap vereceğini merakla bekliyor. Aslında ben de merak etmiyor değilim bu konuyu.
Konular bunlarla sınırlı değil. Irak, Türkiye’ye karşı olmadığını ancak Kuzey Irak ve Kürt bölgesi petrolü konusunda izlenen politikalar yüzünden tepki gösterdiğini bu konuda geri adım beklediğini saklamıyor. Şimdilik Ankara konuyu hiç duymamış rolünde. Ama kimse de yemediğini gizlemiyor.
İkinci konu ise AB ile, yani Avrupa Birliği ile ilişkiler. Artık Erdoğan’ın dengesiz dış politika söylem ve uygulamaları Batı başkentlerinde herkesi rahatsız ediyor. Son olarak Almanya Başbakanı Merkel’in Erdoğan konuşurken yüzünde beliren hayret ifadesini, kime nasıl anlatırsınız? Fransa ile küs, Almanya ile gergin, İngiltere ile yalnızca şövalye dışında elle tutulur bir şey yok. Sonuç muhteşem başarılı bir dış politika.
Ha bir de unutmamak lazım; Okyanus ötesi ilişkiler var. Mesela bizimkinin sözünü ettiği bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve beş daimi üyenin veto konusu bulunuyor. Başbakan, ne demek bu daimi beş üyenin vetosu, diyor. İyi hoş da Başbakan söylediklerinin ne anlama geldiğini bilmiyor anlaşılan.
Şimdiki şartlarda iş Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun salt çoğunluğuna kalmış olursa düşünün dünyadaki ülkelerin toplam sayısının kaçta kaçı ABD uşağı? Merak etmeyin ben söyleyeyim, üçte ikisi. Düşünün, ABD’nin iktidarları değiştirdiği, demokrasi baharı adında ülkelerin liderlerini devirdiği bir dönemde Washington’a bir açık oylamada kafa tutacaklar. Olmaz böyle bir şey. Eğer Çin veya Rusya vetosu olmasa Birleşmiş Milletler de ABD ne derse o yapılmak zorunda.
Tayyip Bey anlaşılan kendisinin itaat ettiği otoritenin, ABD’nin mutlak hâkimiyeti için bu söylemleri söylüyor. Olmaz, olamaz. Ama sizi yönetenler kör cahilse ve sonunu düşünmeden ağzına geleni söylüyorsa, sonuçta verilen talimatla tüm prensip ve söylemlerinden dönebiliyorsa olur, olacaktır.
Son söz, geçen yazımda söz ettiğim ana dilde dua etme hakkı konusunda çok sayıda okurumdan destek aldım. Az sayıda eleştireni de saygı ile karşıladım. Ben İslam dininin dilinin değişmesini değil, yüce tanrıma kendi dilimde, ana dilimde yakarmak istediğimi yazmıştım. Hâlâ da bu konuda ısrarlıyım. Ben de ana dilimde Allah’ıma yakarmak istiyorum. Tayyip Bey bir de bizler için yasa çıkarsa ya.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları