Erdoğan’ın Evren hayali

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Başbakan Erdoğan’a ait olduğu iddia edilen Deniz Baykal kasedi gündeme düştü. Ses kayıtları için tabii ki  “montaj” denilecek. Ancak, Tayyip Erdoğan’ı 1987’den beri yakından tanıyorum. Onun hedefe ulaşabilmek için her yolu mübah gördüğünü biliyorum. CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal ve bazı MHP yöneticileri ile ilgili miting meydanlarında, televizyon ekranlarında söylediklerini unutmuş değilim. 

İktidarın, avuçları arasından akıp gitmek üzere olduğunu anlayan Erdoğan’ın iktidar hırsı için ülkeyi savaşa bile sürükleyeceğini bu sütunlardan aylarca önce yazmıştım. Nitekim Suriye uçağının düşürülmesi ile başlayan süreç, Süleyman Şah Türbesi gerginliği derken Türk ordusunun Suriye içlerine girme planı her an yürürlüğe sokulabilir. Her ne kadar internet yasağı mahkemeden geri dönmüş olsa da “olağanüstü hal ilanı”  ile amaçlarına ulaşma ihtimalini göz ardı edemeyiz. Kimileri bir dönem Doğu ve Güneydoğu’da uygulanan “OHAL” i hatırlamaz bile. Erdoğan’ın ilana hazırlandığı OHAL, sadece belirli bir bölge ve illeri kapsamayacak. “Yetmez ama evet” çilerin desteği ile geçirdiği anayasa hükümleri ve Bakanlar Kurulu kararları ile sahip olduğu yetkilerle yapamayacağı çılgınlık yok. Böylesi bir durumda ne kadar oy kaybederse kaybetsin erken seçime gitmeyeceği gibi Cumhurbaşkanlığı seçimini de erteleyebilir. Dilediği televizyon ve gazetelerin yayınlarını durdurabilir. Peki bu millet bütün bunlara boyun eğer mi?
 Türk Milletinin savaş durumundaki tepkisini merak edenlere birkaç anekdot ile hatırlatmada bulunmak isterim. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nı yeni nesiller bilmez. Kıbrıs’a çıkarma yapılması ile beraber ülkenin en ücra köşelerinde bile askerlik şubeleri önünde insanlarımız kuyruğa girip gönüllü asker olmak istedi. O sırada tırmanmakta olan siyasi çekişmeler sona erdi. Solcusu, sağcısı kavgayı, tartışmayı erteleyip Kıbrıs’a odaklandı. Ecevit’i “Fatih” , Erbakan’ı  “Mücahit” ilan ediverdi. Benzin, margarin, tüp yokluğuna rağmen yardım kampanyaları düzenlendi. Zamlar ve yokluk unutulup her şeyin  ambargodan kaynaklandığına inanıldı. Ne de olsa savaş şartları vardı. Fedakarlıktan kaçınılmadığı gibi sızlananlar kınandı.
Sonra 12 Eylül darbesi... 11 Eylül’de kardeş kardeşi vururken bıçak gibi kesildi olaylar. Bugün bol keseden demokrasi nutukları atıldığına bakmayın. “Allah Kenan Evren’den, ordumuzdan razı olsun”  duaları edildi hep bir ağızdan. Milyonlar Evren ve Milli Güvenlik Konseyi üyelerini alkışladı. Sokağa çıkma yasağı ve sıkıyönetim kurallarını kimsecikler ihlal etmedi. Ne de olsa memleket olağanüstü koşullar yaşıyordu. Tayyip Erdoğan bütün bunları bilir. O da Kenan Evren’in karşısında hazır ol vaziyetinde durup “Ahh Paşam, sizin döneminizde Belediye Başkanı olsam neler yapardım neler..” demişti. Rüyalarında Evren’in yerinde olup neler yapacağını gören birinin yapamayacağı çılgınlık yoktur. Kasetler, internet, Pensilvanya, ablalar, Gezi direnişi vız gelir tırıs gider.
Bakalım öyle olacak mı? Yoksa Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi kaçıp soluğu Sudan’da mı alacak? Hitler gibi intihar mı edecek?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş