Erdoğan’ın "geçmiş dostlarının" kısa listesi

Ahmet TAKAN

Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz pazar günü CHP ve Genel Başkanı’na fena(!) yüklenmiş;
“Ben yol arkadaşımı satmam” diye.
Erdoğan, hâlâ aynı kafa aynı taktik devam ediyor;
“Ben atar tutarım. Bu millet geçmişi hiç hatırlamaz, her daim yer, yutar.”
Kemal Kılıçdaroğlu’nu vuracak ya!.. Devam ediyor Tayyip Erdoğan:
 “Biz makam uğruna, iktidar hırsı uğruna yol arkadaşlarını harcayan, birbirine komplolar yapan, birbirinin kuyusunu kazan siyasetçilerden değiliz. Bizde hesaplaşma olmaz. Bizde helalleşme olur.”
İnsanın içinden “rahmetli Erbakan Hoca mezarından kalksa sizi bir güzel kovalar” demek geçiyor.
Millet hepten saf, bunlar da uyanığın en önde gidenleri ya!..
Neyse!..
Bizde klasik bir siyaset hastalığıdır. Dün dediğini unutmak veya külli inkar etmek. Dün karşı çıktıklarına bugün taraftar olmak.
Tayyip Erdoğan’da bizim yerli(!) siyasetçilerimizden değil mi?
Bu Tayyip Erdoğan değil mi Erbakan Hoca yaşarken, “Hocaya sadakat namusumuzdur” yemini eden?
Uzun uzadıya yazmaya gerek yok. Hatırlayın şöyle bir yakın geçmişi...
Refah Partisi’nin kapatılması, ardından Fazilet Partisi’nin kapatılması sürecinde Erbakan’ı kim terk edip, AKP’yi kurdu?
Hem Erbakan hem de ak saçlılar bunlara az mı dil döktü, “Yapmayın etmeyin. Erbakan ve davayı satmayın. Yoksa ahiretinizi yakarsınız” diye?
Erbakan’ı ömrü hayatının son günlerinde kim hapsettirdi ve evden sokağa bir adım dahi atamaz hale getirdi?
Milli görüş neden terk edilip AKP kuruldu?
Hani, Erbakan Hoca yaşadığı sürece ona sadık kalıp, davanızın neferi olarak mücadele edecektiniz?
Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Deniz Baykal’a veya başka bir isme yaptığını siz başta Erbakan olmak üzere diğer dava-yol arkadaşlarınıza yapmadınız mı?
Davanızdan kopup, okyanus ötesinden projelerle kurduğunuz yeni partinizin seçim çalışmaları sırasında Milli Görüş tabanını ikna edip oy kapmak için kapalı kapılar ardında, “Erbakan Hocayı Cumhurbaşkanı yapacağız” sözleri veriyordunuz. Sonra ne oldu?
Erbakan ile rahmetli olmadan helalleşebildiniz mi?
Ben Erbakan’ın yanındaki tüm ak saçlılara sordum. Kimse “Evet helalleştiler” demiyor.
Hadi diyelim; “bunlar dünde kaldı” .
Peki!.. Bugüne gelelim.
AKP’nin çekirdek kadro kurucularından ve Başbakan Yardımcılığı yapmış Abdüllatif Şener’e ne oldu?
Şener ile yaptığınız kavgalar ve onun kendi elleri ile kurduğu partisinden nasıl koptuğu hâlâ hafızalarda çok taze.
Sayın Tayyip Erdoğan, yine partinizin çekirdek kadro kurucularından, hem ilk genel sekreteri hem de ilk kabinede Bakan olan Ertuğrul Yalçınbayır ismini hatırlar mısınız?
Bu dürüstlük abidesi ismi sadece ve sadece doğruları söylüyor ve eleştirilerde bulunuyor diye kadro dışı bırakmadınız mı?
“Abiniz” eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile aranız, devlet meseleleri yüzünde mi bozuldu?.. Unakıtan’a, “Ankara’ya gelmemesi” için nasıl yasak koyduğunuzu tüm yakın çevreniz hâlâ konuşuyor.
Eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ile aranızda neler geçmişti?.. Bunun izahını kamuoyuna bir açıklayın. Ben de daha sonra bildiklerimi okuyucularla paylaşacağım.
Ya, o meşhur “Hasan almaz basan alır” sözünün sahibi eski Turizm Bakanı Erkan Mumcu ile aranıza neden kara kediler girdiydi?
Erkan Mumcu, Turizm Bakanı iken sizden gelen hangi dosyalar havalarda uçuşuyordu?
Ne oldu da Erkan Mumcu ile yolları ayırdınız?
Eski özel kalem müdürünüz ve daha sonra milletvekili yaptığınız Turhan Çömez ile aranızda neler geçmişti?.. Bir zamanlar sır ortağınız olan Çömez’i, sadece, “Kuyumcu Cihan Kamer ile Kemal Unakıtan’ı kamuoyunda eleştirdi ve partiyi küçük düşürdü” diye mi AKP’den ihraç ettiniz?..
Milli görüşün önemli isimlerinden ve partinin kuruluşunda çok emeği geçen eski Bayındırlık Bakanı Zeki Ergezen ile neyin kavgasını yaptınız?
Sahi!.. Zeki Ergezen şimdi nerelerde?..
Bir zamanlar, Cumhurbaşkanı adayınız olan ve hepinizin yetişmesinde büyük emeği geçen Ali Coşkun neden küs? Beraber yürüdüğünüz Ali Coşkun ile neden yolları ayırmıştınız?
Ali Coşkun’un sitemleri gazete arşivlerinde hâlâ duruyor.
Bu liste uzar gider, kıymetli okuyucularım.
Şimdi; şu kısacık özette adı geçenlerle ilgili olarak Tayyip Erdoğan çıksın da “Biz birileri gibi rant elde etmek için siyaset yapanlardan değiliz. Biz birileri gibi makam uğruna, iktidar hırsı uğruna yol arkadaşlarını harcayan siyasetçilerden değiliz” sözlerini tekrar etsin!..
Gün gelecek korku imparatorluğu sona erdiğinde çok isimler çok şeyler anlatacak. Emin olun!..
Fakat iş, işten çoktan geçmiş
olacak.


Morfinlenen toplum

Meğer AKP, toplumu uyuşturma faaliyetlerini ilkokullara indirmiş de haberimiz yokmuş. Okul sütü kampanyasında yaşanan rezaletin son sürat üstü kapatılırken bazı gazetelerde yer yer önemli görüşlere rastlıyorum. Bunlardan birisi de uzman bir doktorun, “Kutu sütü çocuklarda morfin etkisi yapıyor” şeklindeki sözleri. Anneler ve babalar gazete ve TV’lerle morfinlendiği için bu sözlerin pek algılanabileceğini sanmıyorum. Bu rezaletle birlikte sağlık alanında nasıl sinsi bir tezgahla karşı karşıya kaldığımızı anlatabilmek için Sağlık Bakanlığı’ndan bana elektronik ileti gönderen(adı bende saklı) okurumun dediklerine dikkat etmenizi isterim:
 “Eskiden Refik Saydamda gıdalar incelenirdi ve dürüst insan evlatları gerçeği açıklarlardı. Domuz gribinden sonra olanlar oldu. Domuz gribinde hükümet yanlısı olanlar simdi görevlerinin en uç noktalarında mükafatlandırıldılar. Diğerleri ise toplum sağlıgı merkezlerinde; 525 personel 3 aylık geçici görevle bekleşiyorlar. Akıbetlerinin ne olacağı meçhul ve simdi kendi adamlarını en önemli yerlere getirdiler. Şimdi, hangi süt bozuk çıkacak ve bozuk raporu verilecek şaşarız. Artık biz yabancı ilaç firmalarının denekleri olduk ve açıkta sebepsiz yere çoğunlukla da siyasi nedenle biyolog, uzman doktor, veri hazırlama şefi, bilgisayar işletmeni, sağlık teknisyeni, sağlık teknikeri, ebe, hemşire toplam 725 kişi, 09.04.12 tarihinde Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezinden açığa alındık. Sağlık ocaklarında yeni adı toplum sağlığı merkezlerinde bekleşiyorlar. 30 Haziran, geçici görevlerinin son günü sonra ne olacak? ’İl halk sağlığı müdürlüğü kuruluyor onu bekleyeceksiniz’ diyorlar. Meğerse onunda personelini gizliden hazırlamışlar” .
Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi’nin adını değiştirip “Türkiye Halk Sağlığı Kurumu” yaparak içini boşaltan AKP iktidarı, topluma verdiği morfinin dozajını daha da artıracak. Uyanmak için ne yapmak lazım?
Yediklerinize dikkat edin!..

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş