Erdoğan'ın, özgür basını şehitleri niçin görmüyor?

İsrafil K.KUMBASAR
Açılım ucubesinin mimarı Tayyip Erdoğan, oldukça gergin ve de tedirgin.
Ol sebepten dolayı Meksika gezisinden sonra, bir süre sessizliğe bürünmeyi yeğledi.
Zira, ‘açılım’ sarpa sarmış, ‘provokasyon’ iddiaları da kof çıkmıştı.
Üstelik bütün bunlar, dostu, müttefiki ve de stratejik ortağı Barack Obama ile yaptığı baş başa görüşmeyi gölgede bırakmıştı.
Sıkıntı Amerika’da iken başlamıştı elbette.
‘Zirve’ denilen görüşmeden ‘somut’bir sonuç çıkmadığı dillendiriliyordu.
Tam bu sırada basın can simidi gibi yetişti.
Ve Erdoğan, okyanus ötesinden kükredi:
- “Basın Türkiye’de, ABD’den çok daha özgür!”
Amerikalılar, bu çok önemli tespit karşısında pek ayıkamadılar ama, Erdoğan’ın bu sözlerini işiten heyetteki gazeteciler birbirlerine dönüp, sordular:
- “Yahu, daha bir hafta önce ‘Köşe yazarları biraz daha az yazsın’ diye buyuran kendisi değil miydi?”
Her biri özenle heyete alınan ‘gazeteciler’, yine de fazla üstüne gitmediler konunun.
Ne de olsa, Erdoğan’ın uçağındaydılar ve beraber Meksika’ya geçeceklerdi.
Bu iddialı ‘özgürlük’ çıkışının üstü kapatıldı.

* * *

‘Kişinin çektiği dil belasıdır’ derler ki, doğrudur.
Tayyip Bey hazretleri, ‘basın özgürlüğü’ vartasını atlatmıştı ki, yine duramadı.
Bu kez, ‘terör haberleri’ için genel yayın yönetmenlerine ‘sütun-santim’ tarifi yaptı:
- “Küçük, çok daha küçük görün. Hatta, eğer mümkünse hiç görmeyin...”
Erdoğan ısrarcıydı, “Çünkü, terör örgütünün amacı, bu işin propagandasını yapmaktır, yaptırmaktır. Bunlara bu fırsatı verdiğimiz sürece terör örgütü güç kazanacaktır.”
Ne kadar tanıdık ifadeler değil mi?
Yıllar önce Erdoğan’a ‘özel kalem müdürlüğü’ teklifinde bulunan Turgut Özal da, bölücü örgütün ilk kanlı eylemi olan Eruh baskınını, “Bunlar üç beş çapulcu”  diyerek geçiştirmeye kalkışmıştı.
O çekti gitti, ama ‘çapulçular’ halen memleketin başına bela olmaya devam ediyorlar.
‘Buyruğu’ yerine getirdi ‘özgür’ basın.
Şehit cenazeleri ‘kibrit kutusu’ gibi, PKK’lıların beyanatları ‘çarşaf çarşaf’ yayınlanmaya başlandı.
Nitekim, Fehmi Koru da durumu,  “PKK’nın eski ve yeni dağ kadrosu son zamanlarda mesaj vermek için muhafazakâr gazeteleri tercih etmeye başladı”  cümlesi ile tescilledi.

* * *

Bu ‘muhafazakâr basın’ konusuna bir nokta koyup, bir kez daha ‘usta-çırak’ arasındaki garip tecelliye dönelim.
Zira bu ‘talimatla’ haber değerlendirme hadisesi, yahut bir anda PKK’nın ‘PR’ çabalarına sayfa açma mevzusu ‘derin’ tahlillerin konusu.
Herkes hatırlayacaktır.
PKK’nın palazlanıp, dal budak salması, Turgut Özal döneminde ABD’nin Irak’ta oluşturduğu ‘Çekiç Güç’ ile doğrudan ilişkili bir hadise.
36’ncı paralelin kuzeyi, kısa süre içinde çağ atlayıp bir ‘devlet alt yapısına’ büründü.
Türkiye bölgede faaliyette bulunmayınca, hem PKK, hem Peşmergeler durumdan en üst düzeyde yararlandı.
Bugün, Irak’ın kuzeyinde, Özal’dan hatıra kalan bir ‘Bölgesel Kürt Yönetimi’ var, Kandil ve Mahmur’da ise PKK’lılar.
‘Coni’ Irak’tan gidiyor, ‘işlem’tamam.
Artık buralara mukayyet olacak bir ‘hâmi’ bir ‘ağabey’ gerekiyor.
‘Kentler’yanıyor, ‘şehitler’ geliyor, ‘tehditler’ yağıyor, hükümet, “Açılım sürecek” diyor.
Sanki, ‘Sam Amca’ya rağmen dememe lüksü varmış gibi, bir de efeleniyor.
Özal’ın başladığını, Erdoğan mı bitiriyor ne?
Cevabı, ‘en özgür basın’ vermeye başladı bile.
Bekleyin, açılımın ‘sürprizi’yakında geliyormuş.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş