Erdoğan'ın yeniden başörtüsüne sarılmasının sebeb-i hikmeti nedir?

İsrafil K.KUMBASAR

3 Kasım 2002 seçimlerinde “Başörtüsü bizim namus meselemizdir” vaadiyle oyları silip süpüren Tayyip Erdoğan, iktidara geldikten sonra, böyle bir meselenin olduğunu unuttu.
Meseleyi kendisine hatırlatanları, “Şu anda sırası değil, zamanı geldiğinde elbette çözeceğiz, bekleyin” diye kandırıp durdu.
Tepkiler artınca, önce ‘ulusal mutabakattan’, sonra ‘kurumsal mutabakakattan’ bahsetti, nihayet “Bedel ödeyeme hazır değiliz” diye kestirip attı.
Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, “Başörtüsü Türkiye’de yalnızca yüzde 1.5’un meselesidir” diyerek, bakış açısını netleştirdi.
22 Temmuz seçimleri öncesinde seçim bildirgesine ‘başörtüsüne’ dair en küçük bir ibare koymadı.
Seçimin üzerinden tam iki buçuk ay geçti.
Ama ne olduysa oldu, ‘sivil anayasa’ tartışmaları gündeme gelince Erdoğan birden bire tavır değiştirip, ‘başörtüsü mücahidi’ kesildi.
Önce, el altından yeni anayasa taslağına üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılması yönünde bir madde koydukları söylentilerini yaydı.
Attığı ‘yemin’ bayağı işe yaradığını, ‘balıkların’ bir bir oltaya yakalandıklarını görünce Financial Times’a yaptığı açıklamada, şöyle dedi:
- “Yüksek öğrenim hakkı, bir kızın giydiklerinden dolayı kısıtlanamaz. Siyaset yapanların ilk görevinin bu sorunu çözmek olduğuna inanıyorum.”

* * *

Peki, ne oldu da bugüne kadar ‘mutabakat’ bahanesi ile günü kurtarmaya çalışan Tayyip Erdoğan, durup dururken birden bire değişiverdi?
Tövbe edip doğru yolu mu buldu?
Z afer Üskül, yeni anayasa taslağında ‘başörtüsü’ ile ilgili bir düzenleme yeralmadığını açıklarken, Erdoğan’ın niyetini Dengir Mir Mehmet Fırat ele verdi:
- “Eğer isteseydik, Ekim’de referanduma sunulacak anayasa paketine bir madde ekleyerek başörtüsünü serbest bırakabilirdik.”
Demek ki maksat ‘başörtüsü’ değilmiş.
Kim ne derse desin, Erdoğan artık ‘milleti kandırma sanatı’ haline dönüşen siyasette epeyce ustalaştı.
Seçim öncesinde küresel efendilere, ‘Türk kimliğini’ esas alan Anayasa’yı değiştirme sözü vermişti.
Bu yüzden Zafer Üskül’ü alıp milletvekili yaptı.
Ama Üskül, zamansız çıkışlar yaparak ‘pişmiş aşa’ su katınca, bu defa ‘henüz deşifre olmamış’ olan Ergun Özbudun’u devreye soktu.
Özbudun ve arkadaşları tarafından hazırlanan yeni anayasa taslağı, ABD ve AB’nin talepleri doğrultusunda ‘ulus devleti’ ortadan kaldıracak ‘tuzak ifadeler’ ile dolu.
Başlangıç bölümündeki ‘Atatürk’, ‘Türk’, ‘milliyetçilik’ gibi kelimeler çıkarılıyor.
Değiştirilmesi teklif edilemeyecek maddelerde rötüş yapılarak, “Devletin dili Türkçedir” ifadesi, “Resmi dil Türkçedir” şeklinde değiştiriliyor, ‘Türk vatandaşlığı’ yerine ‘Türkiye vatandaşlığı’ öneriliyor.
 “Egemenlik kayıtsız şartsyz milletindir” hükmünün yer aldığı bölüme, “Milletlerarası ve milletlerüstü kuruluşlara üyelikten kaynaklanan sınırlamalar saklıdır” cümlesi ilave ediliyor.
‘Zorunlu din dersi’ sulandırılıyor, ‘Kürtçe eğitimin’ önü açılıyor.

* * *


Tayyip Erdoğan’ın çıkışının birinci hedefi, gündemi saptırarak ‘yeni anayasa taslağının içeriği üzerine’ başlayan tartışmaların önüne geçmekti.
Bunu tereyağından kıl çeker gibi başardı.
Çıkışın ikinci ve asıl hedefi ise ‘laik/antilaik’ eksenindeki kutuplaşmayı iyice keskinleştirmek.
Biliyorsunuz, önümüzdeki Ekim ayı içerisinde çok önemli bir referandum var.
Millet, “11’nci Cumhurbaşkanı’nı halk seçsin”  yönünde yapılan Anayasa değişikliklerini oylamak için sandık başına gidecek.
Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçildikten sonra Erdoğan’ın elinde kullanabileceği bir koz kalmadı.
Halk oylamasında ‘açık ara’ ile ‘red’ oyu çıkması, iç ve dış kamuoyunda “AKP’nin oyları düştü” şeklinde yorumlanacak.
Bu da Erdoğan’ı büyük bir sıkıntıya sokacak.
İşte Erdoğan, tam da ‘Ramazan ayına denk gelen’ çıkışı ile, ‘bayram sonrasında’ sandık başına gidecek olan vatandaşların tercihini etkilemeye çalışıyor.
Sağolsunlar, ‘başörtüsü yeminin’ cazibesine dayanamayıp, ‘gözü kapalı’ oltaya gelen ‘laiklik tüccarları’ da bu oyuna ‘tuz biber’ oluyorlar.
‘İhanet’ olarak nitelendirilecek çabaları görmezden gelip, Anayasa değişikliğini ‘sırf başörtüsüne’ indirgeyen üniversite, yargı ve ordu üçgenindeki gafiller, ‘sözde direnişin’ neye malolduğunu yine sandıkta ‘okkalı bir şamar’ yiyince anlayacaklar.

* * *

Siz, ‘başörtüsü’ fobisi ile ‘canbaza’ bakmaya devam edin sevgili tosuncuklar.
Atı alan Üsküdar’ı geçiyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş