Ergenekon davası mı, Kafka romanı mı?

Altemur KILIÇ

Sözlüklere geçmiş bir deyim var: “Kafkaesk” ! Ünlü romancı Kafka’nın (1883-1924),  “Duruşma-Mahkeme”  adlı romanında genç bir banka memuru, bir sabah, apar topar gözaltına alınır ve hangi suçla itham edildiğini bilmeden yargılanır.  “Kafkaesk”  tabiri de, bu  “kâbus” u ifade eder! 
Teşbihte hata olmaz; bugün Silivri’de 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan “Ergenekon Davası” bana Kafka’nın romanını ve  “Kafkaesk” kelimesini hatırlatıyor. 100 kadar sanık, bir yıldan fazla, neyle suçlandıklarını bilmeden hapiste yattılar... Davanın son ucunun  “Kafkaesk”  olmayacağını umuyorum! Umuyorum, çünkü nihayet, bağımsız yargıçlar önüne çıkacaklar ve nihayet kendilerini savunmak imkânını bulacaklar... Umulur ki, belki aylar sürecek duruşmalardan sonra bu  “Kafkaesk”  ortamdan, bir  “kâbustan”  kurtulacak!
Ağır Ceza Mahkemesi yargıçları, Başsavcı Zekeriya Öz’ün, “ne bulursan at sepete”  veya balıkçı  “trol ağı”  yöntemiyle, hazırladığı 2500 sayfalık, 450 klasörlü iddianamenin içinden nasıl çıkacaklar ve duruşmalar nasıl yapılacak? Aslında “Kafkaesk bir duruşma” olabilirdi, ama bu yargıçlar Kafka romanındakilerden başka! 

Gizli tanıklar
Silivri Mahkemesi’nde, sanıklar ve avukatları, kimlikleri, nitelikleri malum olmayan vaatler, tehditler karşılığı mı tanıklık edecek. Bu “jurnalci ve itirafçı” gizli tanıklarla yüzleşecekler mi? Evrensel hukukta “çapraz-karşılıklı soruşturma”  denen yöntem “açık” celselerde uygulanacak mı? Eğer uygulanmazsa mahkemenin hükümleri sonuna kadar “şaibeli” kalacak ve kamu vicdanını rahatsız edecek! Amerika’da, İngiltere’de, özellikle mafya vb. davalarda itirafçı  “gizli tanıklar” vardır, ama onlar davalar sona erdikten sonra, hatta yüzleri ve kimlikleri değiştirilerek “koruma altına”  alınırlar!

Ben gene de “Türkiye’de” yargıçlar olduğuna, aksi sabit olana kadar, inanıyorum. Gerçek  “adalet”, “mülkün” de, “kişilik haklarının”  da temelidir... Eğer güvendiğimiz bu “dağa da kar yağarsa” ne mülk kalır, ne de gerçek adalet!..

Duruşmalardan öncesi
Yargı safhasına kadar olanlar  “adalete”  ve  “hukuka” pek uymadı! Önce, Başsavcı Zekeriya Öz’ün tutum, tavır ve uygulamaları... Sanıklar, hatta değerli gazeteciler, askerler,  yüksek komutanlar, orgeneraller, sabaha karşı, hoyratça gözaltına alındılar, aylarca yargı önüne çıkarılmadılar. Avukatlarıyla görüştürülmediler! Ama bu sırada, kanuni yasaklara rağmen, iddianame ve tahkikat konusundaki haber ve belgeler medyaya, özenle, devamlı ve maksatlı olarak sızdırıldı... Kendilerini savunmak imkânı olmayan sanıkların, kişilikleri aşağılandı ve manşetlerde, TV programlarında “infaz” edildiler! İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı bu durumun kanunsuz olduğunu ihtar ettiği halde, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin pervasızca süren bu uygulamayı durdurmadı ve bu sızmaların nasıl ve kimler tarafından yapıldığı hususunda tahkikat açılmasına gerek görmedi! Nasıl görsün ki bu Ergenekon operasyonunun, kendi deyimiyle “Temiz eller”  operasyonunun düğmesine basan ve kendi itirafıyla davanın “Başsavcısıyım” diye övünen Başbakan idi! Ve ne kadar  “vizyon” sahibi ki, Ergenekon davasının, Türkiye’yi nasıl karıştıracağını, böleceğini ve düşmanlara yarayacağını, onlara ne kadar umut vereceğini göremedi!

Her böyle önemli davada başrollerde olanların kimlikleri ve geçmişleri, savcı ve sanıkların kimlikleri, sicilleri, kişilikleri açıkça araştırılır ve açıklanır... Sanıkların kişilikleri, telefon konuşmalarına kadar tespit edilmiş ve medyaya açıklanmış. Ya Savcı Öz’ünki... Kim olduğu, geçmişi, sicili kesin olarak bilinmiyor... Geçenlerde yazmıştım. Netice itibarıyla başbakanlar, bakanlar, yargıçlar ve savcılar da insandırlar ve onların da  “ruh halleri” vardır ve akıl sağlıklarını irdelemek, birçok meslekte hayatlarımızı ellerinde tutan cerrahların, yolcu uçağı pilotlarının, ruhi sağlıkları kontrol altındandır. Ya, insanların mukadderatını, hatta sonuçta ülkenin mukadderatını elinde tutan savcının? 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş