Ergenekon-Gladyo ve Erciyes

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Emrinde onbinlerce asker, tank, tüfek, top, helikopter vs var iken darbe yapmamış generallerin emekli olduktan sonra yanlarında emir eri bile olmadan darbe planlamaları kadar gülünç bir iddia olabilir mi?
Her kuruşu vatandaşın cebinden çıkan milyarlarca dolarlık banka hortumcuları her dönemin iktidarları ile kol kola girerken kasasında para ve ziynet eşyası bulunan Sinan Aygün darbenin finansörüymüş öyle mi?
Üç beş yıl içinde milyar dolarlık servet edinen türedi zenginlerin kazanç kaynağını aramak yerine köklü bir aileye iftira atmak kolay mı geldi? Saygın bir ticari geçmişe sahip Aygün Ailesi’nin kasalarından çıkan köşe başındaki kuyumcularda bile yok mu?
Yalnız başına Türkiye’nin muhalefet boşluğunu doldurmaya çalışan Sinan Aygün, servetini çocuklarının sünnet düğününde takılan altınlarla, annesinin çıkınından çıkanlara falan bağlamadı. Kredi kartı mağdurları için verdiği mücadele yüzünden bankacıların kara listesinde olan Sinan Aygün, güya son anda önlenen darbenin planlayıcısı ve finansörüymüş!..
Kelimenin tam anlamıyla Amerika’daki Mc Carty dönemini hatırlatan uygulamalar canımı sıkarken Milliyet’in dünkü nüshasında Can Dündar’ı okuyunca kafam iyice karıştı. Ergenekon soruşturmasının savcıları ve özellikle Zekeriya Öz hakkındaki yazıyı okumayanlar lütfen bir göz atsınlar. Rivayetlere göre 2 bin 500 sayfa ile 4 milyon sayfa arasında olan ünlü iddianame, aylardır bugün yarın derken biraz daha gecikecekmiş! Yaklaşık elli sanık için bir yıldır hazırlanamayan iddianame sayı arttıkça daha ne kadar süreceğini bir Allah’ın kulu söyleyemiyor...
Barış gönüllüleri
Asıl maksat “itibar infazı” olduğu için söz konusu infazların genişleyerek devam edeceği de belli olmuş durumda.
AKP’nin üçlülerinden biri Köşk’te, diğeri Başbakanlık’ta iken bir süre için kenara çekilen Bülent Arınç beklenen bombayı patlattı. “Bağırsak boşalıyor” diyen Arınç’a ve ABD’nin stratejik ortağı AKP’ye birkaç sorum olacak.
Madem Türkiye bağırsak boşaltıyor. O zaman 1946’da “Barış Gönüllüleri” yle başlayıp, “gladyo” ile devam eden 1960 darbesi sonundaki yapılanma, 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinde dönen dolapların midedeki isimlerini stratejik ortağınızdan talep ederek açıklayın da görelim. İktidara getirilişin bedelini teslimiyet anlaşmalarıyla ödeyenlerin midelerinden geçenlerin bağırsaklarından nasıl boşaldığını doğrusu en çok biz merak ediyoruz!

Meydan boş değil
Bütün bu gelişmeler esnasında Türkiye’de olmayan muhalefetin ne yaptığına gelince; CHP lideri Baykal, uzun süren suskunluğunu bozarak Erdoğan’a “Sen Savcıysan, ben de Ergenekon’un avukatıyım!” diyerek meydan okudu. Bir nebze olsun meydanın boş bırakılmayacağı mesajını iletti.
Her gün meydanları doldurması gereken Devlet Bahçeli ise içe dönük mücadelenin peşinde. Erciyes Kurultayı’nı yasaklamanın gerekçelerini hayali vasiyete dayandırmaya kalkışırken, “parti içinde muhalefet ederek Türkeş’in mirasına sahip çıkanlara” veryansın ediyor. “Erciyes Kurultayı’nı bahane edenler Türkeş’in mezarında kaç defa fatiha okumuşlar?” diye soruyor. Bahçeli bu konuda haklı. Türkeş’in mezarında O’nun ruhuna değil ama 40 yıllık MHP’nin ruhuna Bahçeli fatiha okuyor ve okutuyor!..
Gerginliği sona erdirmek için “akil adam” arayışı için usta gazeteci Rauf Tamer ne güzel yazmış: “Etrafta o kadar çok sakil ve gafil varken akil bulmak çok zor.”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları