'Ergenekon' isimli operasyonun ardında gizlenen gerçek ne?

İsrafil K.KUMBASAR

Üç vatansever...
Biri, ’federasyonun’ tartışıldığı bir dönemde, görev aldığı kurumda yeniden teşkilatlandığı istihbarat birimleri vasıtası ile bölücü örgüte karşı büyük başarılara imza atan bir Türk subayı.
Halen bölücü örgütün ve dış kaynaklı istihbarat örgütlerin hedefinde bulunan emekli Tuğgeneral Veli Küçük.
Biri, meydanı boş bulduklarını zannedip ‘Türklüğe hakaret etmeye’ yeltenen hainlerin yakasına yapışıp, yüce Türk adaleti aracılığı ile hesap sormayı görev haline getiren bir Türk avukatı.
Şehitlere ’kelle’ diyen Tayyip Erdoğan’ı bile yargı kararı ile ’üç kuruşluk’ duruma düşüren Kemal Kerinçsiz.
Biri, İstanbul’un göbeğinde ’İkinci Vatikan’ kurma hayaliyle yanıp tutuşan Fener Rum Patrikhanesi’nin çevirdiği dolapları ifşa edip, patrik Bartholomeos’u deliye çeviren bir Türk asenası.
Atatürk’ün kurmuş olduğu Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin Basın ve Halkla İlişkiler Sözcüsü Sevgi Erenerol.
Üçü de birbirinden vatansever olan ve işbirlikçi iktidarın ‘ihanet’ politikalarına karşı açık bir sivil toplum muhalefeti yürüten Veli Küçük, Kemal Kerinçsiz ve Sevgi Erenerol, beş günlük bir ’yargısız infaz’ sürecinin ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Tutuklanma gerekçelerine bakar mısınız:
- “Halkı Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyana teşvik amacıyla örgüt kurmak.”

***

İktidar, Türkiye’de bugüne kadar eşine benzerine rastlanmayan bir ’hukuk katliamına’imza atma pahasına da olsa ‘Derin devlet’, ’Gladio’ya da ’Kontgerilla’ diye bilinen ‘derin’ çeteyi (?) nihayet ortaya çıkarmayı başardı.
‘Yargı kararını’dinlemeyerek, olayın üzerine üzerine giden medya birlikleri, ’malum merkezlerden’ kulaklarına üflenen her türlü palavrayı manşetlerine taşıyarak, ’Hablemitoğlu cinayetinden’ tutun da, ’Cumhuriyet gazetesinin bombalanması’, ’Danıştay Baskını’, ’Rahip Santaro cinayeti’, ’Ulus’taki patlama’, ’Diyarbakır provokasyonu’, ‘Şemdinli provokasyonu’, ‘Malatya katliamı’, ‘Hrant Dink cinayeti’,‘Tayyip Erdoğan’a saldırı’ ve Fethullah Gülen’e saldırı girişimlerine’ kadar bütün olayları da bir çırpıda çözmüş oldular.
‘Uzun bir suikast listesini’ ele geçirerek, ‘muhtemel’ olayların da önüne geçtiler.
Orhan Pamuk’u bile ölümden kurtardılar.
‘1 Numara’yı da buldular mı tamamdır.
Adeta bir ‘linç’ kampanyasına tabi tutulan vatanseverler hakkında medyada yer alan en dikkat çekici iddia ise şuydu:
- “Ergenekon terör örgütü, bir Türk-Kürt çatışması çıkartarak, 2009 yılında yapılması muhtemel bir darbeye zemin hazırlamak.”
Ama gelin görün ki, böylesine bir hedefi için yola çıkmış olan ‘derin’ çete, aylardan beri cinayette kullacağı ‘Glock’ marka bir tabanca, ‘cinayeti gerçekleştirecek’ bir tetikçi ve ‘tetikçiye ödenecek’ 2 milyon dolarcığı bulamıyor.

***

‘Hollywood filmlerine’ taş çıkartabilecek ne müthiş bir senaryo değil mi?
Senaryo müthiş ama ne yazık ki öngördükleri maksat da hasıl oldu?
Türklerin kurtuluşunu simgeleyen ‘Ergenekon’ ile ‘terör’ kelimesini yan yana getirmeyi başardılar.
Türklerin yeniden kurtuluşunu simgeleyen ‘Kuva-yı Milliye’ ile ‘çete’ kavramını da eşleştirdiler.
Geriye ne kaldı?
‘Anti emperyalizmden’, ‘tam bağımsızlıktan’ bahsedip, olup bitenlere karşı çıkanları susturmak.
‘Milli’toplumsal muhalefetin önünü kesmek.
Veli Küçük, Kemal Kerinçsiz ve Sevgi Erenerol’un tutuklanmalarının, tam da mücadele bayrağı açtıkları meselelerin yeniden gündeme geldiği bir döneme rastlaması hiç de tesadüfi değildir.
Dikkat ederseniz, ‘azınlık mallarının’ iade edilmesi ile ilgili kanun Meclis’ten geçtikten sonra, kamuoyunda ‘dikkate değer’ herhangibir tepki meydana gelmedi.
Tayyip Erdoğan’ın ‘TC Başbakanı’ sıfatı ile Fener Rum Patrikhanesi’nin ‘Ekümeniklik’ iddiasını kabul etmesi karşısında eskisi gibi kimse pek fazla oralı olmadı.
Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın, ‘Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması yönündeki açıklamaları da buharlaşıp uçtu.
Öyle görülüyor ki, TCK’nın ‘Türklüğe hakareti’ düzenleyen 301’inci maddesini de artık bu hengamede daha rahat bir şekilde Meclis’e indirip, kolaylıkla geçirecekler.

***

Türkiye’de gelinen son noktanın resmidir:
Vatanseverler, ‘çete’ diye damgalanıp içeri tıkılıyorlar.
Hainler, şefkatli kollarda ‘genç’ muamelesi görüyorlar.
Türklerin ‘Tüklerin yurdu’ olmaktan çıktığını belgeleyen bu resmin karşısına geçen hainler,  “Vatan mı demiştiniz, işte size vatan” diye glu glu dansı yapıyorlar.

***

İlgili veya ilgisiz herkes soruyoruz:
Yaptıkları herşey ortada olan vatanseverler, ‘çete’ diye damgalanıp içeri alınırken, acaba hangi ‘derin’ çetelerin üzeri örtülmek isteniyor?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş