"Ergenekon" "Susurluk" ve "demokrasi"

Sadi SOMUNCUOĞLU

“Ergenekon ve Susurluk” tartışmaları, Türkiye gündeminin örtüsü oldu. Gazeteler, televizyonlar, siyasetçiler, kurumlar, hasılı toplumun her kesimi bununla meşgul. Daha neyin ne olduğu belli olmadı, ama keşmekeş içinde, suçlama ve kamplaşma devam ediyor.
Kampın bir tarafında; insanların savunmasını beklemeden hükmü verip infaza kalkışanlar var. Bunlar dokunulamaz zannedilenlere dokunulduğu, evlerde ve toprak altında silah ve cephane bulunduğu, devletin içine sızan çeteler temizlendiği, PKK’lıları infaz edenler yakalandığı, derin devlet ve korku imparatorluğu çökertildiği, ölüm çeteleri ve kontrgerilla darbecileri yakayı ele verdiği, “büyük hesaplaşma” yapıldığı için bayram ediyor.  “Demokrasi” nin kurtulduğu, korku toplumundan hukuk ve özgürlükler toplumuna geçildiği görüşündeler. Tabii kötü niyetlileri hariç.
Kampın öbür tarafında; soruşturmanın hukuka aykırılığından, gözaltına almalardaki aşağılayıcı görüntülerden, evlerin aranma şeklinden, milyonlarca telefonun yasal veya yasadışı yollarla dinlenmesinden, korku toplumu yaratıldığı için insanların birbiriyle konuşamaz hale gelmesinden, temel  insan haklarının ihlal edilmesinden, iktidarın bu yolla muhalefeti sindirmeye çalışmasından, baskıcı rejime gidilmesinden, soruşturmaya delillerden değil de kişilerden başlanmasından, devletin en önemli temsil makamlarında bulunmuş yaşlı-başlı insanların günlerce emniyet hücrelerinde bekletilmesinden, daha deliller toplanmadan, suç tarif edilmeden, iddianame hazırlanmadan medyada suçlama kampanyası açılmasına izin verilmesinden, davaların bir türlü başlamamasından, insanların ölünceye kadar tutuklu kalmalarından, hukuk kullanılarak Cumhuriyet’le hesaplaşılması ve intikam peşinde koşulmasından şikâyet edenler var. Değerler açısından kim nerede, kararı siz verin.

* * *

İçerideki tablo özetle böyle. Ya dışarısı? Tabii dışarısı denilince, öncelikle AB ve ABD hatırlanmalı. İkisi de çok memnun. Sonuna kadar gidilmeli, derin devlet tasfiye edilmeli, “demokrasi” ve “özgürlükler” güçlendirilmeli diyorlar. PKK, DTP, Barzani gibileri de aynı görüşte.
Zaten “Ergenekon” un 5 Kasım 2007’de Erdoğan-Bush mutabakatıyla ele alındığını Fehmi Koru yazıyor. 
Peki, Türkiye dışındaki Türkler ve Türkiye’yi sevenler ne düşünebilir? O belli değil mi? En basit ifadesiyle üzülüyorlardır. 
SONUÇ:
Herkes demokrasi, insan hakları diyor, ama bu değerlere kendileri  inanmıyor, uymuyor. Samimiyetsizlik ve istismar söz konusu.  Esasen, kanuna aykırı hareketlerin takibi, demokrasinin değil, hukuk devletinin, yasaların gereğidir. Kamu düzeninin icabıdır. İyi ama, hükümete darbe söz konusu ise, bu demokrasiyi, insan haklarını ilgilendirmez mi?
Cevabımız hayır. Çünkü kanun dışı eylemlerin, cinsi ne olursa olsun önlenmesi hukukla, devlet olmakla ilgilidir. Demokrasiyle doğrudan alakası yoktur. Ancak, bu rejimi kaldırıp, yerine başka bir rejim getirmek istiyorsa, o zaman  durum değişir. Mesela; komünist bir rejim kurmak gibi. 
Ülkemizde, 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 olmak üzere iki darbe yapıldı. İkisinin de ilk taahhüdü, en kısa zamanda demokrasiye dönmek oldu. Nitekim, 27 Mayıs 1 yıl, 12 Eylül 3 yıl sonra demokrasiye döndü. Şunu söyleyebiliriz, demokrasi kesintiye uğradı, bu da zararlı oldu. Bu doğru.
Eğer ülkemizde, başta partilerimizin genel başkanları olmak üzere, samimi olarak isteniyorsa, demokrasi önce partilerin içinde kurum ve kurallarıyla tesis edilmelidir. O zaman bütün ülkede, demokrasi olur. Sendikalarda, derneklerde, vakıflarda, barolarda, hasılı her yerde. Demokrasinin temel kurumları olan partilerde demokrasi yoksa, başka yerde aramak beyhudedir.
Eğer, 550 milletvekilini genel başkanlar seçiyorsa, millet iradesi yok demektir. Bir seçim bölgesinde 6 bin kişiye, diğerinde 120 bin kişiye 1 milletvekili düşüyorsa, eşitlik bozulmuştur. Kararları, partilerin yetkili organları değil de, genel başkanlar veriyorsa, temsil demek olan demokrasiden söz edilemez. Orada tek adam yönetimine dayalı şeklen demokrasi var demektir. 
Son söz: “Ergenekon” ve Susurluk “u hukuka bırakın, partilerdeki gerçek demokrasiye bakın.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş