"Ergenekon" tertibi Mossad'ın işi olmasın!

Özcan YENİÇERİ

“Niye açıklamıyorsunuz?” dediler. Sonunda “Al size açıklama” der gibi dev bir iddianamenin fiziki ve şekli bütün boyutları açıklandı. Görmedik ama söylendiğine göre tamı tamına 2 bin 455 sayfaymış. Departman departman bilmem kaça ayırmışlar. Deliller öbek öbek ağzı bağlı torbalar halinde yığılmış ortaya yere. Şu kadar operasyon yapılmış. Şu kadar insan dinlenmiş. Şu kadar da gizli tanık sağlanmış. Milyonlarca sayfa telekulak kaydı yazılı belgeye dönüştürülmüş. Bu hummalı ve büyük çalışmanın sonucunda da bilmem şu kadar kişi tutuklanmış!

İddialar, ithamlar ve iftiralar!
Resmi söylemlerin dışında ne iddialardan ne de mahkeme kararına rağmen sayfa sayfa iktidardan beslenen gazetelerde yayımlanan ifadelerin doğruluğundan haberimiz var! Ancak ileri sürülen iddiaların, sanıklara yüklenen suçların ve üst üste yapılan tutuklamaların kamu vicdanını güçlü bir biçimde rahatsız ettiğinden haberimiz var.
Kuşkusuz yapılan haksızlık ve hatalarla kendilerine karşı yapılmadığı sürece ilgilenmeyenlerin çoğunlukta olduğu da biliniyor. Onlar, olan bitene “Bu kadar kusur kadı kızında da olur” edasıyla yaklaşmaktadırlar. İktidar yanlısı medya tam da bunu yapıyor. Kuruların yanında azcık yaş da yanacaktır imajını yaygınlaştırmaya çalışıyorlar.
Yapılan operasyon ve tutuklamalardan daha çok, yaşanan süreçte iktidar yanlısı medyanın tetikçi gibi hareket etmesi, Türkiye’yi korku cumhuriyetine çevirmiştir. İktidara yönelik eleştirel tavır içinde olan herkeste “Kapının düğmesine ne zaman basılacak” kaygısı yaratılmıştır. Yapılan her tutuklamanın ardından iktidar medyası “Operasyonun medya ayağı ya da falan yönü eksik kaldı” türünden başlıklar atmışlardır. Yıllara sarkan tutuklama, takip edilme, kayıt etme ve kontrol altına almalarla iktidar muhaliflerinin sindirilmesi sağlanmıştır.

İddialar ve iddianame!
Başsavcı Engin’in açıkladığı kadarıyla iddianamede suçun her çeşidi var. Yalnız suç değil gerçekte iddialar arasında tarih, efsane, terör tanımı, komplo, entrika, cinayet, suikast, komplo, devlet yıkma, hükümet devirme, askeri itaatsizlik, ayaklanma çıkarma, tahrik gibi suçun her çeşidi mevcuttur. İddialar, iftiralar, suçlamalar ile ithamlar iç içe girmiş durumdadır. İddialar arasında yok yoktur!
Birbiriyle ilgisiz olayları birbirine ekleyerek, çok daha içinden çıkılmaz ve karmaşık örgüt icat etmek Türkiye’de her zaman mümkündür. Bu ülkede olan biten her şeyi bir tek nedene indirgemek sonra da bunu dış mihraklara bağlamak gelenektir. Günah keçisi ilan etmek ve suçu ihale etmek derin düşünce sahibi olmayanlara çok kolay gelmektedir. Bir zamanlar ülkede olup biten her şeye bu Sabetaycıların, Masonların, komünistlerin, faşistlerin işi denirdi. Galiba bundan sonra da her türlü kötülüğe “Ergenekoncuların işi” denilip geçilecektir.
Mahkemeye sunulan iddianamenin içeriğinde yer aldığı öne sürülenler -yasak olmasına karşın- yine iktidar yanlısı basına sızdı. Bu sızıntı bilgilere göre iddialar arasında Agarta adlı tarikat tipi bir yapılanmadan söz ediliyor. Buna bir çeşit Türkiye usulü “Tapınak Şövalyesi” örgütlenmesi de denilebilir. Bu efsaneye de birileri ciddi ciddi yer vermiş. İddia edildiğine göre bizzat iddianame “Ergenekon” yapılanmasını tarihini 600 yıllık bir tarikat örgütlenmesi olarak Agarta’yla ilişkilendirmiş. Böylece karşımıza Tibet ve Orta Asya gelenekleriyle başlayan Göktürk, Uygur ve Hun masallarında  yer alan efsanevi bir yeraltı organizasyonu olan bir çeşit yeni “Ergenekon” çıkarılmıştır. Açıklamalardan anlaşılıyor ki, Ergenekon’un yalnız dişi kurdu “Asena” sı eksik!

Komplo Mossad’ın işi olmasın!
İddianamenin dayandığı belgelerin ilk kaynağı bugünlerde Kanada’da “Hahamlık” yapan Tuncay Güney adlı bir adamdır. İlk kez böyle bir örgüte ait belgeleri Emniyet makamlarına veren kişinin bu adam olduğu biliniyor. Acaba bu hahamın Mossad ajanı olup olmadığı konusunu birileri araştırmış mıdır? Bu zat şimdi Kanada’da yaşıyor. Kanada, son zamanlarda İngilizlerin Anadolu’yu işgalinin daha fazla özgürlük getireceğini söyleyenlerin iki buçuk saat içinde İngilizlerin de yardımıyla vatandaşlık hakkı kazandıkları bir ülkedir. Bu durumda işin içinde doğrudan Mossad’ın, biraz CIA’in, azcık da İngiliz MI5’in olmadığını kim garanti edebilir? Düşünmeye ve irdelemeye değmez mi?
 “Ergenekon” adı verilen davayla ilgili olarak yapılan her açıklama kafaları biraz daha karıştırmaktadır. Abartılı yorumlar, şişirilmiş iddialar ve iç içe sokulmuş olaylar kafalardaki sorulara cevap vermeye değil karıştırmaya yarıyor. Türkiye’de kafaların karışık olmasının Mossad’ın ülkesinin şu sıralarda işine gelir mi? İran’a yönelik saldırı hesapları içinde olan İsrail’in bu sıralarda Türkiye’de kafaların karışık olmasında yararı olabilir! Düşünmeye değer...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş