Ergenekon yurdun adı, hadi bozkurt yürü hadi

İsrafil K.KUMBASAR

Ergenekon, bir Türk destanıdır.
Destan, düşmanları tarafından hileyle yenilgiye uğratıldıktan sonra, dört bir yanı dağlarla çevrili ‘Ergenekon’ isimli bir bölgeye sığınan Türklerin, yeniden çoğalmalarını ve bir gün demir dağları eritip, önlerine düşen gök yeleli ‘bozkurt’ sayesinde yeniden yeryüzüne yayılmalarını anlatır.
Düşmanları tarafından ‘tarihten’ silinmek istenen Türk milletini yeniden ayağa kaldıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bastırdığı paralara ve pullara ‘bozkurt’ motifleri koyduruyor, yaptırdığı heykelleri ‘bozkurt’motifleriyle süsletiyor, izci çocuklara ‘Yavru Kurt’ adını veriyor, ‘Göktürk’ yazıtlarından kopyalanan hitabelerinde Anadolu’yu ‘Ergenekon’ olarak tarif ediyordu.
Atatürk, kendisine ‘Türkiyat Enstitüsü’nün ambleminin nasıl olması gerektiğini soran Fuad Köprülü’ye aynen şu cevabı veriyordu:
- “Karlı Tanrı Dağları’nın önünde elinde meşale tutan bir bozkurt olsun. Bu meşale, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ilminin ifadesi olsun. Ergenekon’dan çıkmamızda kılavuz olan bozkurt, Türklüğün Anadolu topraklarındaki yeni devletinin kuruluşunu ifade etsin.”
Birçok kişinin gözünde o bir ‘Bozkurt’ idi.

***


‘Ergenekon’ ismi ile bir piyes yazıp Ankara’da Atatürk’ün huzurunda sahneye koyan Behçet Kemal Çağlar, Dolmabahçe’den Anıtkabir’e isimli kitabında, o günleri bakın nasıl anlatıyordu:
 “Ankara’ya ayak basışının yıldönümünü kutlamaya Halkevi’nde ilk defa karar vermiştik.
Reşit Galip nutuklarının en güzelini söylemiş, ben de Ergenekon ismindeki manzum ve bir perdelik bir piyesi bir arkadaşla oynamıştım.
Birinci efsane Ergenekon’la ikinci hakiki Ankara Ergenekon’u birbirine vasleden bu piyeste dağlar, demircinin çekiciyle parçalanınca Turan illeri yerine Ankara görünüyor ve kaybolan Bozkurt’un yerine Atatürk’ün silueti ufukta güneş gibi parlıyordu.”
‘Bozkurt’ motifini ve ‘Ergenekon’ temasını efsaneden çıkararak Atatürk’e ve Ankara’ya bağlayan Çağlar, bir şiirinde şu mısralara yer veriyordu:
Yay yine gerilmede, fırlayacak yine ok,
Yine vatanımızın yeryüzünde eşi yok.
Bozkurt, Ergenekon’u yeni delmiş gibidir,
Herkes bir ihtirası seyre gelmiş gibidir.

***

Fazıl Hüsnü Dağlarca, Bozkurt’u bir topluluğun iradesi olarak yorumluyor ve iradenin Atatürk üzerinde tecelli ettiği görüşünü ortaya atıyordu:
Bozkurt çıkmış kapanık dünyalardan dışarı,
Parıltısı yeryüzüne, ellerimizdeki tuğun.
Mustafa Kemal hiç kimsenin değil,
Mustafa Kemal iradesi topluluğun.
Nâzım Hikmet bile, Kurtuluş Savaşı Destanında Kocatepe’deki Atatürk’ü şöyle tasvir ediyordu:
Paşalar onun arkasındaydılar.
O saati sordu.
Paşalar: ‘Üç’dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun kenarına kadar,
Eğildi durdu...
Bıraksalar,
İnce uzun bacakları üstünde yaylanarak
Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlayacaktı.

***

 
Sıkıştırıldığı Anadolu coğrafyasında, bütün değerleri katledilen, destanları bile ‘karanlık ilişkilere’ alet edilip kirletilen Türk milleti, önündeki ‘dağları’ eritip ‘kutlu fetihlerin’ kapısını aralayacak olan ‘Bozkurt’un yeniden ortaya çıkmasını bekliyor.
Ne diyordu Ziya Gökalp:
Ergenekon yurdun adı
Börteçine kurdun adı
Dört yüz sene durdun hadi
Çık ey yüz bin mızrağımız.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş