"Ergenekon'dan" çıkış...

A+A-
Altemur KILIÇ

HSYK -Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu- genelde Hâkim ve Savcıların yerlerini değiştirir ve yeni tayinler yapacakken, “Ergenekon” Savcı ve Hâkimlerinin yerlerinin değiştirilmesi, öne çıktı... “Ergenekon süreci” şayet, adilane hükümlerle sona erdirirse, bu süreçten beslenenler, nema alanlar, “fesat sütünden” kesilecekler, “merkepten düşmüşe” dönecekler! Fesat tayfasından Taraf, manşetinden “Halk bunu, yani şimdiki savcıların değiştirilmesini, affetmez” diye haykırıyor! Halkın kimi, neyi affedip, affetmeyeceğini zaman gösterecek ve ilerde bağımsız tarihçiler yazacaklar!

Gerekçe mi istersiniz!
Artık ayyuka çıkan bu gerekçeleri Türk Halkı çoktan biliyor. Objektif bir kamuoyu araştırması yapılsın, Türk milleti -bu “süreçten” -fena halde rahatsızdır... Çünkü herkes, kendi özel hayatlarına da dayanan bu süreçte; telefon ve ortam dinlemeleriyle “teknik takibe” takılmaktan korkuyor. Ve onurlu Atatürk Milliyetçilerinin ve PKK’ya karşı mücadele vermiş kahramanların, generallerin, kendi kişisel çıkarları için “çeteler” kurmuş olanlarla aynı kefeye konulmalarından, bundan sonraki dalga ve iddianamelerle, bu sürecin sonsuza kadar, yani canlar alarak devam etmesinden, son derecede rahatsızdır. Tutuklamalar ve aramalardaki hoyratlıklar, polisin veya savcıların, kanunlara göre gizli olması gereken belge ve haberleri, medyaya sızdırtmaları, iddianamelerde olağan telefon sohbetlerinin, Tuncay Güney adlı birinin ne oldukları belli olmayan “gizli tanıkların” ücret veya vaat mukabili  “ifşaatlarının” delil olarak gösterilmesi, “halkın” gözlerinden kaçmadı.

HSYK bağımsız mı?
Ve bu kritik kavşakta, Savcı ve Hâkimlerin değiştirilip, değiştirilmemesi kararını verecek HSYK gerçekten bağımsız mı? Adalet Bakanının başkanlığındaki Kurul, netice itibarıyla Başbakana bağlı... Bu davanın savcısı olmakla ve  “bu temiz eller operasyonunu”  başlatmakla övünen, “sonuna kadar gideceğiz”  diyen, Başbakan Erdoğan bu konuda tarafsız mı? En azından, şimdi, müşkül durumda.
Kurul değiştirme kararı verirse bir türlü, karar vermezse, Savcıları ve Hâkimleri ipka derse başka türlü. O zaman, son tahlilde, kamuoyunun değerlendirmesinden ve asıl tarihin hükmünden kurtulamayacaktır!
O  “savcılara”  gelince, işler bu tartışma raddesine geldiğinde, vicdanlarını bir tarafa bırakıyorum, bundan sonra rahat olacaklar mı? Kamuoyu kendileri hakkında ne hüküm verecek?
“Dere geçilirken at değiştirilmez” diyorlar... Ben ekleyeyim bu süreçte  “atı alan Üsküdar’ı geçti”. Amma bu safhada HSYK radikal bir karar veremezse, ortada ne at kalacak, ne de  “Üsküdar”. Türk tarihinde, hiç bir dava, Türk milletinin var oluşunu, kaderini, bu kadar etkilememiştir ve hiç bir dava da Türkiye’yi, iç ve dış düşmanlara karşı, bu kadar mecalsiz bırakmamıştır!

Uyarı
Bana  “Aman bunları yazma, sonra dalga seni de götürür”  diyorlar... Beni sorgulayacak savcılara şimdiden söyleyeyim; Türkiye Gazeteciler Cemiyetinden ve  “Eski Muharipler Cemiyetinden” başka hiç bir örgüte üye olmadım. Terörün çıkmaz yol olduğunu, her fırsatta söyledim. Fakat itiraf edeyim bu “kâbustan”  nasıl kurtuluruz diye düşündüm ve şimdi, çoğu içerdeki, Atatürkçü dostlarımla dertleştim! Eğer bu suçsa! Ve eğer, evimde arama yapacaklarsa, boşuna zahmet etmesinler; arşivlerimde kitap çalışmalarım, gazete kupürleri ve bol miktarda “Atatürk” bulurlar!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları