Ergenekon'un kalitesi

A+A-
Afet ILGAZ

Sabahları televizyonlarda, “gazetelerde ne var ne yok, şöyle bir göz atılan” programlar var, onları dinlemeye çalışıyorum. Bu sabah, çarşamba sabahı bu programlardan birinde çok tuhaf bir köşe yazısı fotoğrafı gördüm. Evet, çok tuhaf bir “köşe yazısı” okundu diyemiyorum; çünkü okunmadı, gösterildi.
Yorum sizden...
Köşe yazısının kendisi değil başlığı idi insanı dehşete düşüren ve bu fotoğraf yorumsuz verildi. Ben de yorumsuz
veriyorum. Başlık şuydu:
“Düdüklü makarnalar şiştiniz mi?”
Her halde, düdüklü makarnaların şişmesine sebep olduğu düşünülen hadise, Genelkurmay’ın ıslak imza açıklaması idi. Ama Dursun Çiçek gene de itiraz etti. “İmza makineleri var, imzama çok benzeyen bir imza çizmişler”  dedi. Bir de askeri bilirkişinin verdiği garip bir rapor vardı:
Ne demek bu?
“Eğer doğruysa bu bir darbe planıdır” deniyordu. Ne demek bu? O belge size, doğru olup olmadığının tespiti için verildi. Bundan şüpheniz varsa, bu şüphe üzerine nasıl hüküm bina edilebilir.
Turgut Kazan’ın çırpınışları
Koskoca büyük bir avukat olan Turgut Kazan için  “çırpınış”  lafını kullanmak istemezdim ama o intibaı veriyordu basın toplantısında. 12 tane gizli tanık... Batıdaki gizli tanık işini nasıl da keyfi kullanıyorlar, şaşılacak şey. Üstelik bu tanıkların bir kısmı yüksek bürokrat, savcı, polis falan... Üçü de akraba sen, ben, bizim oğlan...
Başsavcı Cihaner’in tahliye talebini, avukatı Turgut Kazan geri çekti, çünkü gizli tanık bürokrat olamazmış. Savcının davasının Yargıtay’a gitmemesi için neler yapıyorlar!

* * *

Sayın Deniz Bayakal’a
Sayın Baykal, sizin halkı rencide etmemek üzere geliştirdiğiniz hoş bir siyasetiniz var. Kimsenin kılık kıyafetine karışmıyorsunuz bunda da  çok samimisiniz. Ama teşkilatınızdaki bazı bayanlar bu inceliği anlamıyorlar. Mersin’de bir takım bayanlar toplanıp çarşaf yakmış. Hilafetin ilgasının yıl dönümünde mi ne. Hilafetle çarşafın çok yakın bir ilgisi olduğunu sanmıyorum. Üstelik, halkın, geçmiş değerlerine ve kurumlarına, özlem duymasalar da saygılı olduklarını bilmek zorundayız. En azından bir kısmının. Çarşaf yakarak AKP’nin Türkiye’yi içine düşürdüğü bunalımlardan hangisine çare bulunabilir? Üstelik Bülent Arınç’a da bir kaşını kaldırarak saatlerce konuşmak fırsatı verildi bu anlamsız, lüzumsuz hareketle.
Tam da referandumun konuşulduğu ve sizin haklı çıkışlar yaptığınız günlerde, bu konunun CHP aleyhine propagandalara fırsat verebileceğini bu hanımlar görmüyorlar mı? CHP’nin o kadar haklı ve yerinde muhalefetini baltalamak için daha iyi bir yol bulunamazdı. Bülent Arınç’ı televizyonlarda gördüğümde hızla geçiyordum ama bu sefer hızla değil üzülerek geçtim.

* * *

Kıbrıs’tan asker mi çekiyoruz?
Başbakanın büyük bir soğukkanlılıkla söylediği şu:
 “Kıbrıs’tan asker çekebiliriz”  sözünü duyunca şaştım kaldım. O kadar haklı iken haksız duruma düşmek... O kadar garanti anlaşmaları varken ve bugün, AB tarafından bankalarının 60 milyon dolarının of shore hesabına transfer edildiği Güney Kıbrıs’ı binbir hileyle AB’ye almışlarken, o kadar şehit ve zayiatla Adanın küçük bir kısmını ancak zulümden kurtarmışken... Başbakan bir de  “Geçmiş geçmişte kalmıştır”  demiyor mu...
Tunceli isyanını CHP’ye karşı kullanırken, 28 Şubat’ı ısıtıp ısıtıp mağduriyet sebebi yaparken de Başbakan böyle sakin ve hoşgörülü olsa!
Kıbrıs dedim de aklıma geldi. Nasıl olsa amiraller de içeri atıldı, SAT komandolarından da içeri atılanlar oldu...
Şimdi gözler Üçüncü Ordu’da. Türkiye’nin en kritik bölgesinde iki yıldır asayişi sağlayan bir kumandan... Güneydoğudan Ermeni, Gürcistan sınırına kadar... İfadesi alınmadan hakkında dava açılıyor.

Yazarın Diğer Yazıları