Ermeni hainlere, 'şanlı avcı' diyen büyük şair!

İsrafil K.KUMBASAR

Doğu Anadolu’da bağımsız bir Ermenistan devleti kurmaya çalışan Ermeni komitacıları, karşılarında en büyük engel olarak gördükleri Sultan 2. Abdülhamit’i ortadan kaldırmak için planlar yapıyorlardı.
Hedefe ulaşmak için, Avrupa ve Rusya’daki uluslararası anarşistlerle ilişki kurmuşlar, onlardan gerekli yardım ve desteği sağlamışlardı.
Bu iş için özel olarak İstanbul’a gelenlerden biri de Belçikalı ünlü anarşist Edvard Jorris’ti.
Hazırlanan plana göre, Yıldız Camisi önünde bomba patlatılıp Abdülhamit öldürüldükten sonra, Galata Köprüsü, Tünel, yabancı banka ve kurumlar havaya uçurulacak, yabancı devletlerin işe karışmaları sağlanacaktı.
Gerçek adı Kristofor Mikaelyan olan, fakat Samuel Fayn takma adıyle dolaşan bir Ermeni, Viyana’da özel bir fayton yaptırmış ve bunu parçalar halinde İstanbul’a sokmuştu.

* * *

Ve beklenen gün geldi.
21 Temmuz 1905 Cuma günü, üzerine 80 kilodan fazla patlayıcı madde yerleştirilmiş olan fayton, namaz kılmak Yıldız Camisi’ne gelen Abdülhamit’in arabasının yanına bırakıldı.
Abdülhamit, caminin kapısından çıkıp dört at koşulu arabasına doğru yönelince Kristofor Mikaelyan ve kızı olarak tanıttığı Robina, aralarında ‘cehennem makinesi’ diye adlandırdıkları bomba düzeneğini harekete geçirdiler.
Ancak, yolu üzerinde Şeyhülislâm Cemalettin Efendi ile konuşmaya dalan Abdülhamit, iki dakika gecikince ölümden kurtuldu.
Saldırıda 26 kişi öldü, 58 kişi de yaralandı.
Kristofor Mikaelyan da ölüler arasındaydı.
Saldırıdan sonra yakalanan Hacı Nişan Minasyan, sorgusu sırasında gittiği tuvalette, teneke ibrikle bilek damarlarını ve karnını yırtarak intihar etti, idam cezasına çarptırılan Edvard Jorris ise daha sonra Abdülhamit tarafından affedildi.

* * *


Abdülhamit’in Ermeniler tarafından öldürülememesi, bazılarını oldukça fazla üzmüştü.
Tevfik Fikret, üzüntüsünü  “Bir Lâhza-i Ta’ahhur” adlı şiirinde şöyle dışa vuruyordu:
“Ey şanlı avcı, damını bihûde kurmadın.
Attın fakat yazık ki, yazıklar ki, vurmadın.”
Abdülhamit ise bu mısraların sahibine, şu cümleyle karşılık veriyordu:
- “Hiçbir namuslu Ermeni, padişahına kasteden eli bombalı ırktaşına ‘şanlı avcı’ diyecek kadar hayâsız olmamıştır.”
Ama gelin görün ki, oğlu Amerika’da papazlığa terfi eden zat, gün geldi bu ülkede en çok itibar gören kişiler arasında yerini aldı.
Okul kitaplarında, bu milletin çocuklarına ‘büyük şair ve mütefekkir’ olarak sunuldu ve halen de öyle sunulmaya devam ediliyor.
Onun gibi daha nice ‘ihanete’ alkış tutan, methiye dizen birçok kişi, bugün devletin en tepe noktası olan Çankaya’da ağırlanıyor.

* * *


Dileyelim ki, ‘Türkçe’ isimlerinin arkasına sığınıp, buldukları ilk fırsatta Ermenilerden  “Özür diliyorum” adı altında bir imza kampanyası başlatarak, Türk milleti için “Soykırımı kabul ettiler” diye tarihe kayıt düşmek isteyen işbirlikçi ‘kripto’ artığı hainler, bir gün bu ülkede en fazla itibar görenler listesine dahil olup, kitaplarda ‘büyük aydınlar’ diye yer almasınlar.
Olur mu olur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş